TÜRKİYE’DE “FON SORUŞTURMASI” DERİNLEŞİYOR: İKTİDAR PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISININ OĞLUNUN MAL VARLIĞINA TEDBİR KARARI
İstanbul, Türkiye – 28 Eylül 2026
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bağlı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu[1] tarafından yürütülen ve kamuoyunda “fon soruşturması” olarak bilinen geniş kapsamlı malî soruşturma, 2026/149004 sayılı dosya kapsamında önemli bir aşamaya ulaştı. Soruşturma, Borsa İstanbul’da[2] işlem gören bazı hisselerde fonlar aracılığıyla yapay fiyat artışları oluşturulduğu ve bu yolla ciddi miktarda menfaat elde edildiği iddiasına dayanıyor. Soruşturmanın ulaştığı son aşamada, AKP[3] Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın da aralarında bulunduğu kişilerin tüm mal varlığına tedbir kararı getirildi.
Soruşturmanın Temel İddiaları
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilgili kurumlara gönderilen müzekkerede, soruşturmanın dayanağı ayrıntılı biçimde ortaya konuldu. Başsavcılığa, Borsa İstanbul Pay Piyasası’nda işlem gören hisselerde manipülatif[4] eylemlerin portföy yönetim sektörü yani fonlar aracılığıyla yapıldığı yönünde ihbarlar ulaştığı belirtildi. Başsavcılığın bu yönde re’sen[5] incelemeler yaptığı, borsada işlem gören bazı hisselerde hisse değerinin yaklaşık 100 katına varacak şekilde artışlar oluştuğu ve bunun anormal nitelikte bir fiyat hareketi meydana getirdiği değerlendirildi.
Müzekkerede, hisselerin büyük çoğunluğunun fonlar aracılığıyla toplandığı, fon işlemleriyle işlem gören hisselerin çoğunun piyasa üzerinden satın alındığı, bu alımlar neticesinde hem ilgili şirketin hisse değerinde hem de hisse alımı gerçekleştiren fon değerlerinde artış oluştuğu ifade edildi. Şirketlerin piyasa değeri, sermayesi, öz sermayesi ve dönemsel kâr açıklamaları bir bütün hâlinde incelendiğinde, ilgili hisselerin defter değeri ile PD/DD değerlerinin güncel işlem gören hisse değerleriyle aralarında “uçurum niteliğinde” fiyat farkı bulunduğu vurgulandı.
Soruşturma kapsamında şu mekanizma ortaya konuldu: Fon sahipleri bireysel olarak ilgili hisselerde alımlar yapmış, bu alımlar talep oluşturarak hisse değerinin yükselişine sebebiyet vermiş, ardından bu alımlar fon sahipleri ve yöneticileri tarafından fonlara satılmış, bu eylemle birlikte hem hisse değerinde tekrar yükselişe hem de fon değerinde artışa sebep olunmuştur. Başsavcılık, hisselerin değer kazanmış görünmesine rağmen şirketin olması gereken değerinin yüzlerce katı bir değerde gösterildiğini, bu fiyat artışının ilgili şirketlerin konumuyla ve faaliyetiyle bağlantılı olmadığını, yapay yükseliş sağlanarak ciddi miktarda menfaat elde edildiğini belirterek bu durumun 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen piyasa dolandırıcılığı suçuna vücut verdiği ve bu bağlamda suç geliri elde edildiği yönünde kuvvetli suç şüphesi oluştuğunu kaydetti.
Soruşturmanın somut dayanaklarından biri olarak Sermaye Piyasası Kurulu[6] Karar Organı’nın 17.09.2026 tarih ve 57/1707 sayılı kararı gösterildi. Bu karar uyarınca 131 adet fonun TEFAS’ta alım ve satım yönünde işleme kapatıldığı tespit edildi. İlgili kararda, 17 Eylül 2026 saat 13:30’dan sonra işleme kapatılan fonlara ilişkin saat 13:30’a kadar iletilen tüm alım talimatlarının iptal edildiği, saat 13:30 itibarıyla fon toplam değeri üzerinden pay sahiplerinin alım talimatlarına konu tutarların hesaplara iade edildiği, TEFAS’ta[7] işleme açık olan fonlarda ise sadece satış yönünde işlem yapılabileceği, işleme kapalı fonların ise yalnızca MKK[8] nezdinde kayden izlenebildiği belirtildi. Ayrıca işleme kapalı fonların, 17 Eylül 2026 saat 13:30 itibarıyla fon toplam değeri üzerinden hesaplanan pay başına değer dikkate alınarak, pay sahiplerinin fon portföyündeki varlıkların tasfiyesinden elde edilen nakit ile payları oranında en kısa sürede ödeneceği ifade edildi.
Mal Varlığına Tedbir Kararı ve Kapsamı
Söz konusu tespitlerin ardından Başsavcılık, açık kimlik bilgileri belirtilen gerçek kişiler ve bu kişilerin temsil ettikleri şirketler hakkında araştırma yapılmasına dair ilgili kurumlara müzekkereler[9] yazdı. İlave tespitler ışığında, belirtilen gerçek kişiler ile eş ve çocukları dahil olmak üzere aile efradının mal varlığını azaltıcı nitelikteki her türlü iş ve işlem bakımından gerekli tedbirlerin alınması istendi.
Müzekkerede yer alan tedbir talepleri yedi ana başlıkta toplandı. Buna göre, ilgili kişilerin kurum ve üye kuruluşlar nezdinde yapmak istedikleri devir, temlik, satış, bağış, ipotek veya rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, yüksek tutarlı EFT veya havale ve benzeri malvarlığını azaltıcı nitelikteki her türlü işlem bakımından gerekli tedbirlerin alınması; bu nitelikte bir işlem talebinde bulunulması hâlinde işlem gerçekleştirilmeden önce Başsavcılığın görüşünün alınması ve görüş sorulmadan tasarruf işlemi yapılmaması; özellikle olağan faaliyet dışı, işlem tutarı veya sıklığı bakımından dikkat çekici, malvarlığını azaltıcı ya da muvazaalı olduğu değerlendirilebilecek şüpheli işlemlerden Başsavcılığın gecikmeksizin haberdar edilmesi; Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve Türkiye Noterler Birliği tarafından müzekkerenin tüm üye banka ve noterliklere duyurulması; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Denizcilik Genel Müdürlüğü ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından listedeki kişiler ve eşleri adına kayıtlı taşınmaz, gemi ve hava aracı bulunup bulunmadığının tespiti; ilgili kişilerin hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulması; ve listede kimlik bilgileri yer alan kişilerin malvarlığını azaltıcı nitelikteki işlem talepleri ile gerçekleştirilen bu tür işlemler yönünden 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’na (MASAK)[10] gecikmeksizin bildirimde bulunulması ve bildirime ilişkin bilginin Başsavcılığa iletilmesi istendi.
Müzekkerede kimlik bilgileri yer alan kişiler şu şekilde sıralandı: Ali Göl, Ali Serhat Tüzün, Burak Sevindik, Caner Altaçlı, Erol Demirbaş, Furkan Bezeklioğlu, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, Hakkı Ömer Gürün, Hasan Peker, Hüseyin Emre Güner, İdris Çakır, İhsan Çimen, Mesut Altan, Mesut Yalım, Mücahit Acaralp, Ogün Doğan, Osman Sungur, Tahir Fatih Mutlu, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Zülküf Kopuz, Alper Tunğa Sagu Burak, Fırat Kerim Ersoy, Tuncer Köklü, Ali Yöney, Ali Emre Ballı, Mustafa Yazıcı, Güven Çapan, Hayati Efe Oğuz ve Mustafa Yönaç.
Bu isimler arasında yer alan Mustafa Yazıcı’nın, AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu olduğu, TİP[11] milletvekili Ahmet Şık[12] tarafından kamuoyuna duyuruldu. Hayati Yazıcı, AKP’nin kurucu üyelerinden olup 2011-2014 yılları arasında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı görevini yürütmüş, hâlen partinin Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır.
Soruşturmanın Genişleyen Kapsamı
Türk basınında yer alan haberlere göre soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan kişi sayısı 56’ya ulaştı. Soruşturma, Pusula Finans, Tera Yatırım[13], Hedef Portföy, Bulls Yatırım, A1 Capital, Atlas Menkul ve Pardus Menkul olmak üzere yedi aracı kurumun fonlarını kapsıyor.
İlk tutuklananlar arasında Pusula Portföy[14] Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan ve Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk yer aldı. Ayrıca Tera Portföy Yönetim Kurulu Üyesi ve Topkapı Üniversitesi Rektörü Emre Alkin ile kardeşi Kerem Alkin de yargı sürecine dahil edildi.
Soruşturma kapsamında el konulan varlıklar arasında, üçüncü kişiler adına kayıtlı olduğu ancak şüphelilerin fiilî kontrolünde olduğu değerlendirilen yaklaşık 23 ila 24,5 milyon dolar değerinde beş lüks villa, özel uçak, yat ve çok sayıda lüks otomobil bulunuyor.
Başsavcılık ayrıca 1 Temmuz ile 16 Eylül 2026 tarihleri arasında fonlardan çekilen büyük tutarlı kaynaklara odaklanmış durumda. “Balıkçı İsmet” olarak tanınan İsmet Öğüt adına bu dönemde 3 milyar 92 milyon Türk lirasının üzerinde fon geri alım kaydı tespit edildi. Başsavcılık, bu kaynağın soruşturmaya konu işlemlerle bağlantısını ve kardeşi, eski CHP[15] Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt[16] ile arasında ekonomik bir ilişki bulunup bulunmadığını araştırıyor.
Siyasi Tepkiler ve Tartışmalar
TİP milletvekili Ahmet Şık, soruşturmanın yürütülme biçimine ilişkin Meclis’te sert eleştirilerde bulundu. 24 Eylül’de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek[17] ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e[18] iki ayrı soru önergesi veren Şık, fon krizinin kamuoyuna yansımasından önce uyarıda bulunan eski bürokratlar ve gazeteciler hakkında soruşturma başlatıldığını, ilgili haberlere “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini belirterek, bu kararları veren yargı mensuplarının söz konusu fonlarda işlem yapıp yapmadığının veya menfaat ilişkisi bulunup bulunmadığının araştırılmasını istedi.
Şık, fon krizi kamuoyuna yansımadan önce eski bürokratlar ve saygın gazetecilerin uyarılarda bulunduğunu ancak bu kişilerin soruşturmaya uğradığını, sosyal medya paylaşımlarının mahkeme kararıyla “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle engellendiğini ifade etti. Şık’a göre, eğer o dönemde yapılan uyarılar dikkate alınsaydı kriz bu boyuta ulaşmayacaktı ve “bilgi edinme hakkının engellenmesi bu krizi körükleyen bir tutum” olarak değerlendirilmeliydi. Şık ayrıca, krizin Hazine tarafından “kontrollü bir şekilde patlatıldığını”, çünkü yetkililerin müdahale edilmemesi hâlinde mevcut 200 milyar doları aşan zararın 6 ay içinde 1 trilyon dolara ulaşabileceğini fark ettiklerini öne sürdü.
28 Eylül’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan[19], Ankara’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz[20], Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Borsa İstanbul, SPK ve BDDK[21] yetkililerini toplayarak soruşturmanın son durumunu ve sermaye piyasasına yönelik istikrar tedbirlerini değerlendirdi. Erdoğan toplantı sonrası yaptığı açıklamada, sorunun piyasanın sınırlı bir bölümüyle ilgili olduğunu, tüm finansal sisteme yayılma riski bulunmadığını belirterek fon ve hisse yoluyla haksız kazanç elde edenlerin takip edilmeye devam edileceğini söyledi.
Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 27 Eylül’de yaptığı yazılı açıklamayla, “mal varlığına el konulan 106 kişi ve kurumun tedbir kararının yeniden uygulandığına” ilişkin basın organlarında yer alan haberlere itibar edilmemesi gerektiğini, “yeni veya ek bir el koyma kararı bulunmadığını” bildirdi. Bu açıklama ile milletvekili Şık’ın kamuoyuna duyurduğu mal varlığı tedbir kararı arasındaki çelişki, soruşturmanın şeffaflığı ve olası siyasi motivasyonu konusundaki tartışmaları derinleştirdi.
Ekonomik ve Uluslararası Değerlendirmeler
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in[22] kıdemli direktörü Douglas Winslow[23], soruşturmayı değerlendirirken bunun “olumsuz bir gelişme” olduğunu ancak Türkiye ekonomisi veya egemen kredi notu üzerinde doğrudan bir etki yaratmasının beklenmediğini, sistemik bir risk oluşturmayacağını ve dolarizasyon baskısını artırmayacağını ifade etti.
Soruşturmanın Türk sermaye piyasaları açısından uzun vadeli etkileri, dava sürecinin nasıl ilerleyeceği ve siyasi yansımaları önümüzdeki günlerde yakından takip ediliyor.
Kaynaklar: Ekonomi Gazetesi, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Samanyolu Haber, T24, Haber 7, Hürriyet, Diken, Evrensel, Gazete Oksijen, Dünya Gazetesi, NTV, İz Gazete, Sabah, Anadolu Ajansı, Vikipedi.