Türkiye’nin en tartışmalı, en üretken ve en “sahici” muhalif entelektüellerinden Prof. Dr. Yalçın Küçük, tedavi gördüğü Ankara’daki bir hastanede 87 yaşında yaşamını yitirdi. Sovyetler’den Ergenekon davalarına, Kıbrıs Harekatı’ndan PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesine kadar hayatı “dava”larla dolu olan Küçük, ardında sayısız eser ve bitmeyen tartışmalar bıraktı.
Türkiye’nin bağımsız ve eleştirel sesi, akademisyen, yazar ve düşünce insanı Prof. Dr. Yalçın Küçük, 6 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da hayatını kaybetti . Bir süredir devam eden sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Küçük’ün vefatı, avukatı Baba Dursun Ermiş tarafından kamuoyuna duyuruldu . Ölüm haberi, siyasi yelpazenin her kesiminden sevenlerini yasa boğarken, özellikle muhalif camiada derin bir boşluk yarattı. Cenaze törenine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, Küçük’ün naaşının Ankara’da toprağa verilmesi bekleniyor.
Arka Plan ve Muhalif Perspektif
Yalçın Küçük, sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda devletin resmî tarih anlatısının en amansız eleştirmenlerinden biriydi. Onun muhalifliği, mevcut iktidarların ötesinde, derin devlet yapılanmalarını, Kemalist ortodoksiyi ve kapitalist sistemi kapsayan geniş bir yelpazeye yayılıyordu. Muhalif perspektiften bakıldığında, Küçük “sistem” tarafından sürekli cezalandırılan, hapishanelerde yıpratılmaya çalışılan ancak asla boyun eğmeyen bir figür olarak hafızalara kazındı.
“Orducu Sosyalist”ten Sürgüne
Kendisini “orducu sosyalist” olarak tanımlayan Küçük’ün hayatı, Türkiye’nin kırılma noktalarıyla paralel ilerledi. 27 Mayıs 1960 darbesinde öğrenci hareketlerinin içinde yer aldıktan sonra Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) görev aldı . 1966’da ODTÜ’de akademik hayata atıldı ancak 12 Mart 1971 muhtırası nedeniyle görevinden alındı . Bu dönemde Yön, Emek ve Ant gibi dergilerde yazdığı sosyalist devrim yanlısı yazılar nedeniyle hedef tahtasına oturdu .
En çarpıcı özelliklerinden biri, 1974 Kıbrıs Harekatı’na asteğmen olarak katılmasıydı. Bu deneyimi daha sonra kitaplaştıracak olan Küçük, asker kökenli olmasına rağen askeri vesayetin en sert eleştirmenlerinden biri oldu . 1980 darbesinde yeniden üniversiteden atıldı ve Aziz Nesin ile birlikte “Aydınlar Dilekçesi” hareketini örgütleyerek cunta yönetimine karşı dik durdu .
Öcalan Görüşmesi ve “Vatan Hainliği” Etiketi
1993 yılı, Küçük’ün hayatındaki en tartışmalı dönüm noktalarından biridir. Fransa’ya yerleştikten sonra Suriye’nin Bekaa Vadisi’ne giderek dönemin PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü ve bu görüşmeyi bir “sözleşi” kitabına dönüştürdü . Muhalif perspektiften bakıldığında, Küçük burada “devletin terörist ilan ettiği” bir figürle diyaloğa girerek, Türkiye’nin en büyük tabularından birini yıkmış, çözüm sürecinin entelektüel zeminini yıllar öncesinden hazırlamıştır. Ancak devlet nezdinde bu, “bölücülük propagandası” olarak nitelendirildi ve döndüğünde 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı .
Ergenekon Davası: Bir “Kumpas”ın Mağduru
Yalçın Küçük’ün hayatındaki en ağır yargı süreci, 2009 yılında başlatılan Ergenekon soruşturmasıydı. 7 Ocak 2009’da gözaltına alınan Küçük, 11 Ocak’ta tutuklandı ancak 12 gün sonra serbest bırakıldı . 3 Mart 2011’de yeniden gözaltına alındı ve 5 Ağustos 2013’te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “silahlı terör örgütü kurup yönetmek” suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı .
Muhalif çevreler, bu davayı dönemin AK Parti hükümetinin, kendisine muhalif olan ulusalcı ve Kemalist kesimi susturmak için kurguladığı büyük bir kumpas olarak nitelendirir. Bu bakış açısına göre, Yalçın Küçük gibi bir entelektüelin “örgüt lideri” ilan edilmesi, davanın hukuki değil, tamamen politik olduğunun kanıtıydı. Nitekim Küçük, 5 yıllık tutukluluk süresinin dolmasının ardından 10 Mart 2014’te tahliye edildi . Yargıtay’ın ilerleyen yıllarda verdiği bozma kararlarıyla birlikte, Ergenekon davasının çoğu hükümlü gibi Küçük de beraat etti; ancak bu süreç onun hayatından yıllarını çaldı .
Kaynaklar: Sputnik Türkiye, bianet, Wikipedia, Deutsche Welle Türkçe, Hürriyet Daily News, CPJ, Habertürk