tokmak

Ayhan Bora Kaplan Davasının 8. Celsesinde Eski AKP’li Barış Kurt: ‘Ortak Hiçbir Şeyimiz Yok’

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik 17’si tutuklu 61 sanığa verilen bir kısım cezaların istinafta bozulmasının ardından operasyonu düzenleyen polisler, Kaplan’ın avukatları ve M7 kod adlı gizli tanık Serdar Sertçelik’in bulunduğu dosyaların birleştirilmesi sonucu oluşan 76 sanıklı dosyaya ilişkin davanın sekizinci celsesi, 16 Nisan 2026’da Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görüldü.

Duruşmaya, eski AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı sanık Barış Kurt’un savunmasıyla devam edildi. Kurt, suçlamaları reddederek, “Ben harita mühendisiyim. Ben bir akademisyenim. Hayatı boyunca hiç sabıkası olmamış ve hiçbir suça karışmamış birisiyim. Ben herhangi bir suç örgütüne üye olmadım. İhtiyacım da yok. Babamın durumu çok iyi zaten” ifadelerini kullandı. Erkan Doğan olayıyla ilgili suçlandığını belirten Kurt, Akman Plaza’ya gitmediğini, baz çalışmasında da bulunmadığını ve suç örgütü lideri Ayhan Bora Kaplan’ı sadece mekanlarına giden pek çok kişi gibi tanıdığını söyledi.

Kurt, kendisi hakkındaki bir diğer iddiaya da açıklık getirerek, “Sadık Soylu ile adliyeye gittiğim ve baskıda bulunduğum söyleniyor. Ben Sadık Soylu’yu tanırım. O benim abimdir. Ancak ben onunla hiç adliyeye gitmedim. Böyle bir şey de yok” dedi. Ana davada “kasten yaralama” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından hapis cezası aldığını belirten Kurt, azmettiricilik suçlamasıyla yargılandığını, ancak bir örgüt üyesinin örgüt liderini azmettiremeyeceğini savunarak çelişkiye dikkat çekti. Kurt, “Bora Kaplan ile bir gün olsun bir arama kaydım konuşmam yok. Çıkarılsın bunlar. Bir konuşmam çıkarsa bana müebbet cezası verilsin” diyerek beraatini talep etti. Kendisini diğer sanıklardan sosyoekonomik olarak farklı bir konumda konumlandıran Kurt, “Kimseyi küçümsemiyorum ancak yediğimiz yemek, giydiğimiz elbise, sohbet ettiğimiz insanlar bile farklı. Ortak hiçbir şeyimiz yok buradaki insanlarla. Ben mühendis adamım…” şeklinde konuştu.

Duruşmada savunma yapan bir diğer sanık Kanber Keskin ise, “Tek suçumuz Ayhan Bora Kaplan’ın sahibi olduğu mekanda güvenlik olarak çalışmamız. Ben ek iş olarak yapıyordum bu işi. Belediyedeki işimden kovuldum. Evime koç başı ile girildi. Kızıma silah doğrultuldu” diyerek mağduriyetini dile getirdi. Keskin’in avukatı ise, “Müvekkilim gizli tanık beyanları nedeniyle tutuklu. FETÖ uygulamaları hala ne yazık ki devam ediyor. Gizli tanıklıktan kötü niyetli şekilde yararlanılıyor” ifadeleriyle savunma yaptı.

Duruşmada bir başka sanık Erhan Bakioğlu’nun avukatı Baran Tansu, duruşma salonunun önüne kadar silahla gelindiğini belirterek, “Murat Çelik’in yanındaki bir şahıs buraya kadar ilerledi. Burada ne amaçla geldiğini bilmediğimiz insanlar var. Burası bir adliyedir ve sizin evinizdir. Hepimiz için tehdittir bu durum” diyerek tutanak altına alınmasını talep etti. Sanık Murat Sağlam ise, “Ben bu olaydan dolayı işe giremiyorum. Çocuğum küçük, zayıf doğdu annesinden ayrılmaması lazım. Ama eşim işe girecek. Ben işe giremiyorum bu olaydan dolayı. İnsanın zoruna gidiyor. Hep gelecek kaygısı yaşadık” sözleriyle beraatini istedi.

Duruşmanın dikkat çeken bir diğer bölümü ise, gizli tanık Serdar Sertçelik’e ait olduğu öne sürülen bir telefonun avukat Recep Öksüz’ün bürosunun kapısında bulunmasıyla ilgili tanıklıklardı. Tanık U.D, “Sabah işe geldiğimde kapıda bir poşet gördüm. Poşeti aldım ve Recep Bey’in masasına baktım” dedi. Duruşma savcısının “Poşette parmak iziniz tespit edilmemiş” sorusuna U.D., “Bunu bilemem” yanıtını verdi. Bu sırada söz alan Ayhan Bora Kaplan, “Kendilerinin tuttukları tutanakta poşeti Murat Çelik, Şevket Demircan, Recep Öksüz ve diğer avukatın buldukları yazıyor. Şimdi kim burada yalan söylüyor. Kim buldu bu telefonu? Kamera kayıtlarından incelensin” diyerek avukatların yönlendirme yaptığını iddia etti.

Telefonla ilgili olarak tanık olarak dinlenen Mustafa Öztaş ise, kendisine yöneltilen belgede sahtecilik suçlamasına ilişkin sorulara maruz kaldı. Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu, “Belgede sahtecilikten suç kaydınız var” derken Öztaş, “Evet çok eski ama zaman aşımına uğradı” yanıtını verdi. Köroğlu’nun “Çok eski değil. 2021 yılı” şeklindeki itirazının ardından Öztaş, “Ek raporda PDF’leri değiştirdiği yazıyor. Bu kişi nasıl tanık olabilir. Sanık olmalı dosyada” ifadelerini kullandı. Sanık Önder Polat’ın “Korumanız var mı?” sorusuna Öztaş, “Evet var. Devletin gizli bir meselesi nedeniyle bana koruma tahsis edildi” yanıtını verdi. Tanık sorgusunun ardından duruşma, 17 Nisan 2026 sabahı saat 09.30’da devam etmek üzere ertelendi.

Kaynaklar: T24, İhlas Haber Ajansı, T24, Independent Türkçe

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir