İMAMOĞLU’NUN TUTUKLU AVUKATI MEHMET PEHLİVAN GECE YARISI KANDIRA F TİPİ CEZAEVİ’NE SEVK EDİLDİ
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, duruşmaları devam ederken 2 Ekim gecesi saat 03.00 sularında Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Kandıra F Tipi Cezaevi’ne sevk edildi. Sevk, YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir tarafından duyuruldu. İmamoğlu, “Avukat olmak, adaleti savunmak nasıl bir suç?” diyerek tepki gösterdi. İstanbul Barosu, uygulamayı “eziyet yasağının ihlâli” olarak nitelendirerek Adalet Bakanlığı’nı derhal açıklama yapmaya çağırdı.
3 Ekim 2026, İstanbul – Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun[1] tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, 2 Ekim 2026 gecesi saat 03.00 sularında Çorlu’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildi. Sevk, YENİ Parti[2] Grup Başkanvekili Murat Emir’in[3] sosyal medya açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu.
Murat Emir: “Yangından Mal Kaçırır Gibi Yapılan Gece Yarısı Operasyonu”
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Pehlivan’ın “duruşmaları devam ederken dün gece 03.00 sularında Çorlu’daki kuyu tipi cezaevinden kimseye haber verilmeden apar topar Kandıra F Tipi’ne sevk edildiğini” bildirdi. Emir, sevkin gerçekleştiriliş biçimine sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı: “Yangından mal kaçırır gibi yapılan bu gece yarısı operasyonu, işkence ve kötü muamele yasağının, savunma ve adil yargılanma hakkının açık bir ihlâlidir. Sadece müvekkilini savunduğu için tutuklanan bir avukata reva görülen bu eziyet açık bir işkence halini aldı”.
Emir, tüm avukatları, baroları ve meslek odalarını “bu hukuksuzluğa karşı net, sert ve güçlü bir tepki koymaya” davet ederek, “Savunma haktır, susturulamaz!” dedi.
Pehlivan: “Bu Rutin Değil, Eziyet ve Zulüm”
Sevkin ardından Mehmet Pehlivan da bir açıklama yaparak uygulamaya tepki gösterdi. Pehlivan, kendisine “makul, hukuki ve somut” bir gerekçe sunulmadığını, yalnızca bunun “rutin bir uygulama” olduğunun söylendiğini aktardı. Pehlivan’ın açıklaması şöyle oldu:
2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın ‘rutin bir uygulama’ olduğu söylendi. İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin? Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin? Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Pehlivan, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiği kızını görmesinin engellendiğini belirterek, “Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz? Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı. Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz” dedi.
İmamoğlu: “Avukat Olmak, Adaleti Savunmak Nasıl Bir Suç?”
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, avukatı Pehlivan’ın cezaevi değişikliğine sert tepki gösterdi. “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” sosyal medya hesabından yapılan açıklamada İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Avukatım Mehmet Pehlivan’a yapılan bu zalimliği tariflemek imkânsız. Bir insanı duruşmaları devam ederken, hiçbir sebep olmaksızın, kötü muamele ve işkence yasağını ihlâl edecek bir uygulamayla gece yarısı bir vakitte sürgün etmek nasıl bir devlet anlayışına sığabilir! Avukat olmak, adaleti savunmak nasıl bir suç?”
İmamoğlu, Pehlivan’ın tutukluluğuna da dikkat çekerek, “Cezaevinde tutuklu olması dahi hukuksuz! Üstüne ‘düşman ceza hukuku’ işletilmesi! Tüm hukukçuları, kurum ve kuruluşları, meslektaşlarını göreve davet ediyorum” dedi.
İstanbul Barosu: “Eziyet Yasağının İhlâli, Adalet Bakanlığı Derhal Açıklama Yapmalı”
İstanbul Barosu[4], Pehlivan’ın sevkine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak uygulamayı kınadı. Baro açıklamasında, “Mehmet Pehlivan’ın Kandıra’ya sevki eziyet yasağının ihlâlidir. Mesleki faaliyetlerinden üretilen isnatlarla İBB davasında tutuklu yargılanan üyemiz Av. Mehmet Pehlivan, gece saat 03.00 sularında, ailesine ve avukatlarına haber verilmeden Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Kandıra F Tipi Cezaevi’ne sevk edilmiştir. Silivri’de[5] duruşmaları devam eden meslektaşımızın, yargılandığı yerden yüzlerce kilometre uzağa gönderilmesi; duruşmalara katılımını eziyete çevirecek bir tutum olup, savunmaya hazırlanmasını ve avukatlarıyla etkili iletişim kurmasını güçleştireceği açıktır. Tutukluluğun yükünü ağırlaştıran bu uygulama kabul edilemez” denildi.
Baro ayrıca Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, “Adalet Bakanlığı, sevkin gerekçesini, neden gece saatlerinde gerçekleştirildiğini ve ailesi ile avukatlarına neden bilgi verilmediğini derhal açıklamalıdır. İstanbul Barosu olarak, üyemiz Av. Mehmet Pehlivan’a yönelik bu eziyete son verilmesini ve duruşmalarının görüldüğü Silivri’deki ceza infaz kurumuna derhal nakledilmesini talep ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
Mehmet Pehlivan Kimdir ve Neden Tutuklu?
Mehmet Pehlivan, tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin[6] cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun avukatıdır. İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te tutuklanmasının ardından Pehlivan da gözaltına alınmış, önce adlî kontrol şartıyla serbest bırakılmış, ancak 19 Haziran 2025’te “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Pehlivan, tutuklanmasının yegâne nedeninin “avukatlık mesleğinin gereği olan bağımsız savunma görevini ifa etmesi” olduğunu savunuyor. Tutuklama kararına gerekçe olarak gösterilen “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanan itirafçıların beyanlarının gerçeğe aykırı olduğu iddiaları gündeme gelmişti.
Pehlivan, tutukluluğu süresince Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde “kuyu tipi” olarak anılan hücrelerde ağır tecrit koşullarında tutulduğunu ifade etmişti. İstanbul Barosu, Pehlivan’ın tutukluluğunun birinci yılında yaptığı açıklamada, “Bir yılı bulan bu tutsaklık süreci, istisnai bir tedbir olması gereken tutuklamanın, savunmayı cezalandırma ve sindirme aracına dönüştürüldüğünün en net göstergesidir” demişti.
Kaynaklar: Bu haberin hazırlanmasında şu kaynaklardan derlenen bilgiler kullanılmıştır: Vikipedi, Gazete Oksijen , Cumhuriyet , Evrensel , Samanyolu Haber , Artı Gerçek , KARAR , BBC Türkçe , Independent Türkçe , T24 ve uluslararası hukuk örgütlerinin ortak açıklaması.