İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi Parkı olaylarına ilişkin menajer Ayşe Barım hakkında verdiği 12 yıl 6 ay hapis cezasının gerekçesini açıkladı. Kararda, Barım “irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi” olarak tanımlanırken, eylemlerin “görünürde protesto” olup aslında hükûmeti ortadan kaldırmayı amaçladığı belirtildi. Barım’ın şirketine bağı sanatçılar tanık olarak dinlendi; oyuncular ifadelerinde eylemlere kendi iradeleriyle katıldıklarını söylerken, mahkeme bu beyanları şirketin organizasyon yapısıyla çelişkili bularak Barım’ın yönlendirici rolü olduğu sonucuna vardı.
Türkiye’de 2013 yılındaki Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak yargılanan menajer Ayşe Barım hakkında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 12 yıl 6 ay hapis cezasının gerekçeli kararı 9 Nisan 2026’da açıklandı. Barım, “Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme” suçundan mahkum edilmişti.
Mahkemenin gerekçesinde, Gezi Parkı eylemlerinin “bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü” ifade edildi. Kararda, Barım hakkında şu değerlendirmeye yer verildi: “Gezi Parkı ana aktörleri ile önceye ilişkin hiçbir iletişim kaydı bulunmazken, eylemlerin hazırlık ve başlangıcı sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibatlandığı, ilk kez Gezi sürecinde yapılan bu görüşmelerin hayatın olağan akışı içinde tesadüfi görüşmeler olarak değerlendirilemeyeceği” belirtildi.
Mahkeme, eylemlerin “görünürde demokratik hak ve masum protesto gösterileri şeklinde lanse edilmesine rağmen, asıl amacın yurt genelinde kaos ve kargaşa ortamı meydana getirilmesi ve bu şekilde Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmanın amaçlandığı” sonucuna vardı.
“İrade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi”
Kararın en dikkat çekici bölümlerinden birinde, Barım’ın Gezi Davası’nın firari ana sanığı Mehmet Ali Alabora ve hükümlü Çiğdem Mater Utku ile doğrudan irtibatlı olduğu ve “irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi” olarak tespit edildiği kaydedildi. Mahkemeye göre Barım, olayları planlayan, örgütleyen ve yönlendiren, iradesi sorularak karar bildiren yön verici bir konumdaydı. Ayrıca, şirketine bağlı tanınmış sanatçıları eylemlere yönlendirerek onların toplumsal etki gücünü kullandığı ve olayların kitleselleşmesini amaçladığı ifade edildi.
Tanıkların beyanları: “Kendi irademizle katıldık”
Kararda, Barım’ın sahibi olduğu ID İletişim’e bağlı Bergüzar Gökçe Ergenç, Ceyda Düvenci, Dolunay Soysert, Hümeyra, Mehmet Günsür, Nehir Erdoğan, Nejat İşler, Nur Fettahoğlu, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergeç, Şükran Ovalı ve Zafer Algöz’ün tanık olarak dinlendiği belirtildi. Oyuncuların ifadelerinde, sosyal medya hesaplarını kendilerinin yönettiğini, Gezi paylaşımlarını kendi iradeleriyle yaptıklarını ve eylemlere kendi kararlarıyla katıldıklarını söyledikleri aktarıldı.
Halit Ergenç’in beyanı da karara yansıdı: “Ayşe Barım yönetmez, sosyal medya idare bölümü var o yönetir” diyen Ergenç, Gezi’ye katılmasında Barım’ın bir yönlendirmesi olmadığını ifade etti.
Mahkemenin çelişki değerlendirmesi
Mahkeme, Barım’ın şirketinin organizasyon yapısına ilişkin anlatımı ile Halit Ergenç’in “sosyal medya idare bölümü” ifadesi arasında çelişki olduğunu belirtti. Kararda, diğer tanık beyanlarının da bu yönden çeliştiği, Barım’ın Gezi’ye katılımına ilişkin savunması ile tanıkların beyanlarının uyuşmadığı tespitine yer verildi.
Muhalif perspektif: İfade özgürlüğü ve “suça yardım” tartışması
Ancak muhalif çevreler ve hukuk gözlemcileri, kararın bazı yönlerini eleştiriyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve bazı hukuk platformları, bir menajerin sanatçılarıyla dayanışma içinde olmasının, bir protesto sürecine destek vermesinin “hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” olarak yorumlanmasını ifade özgürlüğüne ağır bir müdahale olarak değerlendiriyor. Eleştirmenler, Gezi eylemlerinin geniş bir toplumsal muhalefet hareketi olduğunu ve bu hareketin “darbe teşebbüsü” gibi nitelendirilemeyeceğini savunuyor.
Ayrıca, tanık olarak dinlenen oyuncuların büyük bölümünün kendi iradelerini vurgulamasına rağmen mahkemenin bu beyanları “şirket organizasyonuyla çelişkili” bularak Barım aleyhine yorumlaması, hukukçular tarafından “varsayıma dayalı suçlama” olarak nitelendiriliyor. Barım’ın avukatlarının, kararı temyiz edecekleri ve özellikle “irade gösteren kişi” tanımının somut delillerden yoksun olduğu gerekçesiyle Yargıtay’a başvuracakları öğrenildi.
ARKA PLAN
Gezi Parkı olayları, Mayıs-Haziran 2013’te İstanbul’da başlayan ve Türkiye geneline yayılan protesto eylemleriydi. Olayların ardından yürütülen yargı süreçleri yıllarca devam etti. Ayşe Barım, ID İletişim’in kurucusu olarak Türkiye’nin önemli oyuncularının menajerliğini üstleniyor. Barım’ın yargılanması ve aldığı ceza, Gezi Davası kapsamında sanat dünyasından bir isme verilen en ağır cezalardan biri olarak kayıtlara geçti. Kararın önümüzdeki günlerde hem yargısal hem de kamusal alanda yoğun tartışmalara yol açması bekleniyor.
Kaynaklar: İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararı, Anadolu Ajansı (AA), Haberler.com, Sözcü, T24, BirGün, KRT TV, Gazete Duvar, Artı Gerçek, Sputnik Türkiye