Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden bir işçinin sigorta primlerinin eksik yatırılmasıyla ilgili davada emsal niteliğinde bir karara imza attı. Kurul, “Emeklinin dava açma hakkı yoktur” denilmesinin işverenleri eksik prim bildirimine teşvik edeceğini vurgulayarak, sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez olduğunu belirtti.
Türkiye’de milyonlarca emekli, emeklilik sonrası çalışmaya devam ediyor. Ancak bazı işverenler, “Zaten emekli maaşı alıyor” gerekçesiyle çalışanların sigorta primlerini eksik bildiriyor. Bu durum, yalnızca emeklilik maaşını değil; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve iş kazası-meslek hastalığı haklarını da doğrudan etkiliyor. Yargıtay’ın son kararı, bu uygulamaya karşı hukuki bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden bir işçinin sigorta primlerinin eksik yatırılmasıyla ilgili davada kritik bir karara imza attı. İstanbul’da bir işyerinde 2013-2019 yılları arasında kesintisiz çalışan bir boyacı ustası, SGK kayıtlarında bazı aylarda yalnızca 10 gün çalışmış gibi gösterildiğini fark ederek hizmet tespiti davası açtı. İlk derece mahkemesi işçiyi haklı buldu ve bildirilmeyen 325 günün sisteme işlenmesine hükmetti.
Dosya, işverenin itirazı üzerine İstinaf Mahkemesi’ne taşındı. İstinaf, “Davacı zaten emekli maaşı alıyor, bu davanın sonucunda maaşı artmayacak, dolayısıyla güncel bir yararı yoktur” gerekçesiyle davayı reddetti.
Karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’ne taşındığında, daire bu yaklaşımı bozdu ve “Sigortalılık kaçınılmaz bir haktır; emekli olsa bile işçinin bu tespiti isteme hakkı vardır” değerlendirmesinde bulundu. İstinaf Mahkemesi kararında direnince dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na geldi.
Kurul, emekli işçiyi haklı bularak emsal niteliğinde bir karar verdi. Kararın gerekçesinde, sosyal güvenliğin “kişiye bağlı ve vazgeçilmez” bir hak olduğu vurgulandı. Bir kişinin ister tüm sigorta kollarına, ister yalnızca Emekli Destek Primi (SGDP) kapsamında çalışıyor olsun, sigortalılık statüsünün kamu düzenini ilgilendirdiği ve kişinin bu haktan kendi isteğiyle bile vazgeçemeyeceği belirtildi.
Yargıtay ayrıca, eksik bildirilen günlerin yalnızca emekli maaşıyla ilgili olmadığını; iş kazası veya meslek hastalığı durumunda kayıtlı günlerin hayati önem taşıdığını ifade etti. Eğer işçi bildirilmeyen dönemde bir kaza geçirirse veya yıllar sonra meslek hastalığı ortaya çıkarsa, eksik günler hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle hizmet tespiti davası açmak, tek başına bu riskler nedeniyle bile “hukuki yarar” oluşturur.
Kararda, hizmet tespitinin işçilik alacakları açısından da temel teşkil ettiği vurgulandı. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretleri, SGK’ya bildirilen günler üzerinden değil, gerçek çalışma günleri üzerinden hesaplanır. Eksik prim bildirimi, işçinin alacağı tazminatı doğrudan düşürür. Bu nedenle “emeklinin dava açma hakkı yoktur” denilmesi, işverenleri emekli çalışanları sigortasız veya eksik primle çalıştırmaya teşvik eder ve sosyal güvenlik hakkının zorunlu niteliğine aykırıdır.
Bu karar, emekli olup çalışmaya devam eden milyonlarca kişi için yeni bir dönemin kapısını araladı. Artık emekli çalışanlar, eksik prim bildirimi yapılması halinde hizmet tespiti davası açarak hem sigorta günlerini tamamlatabilecek hem de işten ayrıldıklarında tazminatlarını gerçek çalışma sürelerine göre talep edebilecek.
Kaynaklar: Sputnik Türkiye, Kamudanhaber, Son Dakika, Turktime, Onedio, TRHaber