ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan, İran’ın misillemeleri ve Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla büyüyen savaş, küresel enerji ve gıda piyasalarında sert dalgalanmalara yol açıyor. UBS Ekonomisti Arend Kapteyn, enerji fiyatlarındaki artışın gübre maliyetleri üzerinden küresel gıda enflasyonunu tetikleyebileceğini belirtiyor.
Batı Asya’da ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın buna karşılık Hürmüz Boğazı’nı kapatarak yanıt verdiği çatışma ortamı, bölgesel bir gerilim olmaktan çıkarak küresel bir enerji krizine dönüşmüş durumda. Savaşın ilk günlerinden bu yana Brent petrol vadeli kontratları yaklaşık %50, ABD ham petrolü WTI ise %66 oranında yükseldi. Enerji fiyatlarındaki bu sert artış, yalnızca petrol piyasalarını değil, enerjiye bağımlı tüm sektörleri etkisi altına alıyor.
UBS Ekonomisti Arend Kapteyn, enerji fiyatlarındaki yükselişin en hızlı hissedildiği alanlardan birinin gübre piyasası olduğunu vurguluyor. Gübre üretimi ve taşımacılığı büyük ölçüde enerji girdilerine bağlı olduğu için, artan maliyetler tarım sektörüne doğrudan yansıyor. Kapteyn’e göre özellikle üre ve amonyak gibi temel gübre bileşenlerinin taşınmasında kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, küresel tedarik zinciri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Doğalgazın gübre üretim maliyetlerinin %60-80’ini oluşturması, enerji fiyatlarındaki her artışın gübre fiyatlarına doğrudan yansımasına neden oluyor. Bu kırılgan yapı, İran’ın geçtiğimiz ay Katar’daki Ras Laffan Sanayi Kenti’ne düzenlediği füze saldırılarıyla daha da belirginleşti. Ras Laffan, dünyanın en büyük LNG ihracat tesislerinden birine ev sahipliği yapıyor ve bu bölgedeki her kesinti, küresel enerji arzını tehdit ediyor.
UBS’in değerlendirmesine göre mevcut enerji fiyatlarının korunması hâlinde gübre fiyatlarında yıllık bazda %48’e varan bir artış bekleniyor. Şu anda gübre fiyatlarındaki yükseliş %32 seviyesinde. Bu artışın tarımsal üretim maliyetlerini yukarı çekerek gıda fiyatlarına doğrudan yansıması öngörülüyor.
Kapteyn’in hesaplamaları, enerji ve gübre maliyetlerindeki artışın küresel gıda fiyatlarını yıllık bazda yaklaşık %12 artırabileceğini gösteriyor. Bu durumun küresel enflasyon üzerinde ek baskı yaratacağı, gelişmiş ülkelerde enflasyona 50 baz puan, gelişmekte olan ülkelerde ise 240 baz puan katkı yapabileceği belirtiliyor. UBS’e göre bu etkiler yalnızca ilk aşama olabilir; enerji fiyatlarında kalıcı bir düşüş yaşanmaması hâlinde özellikle gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkabilecek gıda fiyatı şoku, enerji krizine yakın büyüklükte ekonomik sonuçlar doğurabilir.
Bu gelişmeler, savaş kaynaklı enerji krizinin ikinci aşamasının küresel gıda enflasyonu olabileceğine işaret ediyor. Enerji arzındaki belirsizlik, gübre maliyetlerindeki artış ve tedarik zincirindeki kırılganlıklar, dünya ekonomisinin önümüzdeki dönemde daha yüksek fiyat baskılarıyla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.
ARKA PLAN
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği, küresel enerji arzı açısından en kritik boğazlardan biri. İran’ın boğazı kapatma kararı, 1973 petrol krizini andıran bir arz şoku riskini gündeme getirdi. Aynı dönemde Katar’daki Ras Laffan LNG tesislerine yönelik saldırılar, küresel LNG arzında kesintilere yol açarak enerji piyasalarındaki kırılganlığı artırdı. Enerji fiyatlarındaki bu yükseliş, özellikle enerjiye bağımlı gübre sektörünü etkileyerek tarım ve gıda piyasalarında zincirleme bir maliyet artışına neden oluyor. UBS’in analizleri, bu sürecin küresel enflasyonun yeni bir dalga hâlinde yükselmesine yol açabileceğini ortaya koyuyor.
Kaynaklar: 10haber.net, Cumhuriyet, Ekonomim, MarineDeal News