BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, Ramazan Bayramı için gittiği Tokat’ın Turhal ilçesinde 21 Mart akşamı gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada Arı’ya “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması yöneltildi. Gözaltına alınmasının ardından Ankara’ya götürülen Arı, adliyeye sevk edildi ve ifadesi ortaya çıktı. Savcılık, Arı’nın ifadesini almadan tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk etti.
Arı, ifadesinde gözaltı sürecinin koşullarını ve kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin değerlendirmelerini ayrıntılı biçimde aktardı. Cumhurbaşkanlığı basın kartına sahip olduğunu ve yedi yıldır BirGün’de muhabirlik yaptığını belirten Arı, gözaltına alındığı akşam Turhal’da aile ziyareti için bulunduğunu, saat 22.00’de evdeyken polis tarafından alındığını söyledi. Gece boyunca süren kara yolculuğunun ardından Ankara’ya getirildiğini, burada böceklerin gezdiği pis bir nezarethanede tutulduğunu ifade etti. Daha önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında açılan soruşturmalarda ifadeye çağrıldığında her seferinde gittiğini, bu nedenle bayram günü gözaltına alınmasının hukuki açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi. Ayrıca yaklaşık sekiz aydır Ankara Valiliği tarafından kendisine verilen koruma kararı nedeniyle her gün iki polisle birlikte olduğunu, buna rağmen gözaltı kararı verilmesinin dikkat çekici olduğunu vurguladı.
Arı’ya yöneltilen suçlamanın temelinde, “Solcu Gazete” adlı sosyal medya hesabında paylaşılan ve yaklaşık üç ay önce çekilmiş bir video bulunuyordu. Arı, videoda yer alan bilgilerin kamuya açık kaynaklardan elde edilebileceğini, bahsettiği vakıfların internet sitelerinde yöneticilerin ve mütevelli heyeti üyelerinin isimlerinin yer aldığını, dolayısıyla halkı yanıltıcı bilgi içermediğini söyledi. Erdoğan ailesiyle bağlantılı vakıflara kamu kaynaklarının tahsis edilmesinin yıllardır haber konusu olduğunu, kendisinin de bu konuda daha önce birçok haber yaptığını ve bunların hiçbirinin soruşturma konusu edilmediğini hatırlattı. Bu gözaltının basın özgürlüğüne ve adalet sistemine olan güvene zarar verdiğini belirtti.
Arı’ya ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesiyle ilgili yaptığı bir paylaşım da soruldu. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin yalanladığı bu paylaşım hakkında Arı, haberde söz konusu alanın korunması gereken kültür varlığı olarak tescilli olduğunu, parsellerde daha önce tarihi yapıların bulunduğunu, imam hatip lisesi için yurt yapılmasının planlandığını ve tescilli yapıların taşınmasına karar verildiğini anlattığını söyledi. Bu haberi hazırlarken uzmanlarla görüştüğünü, tescilli yapıların metruk olsa bile yerinde yeniden inşa edilmesi gerektiğinin uzman görüşü olduğunu belirtti.
Bir diğer suçlama ise Yunus Emre Vakfı’ndaki yolsuzluk iddialarına ilişkin yaptığı paylaşımda Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un fotoğrafının görünmesiydi. Arı, bu görseli kendisinin hazırlamadığını, vakfın bakanlığa bağlı olması nedeniyle fotoğrafın doğal olduğunu söyledi. Ayrıca söz konusu yolsuzluk haberinin ardından devlet kurumlarının harekete geçtiğini, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün suç duyurusunda bulunduğunu, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün operasyon düzenlediğini ve iki ayrı iddianameyle dava açıldığını hatırlattı. Bu haber nedeniyle Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik, Avrupa Birliği Araştırmacı Gazetecilik ve Barış Selçuk Gazetecilik ödüllerini aldığını belirterek, bu konunun yeniden soruşturma konusu yapılmasına şaşırdığını ifade etti.
Arı, soruşturma dosyasına bir video ile başlayan sürece sonradan üç içerik daha eklendiğini, son bir yıldır yaptığı haberlerin bazı bürokrat ve siyasetçileri rahatsız ettiğini bildiğini söyledi. Gözaltına alınmasının ardından sosyal medyada binlerce destek mesajı paylaşıldığını, Ankara ve İstanbul’da yurttaşların basın özgürlüğüne sahip çıkmak için sokağa çıktığını belirterek bunun kendisi için bir “şeref madalyası” olduğunu ifade etti.
İsmail Arı’nın gözaltına alınması, hem basın özgürlüğü hem de yargı süreçlerinin işleyişi açısından geniş yankı uyandırdı. Arı, kendisine yöneltilen suçlamaların gazetecilik faaliyetlerinden ibaret olduğunu, kamu yararı taşıyan haberler yaptığını ve hiçbir şekilde halkı yanıltıcı bilgi yaymadığını savundu. Savcılığın ifadesini almadan tutuklama talebiyle sevk etmesi, gözaltı sürecinin hukuki niteliğine dair tartışmaları artırdı. Arı, derhal serbest bırakılmayı ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini talep etti. Olay, Türkiye’de basın özgürlüğü tartışmalarının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Kaynaklar: Cumhuriyet, DW, Sözcü Gazetesi, T24