İran’a yönelik ABD ve İsrail saldırılarının bölge genelinde gerilimi artırdığı bir dönemde, terör örgütü PKK’nin İran kolu olan PJAK’ın sözde eş başkanı Emir Kerimi, örgütün bu çatışmalara ilişkin tutumunu açıklayarak dikkat çekici mesajlar verdi. Kerimi, Al Arabiya’ya yaptığı değerlendirmede PJAK’ın savaş yanlısı olmadığını, barışı desteklediğini ve bunun yalnızca örgütün değil, Kürt ulusunun genel yaklaşımı olduğunu söyledi. İran toplumunun ağır ekonomik kriz altında ezildiğini belirten Kerimi, savaşın bu koşulları daha da kötüleştirmesinden endişe duyduklarını ifade etti. Ancak saldırıların hedefinin, iki ay önce binlerce İranlıyı öldürdüğünü iddia ettiği rejim olduğunu söyleyerek, bu durumda savaşa karşı çıkmanın zorlaştığını dile getirdi.
Kerimi, İran’daki Kürt hareketinin önceliğinin savaş değil, toplumsal ve siyasal değişim olduğunu vurguladı. “Biz savaştan çok devrime hazırız” sözleriyle, Kürt halkının yüz yıldır yok edilme politikalarıyla karşı karşıya olduğunu savundu ve artık özgürlük zamanının geldiğini söyledi. Tahran yönetimini “diktatörlük” olarak nitelendiren Kerimi, İran’da demokratik bir yapının kurulması gerektiğini belirtti. Örgütün askeri kapasitesine de değinen Kerimi, savaşma güçlerinin bulunduğunu ancak kendilerini öncelikle demokrasi inşa eden aktörler olarak gördüklerini, halklarını korumakta kararlı olduklarını ve savaş dayatılırsa kendilerini savunacaklarını ifade etti.
Kerimi’nin açıklamaları, İran’daki mevcut rejimi “gayrimeşru” olarak tanımlamasıyla daha da sertleşti. Ona göre rejim, baskı, şiddet ve idamlar yoluyla ayakta duruyor ve İran’ın “özgürlük havasını soluması” gerekiyor. Bu nedenle ülkede demokratik bir dönüşüm çağrısı yaptı. Bu söylem, İran’daki Kürt muhalefetinin son dönemde yeniden görünür hâle gelmesiyle birlikte bölgesel tartışmaların merkezine oturdu.
Suriye’deki Kürt temsilciler ise yaşadıkları son aylardaki süreci “acı bir deneyim” olarak tanımlayarak İranlı Kürtlere uyarıda bulundu. Reuters’a konuşan bir İranlı Kürt kaynak, Suriye’deki Kürt grupların yaşadığı “ihanet” olarak nitelendirilen süreçten ders çıkarılması gerektiğini söyledi ve İranlı Kürt liderlerin ABD’den bazı güvenceler talep ettiğini aktardı. Bu güvencelerin içeriği açıklanmasa da, bölgedeki Kürt hareketlerinin dış aktörlerle ilişkilerinde temkinli davrandığı anlaşılıyor. Suriye merkezli Kürt İlerici Demokratik Partisi lideri Ahmed Barakat da İranlı Kürt güçlerin dikkatli olması gerektiğini, ABD’nin çağrısına uyup İran yönetimine karşı “ön cephe gücü” hâline gelmenin şu aşamada çıkarlarına olmayabileceğini belirtti.
Bölgesel dinamikleri daha da karmaşık hâle getiren bir diğer unsur ise İsrail’in yaklaşık bir yıldır Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde bulunan İranlı Kürt gruplarla temas hâlinde olduğu iddiası. Reuters’a konuşan kaynaklar, bu temasların sürdüğünü öne sürdü. ABD Başkanı Donald Trump’ın ise İran’a yönelik baskının artması bağlamında Kürt güçlerin Kuzey Irak’tan İran’a geçmesinin “harika olacağını” söylediği, ancak böyle bir durumda ABD’nin hava desteği verip vermeyeceği konusunda net konuşmadığı aktarıldı. Trump’ın “Kürtler harika. Onları seviyorum. Çok kullanışlılar!” sözleri ise hem bölgesel aktörler hem de uluslararası kamuoyunda tartışma yarattı.
Son dönemde İran’daki Kürt muhalif hareketlerin yeniden gündeme gelmesi, hem bölgesel güç dengeleri hem de uluslararası aktörlerin stratejileri açısından dikkatle izleniyor. Özellikle Kuzey Irak’ta konuşlu Kürt silahlı unsurların rolü, İran-ABD-İsrail geriliminin ortasında yeni bir kırılma noktası oluşturabilecek potansiyele sahip.
Kaynaklar: Cumhuriyet