ERDOĞAN’DAN FON SORUŞTURMASI VE DIŞ POLİTİKA MESAJLARI: “SORUMLULUĞU OLAN KİM VARSA HESAP VERECEK”
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için gittiği New York’ta Türkevi’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fon soruşturması ve borsadaki krize ilişkin konuşan Erdoğan, “Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır” dedi. Erdoğan ayrıca “Terörsüz Türkiye” süreci, BM Güvenlik Konseyi reformu, Hürmüz Boğazı, Mekke Savunma Anlaşması ve F-35 konularında önemli açıklamalarda bulundu.
NEW YORK – Birleşmiş Milletler[1] Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’de[2] bulunan AKP’li[3] Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan[4], New York’taki Türkevi’nde[5] değerlendirmelerde bulundu ve gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Sermaye Piyasalarının Sınırlı Bir Alanında Ortaya Çıkan Bir Sorun
Erdoğan, fon soruşturması ve borsada yaşanan krize ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu. Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk Borsasına yapılmış bir haksızlık olur” dedi.
Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Adım Atılıyor
Erdoğan, soruşturma sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli her türlü adım atılıyor ve atılacak. İlgili kurumlarımız meselenin üzerine kararlılıkla gidiyor. Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı; bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu. Şunun bilinmesini isterim: Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır. Ne uğruna olursa olsun kimsenin selden kütük kapma yarışına girmeye, insanımızı tedirgin etmeye hakkı yoktur.”
Erdoğan, sürecin şeffaf ve hassas yürütülmesinin önemine dikkat çekerek, “Bizim de talimatımız bu yöndedir. Ayrıca benzer bir problemin tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil, hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa, bunların da hayata geçirilmesini sağlayacağız” dedi.
Terörsüz Türkiye Günübirlik Bir Mesele Değil
Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunarak, “Terörsüz Türkiye bizim için malum günübirlik bir mesele değil. Bu, Türkiye’nin yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtulması meselesidir. Bildiğiniz gibi yasal çerçeveyi Türkiye Büyük Millet Meclisi[6] ortaya koydu. İlgili mekanizmalar kuruldu, kuruluyor. İlgili kurumlarımız sahada ve gerekli takipleri yapıyorlar. Çerçeve yasanın uygulanabilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerekir. Bunun nasıl tespit ve teyit edileceği de bellidir. Süreç ilgili birimlerimizin kontrolünde adım adım ilerliyor. Meclisimiz de yasada tanımlanmış çerçevede sürece katkı verecek ve Türkiye, inşallah, birlik ve beraberlik içinde terör defterini kapatacaktır” dedi.
Erdoğan, “Buna takoz koymaya çalışanlar kuşkusuz vardır. Terör endüstrisinin paydaşları bu defterlerin kapanmasını tabii ki istemiyor. Ama biz bunlara bekledikleri fırsatı vermeyeceğiz. Cumhur İttifakı[7] olarak, devlet olarak bu konuda kararlıyız. Hasılı kelam, bize yansıyan bir sorun yok. Süreç ilerliyor ve inşallah neticeye de uzak olmayan bir zamanda ulaşacağız” ifadelerini kullandı.
BM’de Veto Mekanizması Kaldırılmalı
Erdoğan, BM[8] Güvenlik Konseyi’nin yapısına ilişkin eleştirilerini yineledi. Erdoğan, “Her şeyden önce bugün 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığı bir Birleşmiş Milletler’den söz ediyoruz. Bu adaletsiz yapının, küresel istikrar ve huzuru koruyabilmesi, ortaya koyduğu temel ilkelere bağlı kalabilmesi, insanlığa vaadini yerine getirebilmesi mümkün değildir. Mesele sadece Türkiye’nin daha fazla söz sahibi olması değil, mesele Afrika’nın, Asya’nın, Latin Amerika’nın, İslam dünyasının, Avrupa’nın ve diğer bütün bölgelerin kendi tecrübeleriyle, kendi iradeleriyle bu küresel sistemde hakkaniyetli biçimde temsil edilme meselesidir” dedi.
Erdoğan, “Bunun için diyoruz ki; veto mekanizması kaldırılsın; sadece 5 üyeyi koruyan Birleşmiş Milletler modelinden, bütün üyeleri kuşatan bir mekanizmaya geçiş yapalım. Genel Kurul’u güçlü, kuvvetli ve etkin kılalım. Kurulacak yeni yapıda, seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yaptığı, yeniden görev almak isteyenlerin uluslararası toplumun güvenini yeniden kazanmak zorunda olduğu, daha adil bir sistem olmalıdır. Dünyanın sorunlarına 5 üye değil, bütün üyeler çözüm sunsun ve kararlar alsın. Çünkü dünyanın artık yeni duvarlara değil, yeni köprülere ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı’nın Gemi Trafiğine Kapatılmasına Karşıyız
Erdoğan, Hürmüz Boğazı’ndaki[9] gerilime ilişkin de konuştu. Erdoğan, “Hürmüz’deki tablo bu meselenin artık sadece İran ile Amerika arasındaki bir mesele olmadığını gösteriyor. Biz bu konudaki tavrımızı en net şekilde ortaya koyduk. Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır. Çünkü Hürmüz Boğazı’ndaki her gerilim, sadece bölge ülkelerini değil, Avrupa’yı, Asya’yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkiliyor” dedi.
Erdoğan, “Son dönemde ticari gemi trafiğinin dramatik biçimde azalması, meselenin boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Orası küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret için hayati önemdedir. Sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesinin anahtarı olarak Hürmüz açılmalıdır. Biz bir an evvel müzakere zeminine dönülmesinin gerektiğini bütün muhataplarımıza anlatıyoruz. Yapılması gereken yeni cephelerin değil, yeni diplomasi kanallarının açılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Mekke Savunma Anlaşması Doğru Yolda Atılmış Güçlü Bir Adım
Erdoğan, Mekke Savunma Anlaşması’na[10] ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, “Mekke Savunma Anlaşması doğru yolda atılmış güçlü bir adımdır. Bu kadar zorlu bir coğrafyada böylesine önemli bir girişim yapıyorsanız bazı sınamalarla karşılaşmanız sürpriz değildir. Yeni bir şey söylerseniz, yeni bir irade ortaya koyarsanız, elbette bundan rahatsız olanlar çıkacaktır. Biz, dün kurulmuş bir devlet değiliz; tahriklere gelmeyecek, tuzağa düşmeyecek kadar tecrübeli bir devletiz. Kurumsallaşma çalışmalarının tamamlanmasıyla yolumuzda daha güçlü ilerleyeceğimizden şüphem yok. Bölgenin sorunlarına bölge kaynaklı çözümler üretecek bir zeminin temelleri atılmıştır. Dışarıdan gelip bölgemize güvenlik reçetesi yazanların çoğu zaman geride daha fazla istikrarsızlık bıraktığını hep birlikte gördük. Diktiğimiz bu fidan, kısa sürede boy verecek ve bir çınara dönüşecektir. Biz ülkemize ve milletimize güveniyoruz, kardeşlerimize güveniyoruz” dedi.
KAAN Başta Olmak Üzere Kendi Savaş Uçağımızı Üretmek İstiyoruz
Erdoğan, Türkiye’nin F-35[11] programındaki son durumuna ilişkin soru üzerine, ABD[12] Başkanı Donald Trump[13] ile bu konuyu NATO’da da görüştüklerini anımsattı. Erdoğan, “Kendisi Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu bir irade ortaya koydu. Biz de bu iradenin artık somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz” dedi.
Erdoğan, “Trump ile ikili ilişkilerimizin, Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine de ivme kazandırdığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “İki ülke arasındaki işbirliği, bir önceki yönetim dönemine nazaran bir hayli mesafe almış durumda. İnanıyorum ki, burada da durmayacak ve daha ileri hedeflere ulaşacağız. Tabii bizim için önemli olan yerli savunma sanayimiz. Bu bizim için çok çok önemli. KAAN[14] başta olmak üzere kendi savaş uçağımızı, hava savunma sistemlerimizi ve savunma sanayi kabiliyetlerimizi üretmek istiyoruz. Bu arada işte İngiltere Başbakanı ile de görüşmemizi yaptık. Onlarla da Eurofighter[15] konusundaki adımlarımız, çalışmamız devam ediyor. Türkiye’nin güvenliği, savunma ihtiyaçları ve stratejik hedefleri var. Hedeflerimiz için çalışacak, geri adım inşallah atmayacağız.”
Arka Plan: Erdoğan’ın BM Ziyareti ve Türkiye’nin Dış Politikası
Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu genel görüşmelerine katılmak üzere 20-23 Eylül 2026 tarihlerinde ABD’yi ziyaret etti. Erdoğan, 22 Eylül’de BM Genel Kurulu’na hitap etti. Ziyaret kapsamında BM Genel Sekreteri’nin yanı sıra çeşitli ülkelerin devlet ve hükûmet başkanlarıyla ikili görüşmeler yaptı.
Erdoğan’ın açıklamaları, Türkiye’nin fon soruşturması, terörle mücadele, BM reformu, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, Mekke Savunma Anlaşması ve savunma sanayii konularındaki politikalarını ortaya koyuyor. Fon soruşturması kapsamında Erdoğan’ın “sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır” mesajı, sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini gösteriyor. “Terörsüz Türkiye” sürecinde ise Erdoğan’ın “süreç ilerliyor” açıklaması, hükûmetin bu konudaki kararlılığını yansıtıyor. BM Güvenlik Konseyi’nde veto mekanizmasının kaldırılması çağrısı, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür”[16] tezinin bir devamı niteliğinde. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilime ilişkin açıklamalar ise Türkiye’nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliğine verdiği önemi gösteriyor.
Kaynaklar: Cumhurbaşkanlığı açıklaması, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu, Anadolu Ajansı, NTV, Sözcü, Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Gazete Oksijen, T24, Diken, Artı Gerçek, Evrensel, Vikipedi.