İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını derhal durdurmaması halinde “pişman olacakları bir yanıt” vereceğini duyururken, üst düzey bir İranlı yetkili Tahran’ın İsrail’i “cezalandıracağını” söyledi. ABD-İran arasında ilan edilen iki haftalık ateşkes, tarafların Lübnan’ın anlaşma kapsamında olup olmadığı konusunda derin görüş ayrılığı yaşaması nedeniyle ilk gününden itibaren ciddi bir sınamayla karşı karşıya.
İran, ABD ile ilan edilen ateşkese ilişkin derhal gerilimi tırmandıran bir hamle yaparak, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını “açık bir ihlal” olarak nitelendirdi ve bu saldırıların durdurulmaması halinde askeri bir yanıt vereceğini bildirdi. 8 Nisan 2026 tarihinde art arda yapılan açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın sadece bir gün önce duyurduğu ateşkesin ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), resmi yayın organı Sepah News üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, ateşkes duyurusundan sadece birkaç saat sonra İsrail’in Lübnan’da bir “vahşi katliam” başlattığını belirtti. Açıklamada, “Eğer İsrail Lübnan’a yönelik saldırılarına derhal son vermezse, bölgedeki saldırganlara pişman olacakları bir yanıt verilecektir” ifadesi kullanıldı. IRGC, bu yanıtın hem İsrail’i hem de ABD’yi hedef alabileceğini ima etti.
Bu askeri kanattan gelen tehdide ek olarak, adı açıklanmayan üst düzey bir İranlı yetkili, Katar merkezli Al Jazeera kanalına yaptığı açıklamada diplomatik bir üslupla durumu özetledi. Yetkili, İran’ın İsrail’i Lübnan’da işlediği “suç” ve ateşkes şartlarını ihlal etmesi nedeniyle “cezalandıracağını” söyledi. Aynı yetkili, “Ateşkes bölgeyi kapsıyor ve İsrail’in sözlerini tutmadığı biliniyor, ancak kurşunlarla caydırılabilir” ifadelerini kullanarak, Tahran’ın diplomatik yolların tükenmesi halinde askeri seçeneğe başvuracağının sinyalini verdi.
İran Dışişleri Bakanı Seyid Abbas Erakçi de sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda benzer bir uyarıda bulunarak, “ABD-İran ateşkes şartları açık ve nettir: ABD bir seçim yapmak zorundadır – ya ateşkes ya da İsrail üzerinden devam eden savaş. İkisine birden sahip olamaz” dedi. Erakçi, ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığı konusundaki İran tezini yineleyerek, Beyaz Saray’ın bu konudaki itirazlarını reddetti.
Yaşanan bu diplomatik krizin arka planında, İsrail ordusunun Çarşamba günü Lübnan genelinde düzenlediği geniş çaplı saldırılar yer alıyor. İsrail ordusu, Beyrut, Bekaa Vadisi ve güney Lübnan’da Hizbullah’a ait olduğunu söylediği 100’den fazla hedefi 10 dakika içinde vurduğunu duyurdu. Lübnan Sivil Savunma teşkilatının verilerine göre bu saldırılarda ilk belirlemelere göre en az 254 kişi hayatını kaybetti, 1 binden fazla kişi yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı ise ölü sayısını 89 olarak açıklamıştı. Can kayıplarının büyük kısmı, yoğun nüfuslu bölgelerin hedef alındığı başkent Beyrut’ta meydana geldi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, saldırıların hemen ardından yaptığı açıklamada, ateşkesin Hizbullah’ı kapsamadığını net bir şekilde ifade etti. Netanyahu, “İran ateşkese zayıflamış bir halde giriyor, ancak Hizbullah’a yönelik operasyonlarımız devam edecek” derken, ABD Başkanı Donald Trump da Lübnan’daki durumu ateşkes anlaşmasından bağımsız “ayrı bir çatışma” olarak nitelendirdi. Bu durum, arabulucu Pakistan’ın “ateşkes Lübnan da dahil her yeri kapsamalı” açıklamasıyla doğrudan çelişiyor.
Tahran yönetimi sözlü tehditlerle de yetinmeyerek, sembolik askeri hamleler de yaptı. İran resmi ajansı Fars’ın haberine göre, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’ndan tanker geçişleri tekrar durduruldu. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, bu durumu “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirerek, Başkan Trump’ın boğazın derhal güvenli bir şekilde yeniden açılmasını talep ettiğini duyurdu.
ARKA PLAN
Gerginlikler, ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattığı ortak askeri operasyonun ardından, Başkan Trump’ın 7 Nisan’da iki haftalık bir ateşkes duyurmasıyla patlak verdi. Ancak ateşkesin kapsamı konusunda taraflar arasında uzlaşı bulunmuyor. İran ve Pakistan ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını savunurken, ABD ve İsrail bunun sadece İran ile doğrudan çatışmayı durdurduğunu, Hizbullah’a yönelik operasyonların devam edeceğini belirtiyor. Bu anlaşmazlık, halihazırda binlerce sivilin hayatını kaybettiği ve milyonlarca kişinin yerinden olduğu Lübnan’daki insani krizi daha da derinleştirme riski taşıyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, 8 Nisan’daki saldırıları “tek kelimeyle dehşet verici” olarak nitelendirirken , Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da ateşkesin sürdürülebilirliği için Lübnan’ın da anlaşmaya dahil edilmesi gerektiği çağrısında bulundu. Önümüzdeki günlerde Pakistan’ın ev sahipliğinde yapılması planlanan müzakerelerde, bu kapsam belirsizliğinin nasıl çözüleceği merak konusu.
Kaynaklar: Sputnik Türkiye, Al Jazeera, BBC, Xinhua, Associated Press, Anadolu Ajansı, Reuters