Şubat 2026’da Türkiye’de görülen bir çocuk istismarı davasında mahkemenin verdiği karar kamuoyunda büyük tepki topladı. 10 yaşındaki bir çocuğun komşusu ve aynı zamanda akrabası olan M.Ç.’nin, çocuğu evine çağırarak istismar ettiği iddiasıyla açılan davada sanık hakkında “12 yaşından küçük mağdurların cinsel istismarı” ve “çocuğun cinsel istismarı” suçlarından yargılama yapıldı. Ancak mahkeme, fiili “sarkıntılık” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” kapsamında değerlendirerek sanığa 13 yıl hapis cezası verdi. Buna rağmen tutuklama kararı uygulanmadı ve sanık serbest bırakıldı. Dosya istinaf mahkemesine taşındı.
Karar, hukukçular ve çocuk hakları savunucuları tarafından “ceza adaletine aykırı” olarak nitelendirildi. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından Rojin Kartal, eylemlerin “sarkıntılık” düzeyinde değerlendirilemeyecek kadar ağır olduğunu, mahkemenin fiili daha hafif bir suç tipi içinde ele almasının ceza adaletinin temel ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı. Mağdurun annesi ise duruşma sonrası yaptığı açıklamada, “Bu adam toplum içinde gezmemeli. Bu mahallede çocuklarımızın güvenliği tehlikede” diyerek karara tepki gösterdi.
Bu karar, Türkiye’de çocuk istismarı davalarında mahkemelerin verdiği cezaların yeterliliği ve tutuklama uygulamalarının tutarlılığı konusunda tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kamuoyunda, çocukların korunması için daha caydırıcı ve adaletli kararların alınması gerektiği yönünde güçlü bir talep oluştu.
Kaynaklar:
Cumhuriyet
T24