kalabalık

İzmir’de parti değiştiren başkanlara protesto yürüyüşü

İZMİR’DE PARTİ DEĞİŞTİREN BELEDİYE BAŞKANLARINA TEPKİ: “SEÇMEN İRADESİ TRANSFER EDİLEMEZ”

İzmir’de Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı ve Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın AKP’ye geçişi ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da AKP’ye transfer olacağı yönündeki iddialar, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla düzenlenen yürüyüşle protesto edildi. İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, “Belediye başkanlığı kişisel bir siyasi mülk değildir. Seçmen iradesi kişisel bir kariyer planının parçası haline getirilemez” dedi. YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise “Bu korkaklığın bedelini önümüzdeki dönem ödeyecekler” ifadelerini kullandı.

5 Ekim 2026, İzmir – İzmir’de[2] Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı ve Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın AKP’ye[1] geçişi ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da AKP’ye transfer olacağı yönündeki iddialar, kentte geniş yankı uyandırdı. İzmir Emek ve Demokrasi[4] Güçleri’nin “Çağdaş demokrasiye, Cumhuriyete ve kentimize sahip çıkıyoruz” çağrısıyla düzenlenen yürüyüşe katılan yurttaşlar, Alsancak’taki ÖSYM Binası önünden toplandı.

Polis Müdahalesi ve Yürüyüş

YENİ Parti[3] İzmir milletvekilleri ve İl Başkanı Çağatay Güç’ün de destek verdiği eylem öncesi emniyet güçleri geniş önlemler aldı. Cadde komple kapatılırken yapılan müzakereler sonunda slogansız, pankartsız ve 5’erli gruplar halinde yürüme izni verilen yurttaşlar, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “AKP mezara halk iktidara”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne geldi. Slogan atan yurttaşlara polis tarafından müdahale edildiği görüldü.

Baro Başkanı Yılmaz: “Belediye Başkanlığı Kişisel Bir Siyasi Mülk Değildir”

Yapılan basın açıklamasını okuyan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, Türkiye’nin ağır bir siyasal, ekonomik ve toplumsal kriz içerisinde olduğunu belirterek, “Böylesi bir dönemde demokrasiye, hukuka, seçmen iradesine ve demokratik teamüllere daha fazla sahip çıkılması gerekirken, şimdi de seçimlerde ortaya çıkan halk iradesinin seçim sonrasında siyasi transferlerle değiştirilmesine tanık oluyoruz. Son günlerde farklı partilerden seçilmiş çok sayıda belediye başkanının AKP’ye geçmesi, tek tek kişilerin siyasi tercihleri üzerinden açıklanamayacak bir boyuta ulaşmıştır” dedi.

Yerel seçimlerin üzerinden henüz iki buçuk yıl geçtiğini hatırlatan Yılmaz, “Seçmenlerin oylarıyla belirlenen belediye yönetimlerinin siyasi transferlerle yeniden şekillendirilmesi, demokrasinin temel ilkeleri bakımından ciddi bir sorun yaratmaktadır. Burada öncelikle sorulması gereken soru son derece açıktır: Bu belediye başkanları, seçildikleri partilerin adayı olarak mı seçilmişlerdir, yoksa kişisel isimleri üzerinden bağımsız bir siyasi yetki mi almışlardır?” diye sordu.

Seçmen Yalnızca Bir Kişinin İsmini İşaretlemedi

Yılmaz, seçmenin sandıkta yalnızca bir kişinin ismini işaretlemediğini vurgulayarak şunları söyledi: “Bir siyasi partiye, onun programına, siyasal anlayışına, yerel yönetim politikasına ve o aday üzerinden ortaya koyduğu yönetime ilişkin bir tercih yapmıştır. Adayların belirlenmesinde parti örgütlerinin, parti yönetimlerinin ve siyasi mücadelelerin rolü vardır. Adaylar, seçildikleri partilerin kurumsal kimliğiyle yurttaşların karşısına çıkmıştır. Seçim kazanıldıktan sonra bütün bu siyasi ve demokratik ilişkinin bir kenara bırakılması, seçmenin tercihinin de tartışmalı hale gelmesine yol açmaktadır. Çünkü belediye başkanlığı kişisel bir siyasi mülk değildir. Belediye başkanlığı, halk tarafından belirli bir süre için verilen kamusal bir görevdir. Seçmen iradesi kişisel bir kariyer planının, siyasi pazarlığın veya iktidar değişiminden faydalanma hesabının parçası haline getirilemez.”

Çiğli ve Foça Bunun Somut Örneklerindendir

Yılmaz, “Çiğli ve Foça ilçeleri bunun somut örneklerindendir. İlçelerde yıllardır oluşmuş siyasi temsil ilişkisi, örgütlü bir parti çalışması, seçim kampanyaları, aday belirleme süreçleri ve yurttaşların sandıkta verdiği oylarla şekillenmiştir. Bugün bu ilçelerin belediye başkanlarının seçimden sonra AKP’ye geçmesi, ‘kişisel siyasi tercih’ denilerek geçiştirilemez. Çünkü mesele bir kişinin hangi partiye üye olduğu meselesinden ibaret değildir. Mesele, seçmenin verdiği oyun siyasi anlamının seçim sonrasında değiştirilmeye çalışılmasıdır” dedi.

İzmir Büyükşehir İddiaları da Bu Temelde Değerlendirilmeli

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da aynı partiye geçeceği iddialarına da değinen Yılmaz, “Gelinen süreçte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da aynı partiye geçeceği iddialarının da bu temelde değerlendirilmesi ve seçmen iradesinin bir başka partiye transferi anlamına geldiğinin bilinmesi gerekir. Türkiye’nin siyasal tarihinde bu yozlaşmanın bedelini toplum defalarca ödedi. Bugün aynı anlayışın yerel yönetimler üzerinden yeniden üretilmesine izin verilmemelidir” ifadelerini kullandı.

Sandıkta Kaybedilen Belediyeler Transferle Geri Alınmaya Çalışılıyor

Yılmaz, transferlerin merkezi iktidarın 31 Mart 2024 seçimlerinde kaybettiği belediyelerde yoğunlaşmasına dikkat çekerek, “Sandıkta kaybedilen belediyelerin, seçimden sonra belediye başkanlarının parti değiştirmesi yoluyla yeniden kazanılmaya çalışılması demokratik döngüyü anlamsızlaştırmaktadır. Merkezi iktidarın seçimde kaybettiği siyasi mevzileri, halkın yeniden oyuna başvurmadan siyasi transferlerle geri kazanması; sandığın siyasal sonuçlarını dolaylı biçimde değiştiren bir pratiğe dönüşmektedir. Bu durum, yerel demokrasinin ruhuna aykırıdır. Çünkü belediyeler merkezi iktidarın siyasi uzantıları değildir. Belediyeler halkındır ve belediye başkanları halkın verdiği yetkiyle görev yapar. Bu yetkinin siyasi sahibi de, seçimden sonra parti değiştiren belediye başkanı değil, seçmendir” diye konuştu.

İtiraz Ediyoruz

Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizler İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak siyasetin bu biçimde yozlaştırılmasına itiraz ediyoruz. Siyasetin makam pazarlıklarına, siyasi transferlere ve kişisel ikbal hesaplarına teslim edilmesine itiraz ediyoruz. Seçmenin verdiği oyun seçimden sonra başka bir siyasi anlama dönüştürülmesine itiraz ediyoruz. Merkezî iktidarın yerel seçimlerde kaybettiği belediyeleri siyasi transferlerle yeniden kendi kontrol alanına dahil etme anlayışına itiraz ediyoruz. Bugün ihtiyacımız olan, seçmenin iradesini daha fazla değersizleştiren siyasi transferler değil; halkın söz ve karar hakkını güçlendiren demokratik mekanizmalardır. Yerel yönetimler üzerinde merkezî vesayetin güçlendirilmesine değil, yerel demokrasinin güçlendirilmesine ihtiyaç vardır.”

Güç: “Bu Korkaklığın Bedelini Ödeyecekler”

YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise yaptığı konuşmada, “Uzunca süredir titizlikle yürüttüğümüz bu süreci artık bundan sonra siyasal anlamda daha çok sertleşeceğimiz, Büyükşehir Meclisi’nde daha farklı bir şekilde yol yürüyeceğimiz, İzmir siyasetinde o ters yöne kürek çekilen bu siyaseti çok farklı yönlere taşıyacağımız bu sürece girdik” dedi.

Güç, “Bu yapılan, bir faşizmle, yapılan bir baskıyla yapılan bir geçiştir. Biz bugüne kadar açıklamalarımızı, işte Cemil Başkan duygusaldır, yapmaz etmez, etrafında sol arkadaşları ile, sol görüştüğü insanlarla beraber yol yürüyordur. Ama bugüne kadar yaptığımız bütün açıklamalar gitmemesi ve bu konuda psikolojik baskı hissetmemesi üzerineydi. Ancak görüyoruz ki pazarlıklar çok önceden yapılmış ve bu pazarlıkların önceden yapıldığını AKP’liler açık açık söylüyorlardı” diye konuştu.

AKP Kağıttan Kaplan

Güç, “Bu pazarlıkların yapılması AKP’yi kurtaracaklarını zannediyor ama AKP şu süreçten sonra herhangi bir kurtulma şansı yok arkadaşlar. AKP ilk seçimlerde gidecek ve bu kaygan bir şekilde hareket eden siyasetçilerin hepsi AKP ile birlikte yok olacaklar” dedi. Güç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer kendilerinin buradan hem İstanbul’daki hem İzmir’deki geçen arkadaşlara sesleniyorum. Eğer geçme nedenleri AKP iktidarının yakaladıkları dosyalarda ise bu dosyalar biz iktidara geldiğimiz zaman da açılacak. Bu korku, bizim geldiğimiz zaman da olacaklarını bilmeleri gerekiyor. AKP iktidarı şu anda kağıttan kaplan. Bakın, fon krizi büyük bir kriz. 455 bin insan doğrudan etkilenmiş. İki ay sonra, üç ay sonra bu krizin etkilerini göreceksiniz. Onlarca, yüzlerce insan intihar edecek. Bu insanların bu krizin yaşandığı süreçten sonra bu iktidar ayakta kalamayacak. Kalamadıktan sonra yeni parti iktidarında bu kayan siyasetçilerin hepsi bu yaptıkları sürecin bedelini ödeyecekler. Bakın, bundan kurtuluşu yok. Bunu bilmeleri gerekiyor. Bu, şu anda yaşadıkları korkaklığın, bu yaşadıkları sürecin bedelini önümüzdeki dönem yaşayacaklar. Eğer korkarak geçiyorlarsa halka bunun bedelini ödeyecekler. Eğer dosyaları varsa, ahlaki yapılan da bir problem varsa, bunun bedelini bizim iktidarımızda ödeyecekler. Bunu bilmeleri gerekiyor. Bundan sonra onların siyasi hayatı da bitmiştir. Eğer varsa açıkları, şu anki yaşamları da önümüzdeki dönem hukuki olarak değerlendirilecek. Hukuksal anlamda bütün o süreçler işletilecektir. Bunu bilmeleri gerekiyor.”

Arka Plan: İzmir’deki Parti Değişiklikleri

İzmir’de son dönemde Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı ve Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın AKP’ye geçtiği açıklanmıştı. Her iki başkan da 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin adayı olarak seçilmişti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da AKP’ye geçeceği yönündeki iddialar ise siyasi kulislerde konuşulmaya devam ediyor. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, bu transferlere karşı kentte geniş katılımlı bir protesto düzenledi.

Kaynaklar: Bu haberin hazırlanmasında şu kaynaklardan derlenen bilgiler kullanılmıştır: Vikipedi, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin basın açıklaması, İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz’ın konuşması, YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün konuşması, Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Cumhuriyet, Sözcü, BirGün, Gazete Oksijen ve ulusal basın arşivleri.

1:Adalet ve Kalkınma Partisi, 14 Ağustos 2001 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kurulan ve Türkiye'de faaliyet gösteren bir siyasi partidir. Parti tüzüğüne göre resmî kısaltması "AK PARTİ" şeklindedir. Simgesi ampuldür. TBMM'de 280 milletvekili ile temsil edilmektedir. Genel başkanı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır.
2:İzmir, Türkiye'de Ege Bölgesi'nde yer alan İzmir ilinin merkezi olan şehirdir. 3,5 milyona yakın merkez nüfusuyla ülkenin nüfus bakımından en kalabalık üçüncü şehridir. Uzun ve dar bir yapıya sahip olan İzmir Körfezi'nin başında yer alan İzmir'de Türkiye'nin en büyük yedinci limanı olan İzmir Limanı bulunur.
3:Yeni Parti (YENİ Parti olarak stilize edilir), Türkiye'de faaliyet gösteren bir siyasi partidir. Parti, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği "mutlak butlan" kararı sonrası, Özgür Özel'in genel başkanlık görevinin 21 Mayıs 2026'da düşürülmesinin ardından kuruldu.
4:Demokrasi veya el erki, halkın yasaları müzakere etme ve yasal düzenlemelere karar verme yetkisine (doğrudan demokrasi) veya bunu yapmak için yönetim görevlilerini seçme yetkisine (temsili demokrasi) sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Kimin "halk" kabul edildiği ve yetkinin insanlar arasında nasıl paylaşıldığı veya hangi yetkilerin verildiği konuları zaman içinde ve farklı ülkelerde farklı oranlarda değişiklik göstermiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir