altınlar parmaklarda

ABD-İsrail Saldırıları Sonrası Petrol Yükseldi, Altın Beklenenden Sakin Kaldı

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar, bölgedeki gerilimi hızla tırmandırırken çatışmanın Orta Doğu geneline yayılma riski giderek artıyor. Operasyonun başlamasından bu yana geçen 19 gün içinde hem askeri hem ekonomik cephede olağanüstü gelişmeler yaşanırken, küresel piyasalarda beklenen klasik kriz tepkilerinin tam olarak ortaya çıkmaması dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte petrol fiyatları hızla yükselerek 100 doların üzerine çıkarken, altın fiyatları ise jeopolitik risk dönemlerinde alışıldık şekilde sert yükseliş göstermedi ve görece sakin bir seyir izledi.

Petrol piyasalarındaki yükseliş, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji akışındaki kritik rolü nedeniyle beklenen bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Boğazdan geçen günlük petrol miktarının 20 milyon varile ulaşması, bölgedeki her askeri hareketliliğin fiyatlara doğrudan yansımasına neden oluyor. ABD ve müttefiklerinin stratejik rezerv salınımı gibi fiyat dengeleyici adımları ise yükselişi sınırlamakta yetersiz kaldı. Buna karşılık altın, son yıllarda kriz dönemlerinde güvenli liman olarak öne çıkmasına rağmen bu kez beklenen ölçüde bir sıçrama yapmadı. Al Jazeera’nın aktardığına göre ekonomistler, altının bu sakinliğini üç temel dinamikle açıklıyor.

İlk olarak, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikası belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Yatırımcılar, artan enflasyon baskısı nedeniyle Fed’in faiz indirimlerine ara verebileceğini, hatta faiz artırabileceğini öngörüyor. Küresel merkez bankalarının Fed’i takip etme eğilimi, altın gibi getiri sağlamayan varlıkların cazibesini azaltıyor. İkinci dinamik, doların güçlenmesi. Ons altının dolar üzerinden fiyatlanması nedeniyle doların değer kazanması, yatırımcıların altın yerine dolarda kalmasına yol açıyor. Üçüncü unsur ise altının zaten yüksek seviyelerde bulunması. 2025 yılında yüzde 64 yükselen ons altın, 2020-2025 arasında toplamda yüzde 184 değer kazanmıştı. 2026’nın ilk iki ayında da yüzde 22 artış kaydeden altın, yeni bir ralli için sınırlı bir alan bırakmış durumda.

Uzmanlar, altının son iki yılda daha spekülatif bir varlık olarak görülmeye başlandığını, merkez bankalarının yoğun alımlarına rağmen artan volatilitenin yatırımcıları temkinli kıldığını belirtiyor. Analist Remi Bourgeot, altının belirsizlik dönemlerine karşı eski koruma gücünü kısmen yitirdiğini savunuyor. Buna rağmen altının gelecekteki yönünü belirleyecek iki kritik senaryo öne çıkıyor. İlki, Fed’in mayıs ayında açıklayacağı faiz kararı. ABD Başkanı Donald Trump’ın faiz indirimleri yönündeki baskıları sonrası göreve gelmesi beklenen yeni Fed Başkanı’nın enflasyona rağmen faiz indirimi sinyali vermesi, altın fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası yaratabilir. İkinci senaryo ise savaşın süresiyle ilgili. ABD ve İsrail’in açıklamaları nedeniyle kısa süreceği düşünülen çatışmanın uzaması ve İran’ın karşı hamlelerinin etkisinin artması, “kısa savaş” algısını zayıflatabilir ve altını yeniden güçlü bir güvenli liman hâline getirebilir.

Bu gelişmeler, hem enerji piyasalarının kırılganlığını hem de küresel finansal dinamiklerin jeopolitik şoklara verdiği tepkilerin değişmekte olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki haftalarda hem savaşın seyri hem de Fed’in kararları, altın ve petrol piyasalarının yönünü belirleyecek en kritik başlıklar olarak öne çıkıyor.

Kaynak: Al Jazeera, Cumhuriyet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir