Mehmet Şimşek

Türkiye’nin Gıda Enflasyonu Altı Yılda Rekor Artış Gösterdi: Petrol ve Gübre Krizi Yeni Riskler Doğuruyor

Pandemi, küresel emtia şokları ve Batı Asya’daki savaşın etkileriyle Türkiye’de gıda enflasyonu 2020-2026 döneminde tarihsel zirvelere ulaştı. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar ve gübre maliyetlerindeki sert artış, yeni bir arz daralması riskini gündeme taşıyor.

Türkiye’nin gıda enflasyonu, 2020 yılından bu yana iki büyük küresel şokun etkisi altında şekillendi. İlk şok COVID-19 pandemisi, ikinci şok ise Batı Asya’da 2025 sonundan itibaren derinleşen savaş oldu. Her iki dönemde de en sert maliyet artışları gıda kalemlerinde görüldü. Pandemi başlangıçta talep daralması yaratırken, ilerleyen süreçte işgücü kayıpları ve lojistik zincirindeki bozulmalar nedeniyle arz yönlü bir krize dönüştü. Türkiye ekonomisi 2020’nin ikinci çeyreğinde yüzde 10,3 küçülürken, kurdaki değer kaybı ve küresel emtia fiyatlarındaki artış 2021’in son çeyreğinden itibaren gıda fiyatlarında hızlı bir yükseliş başlattı. Kasım 2022’de gıda enflasyonu yüzde 102,55 ile tarihsel zirvesine ulaştı.

Mart 2026 itibarıyla tablo yeniden değişti. Batı Asya’daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı’nda tanker geçişlerini ciddi biçimde aksattı ve küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si risk altına girdi. Petrol vadeli işlemleri yıl başından bu yana yüzde 80 yükseldi. Bu gelişmelerin gıda üzerindeki en belirgin etkisi gübre sektöründe hissedildi. Dünya gübre hammaddesinin üçte biri kriz bölgesinden taşınırken, sevkıyatların aksaması üretimi doğrudan etkiledi. Hindistan ve Slovakya’daki bazı tesisler artan doğalgaz maliyetleri nedeniyle üretimi durdurdu. Gübre hammaddesinde yüzde 90 dışa bağımlı olan Türkiye de bu gelişmelerden etkilendi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre 26 Şubat-Mart sonu döneminde temel tarımsal girdilerde dikkat çekici artışlar yaşandı. Amonyum nitrat yüzde 26,5, amonyum sülfat yüzde 23,3, üre gübresi yüzde 19,5, mazot yüzde 22,3, DAP gübresi ise yüzde 9,6 oranında zamlandı. Bu artışların kışlık ürünlerde üst gübreleme ve yazlık ürünlerde taban gübreleme dönemine denk gelmesi, çiftçilerin yeterli gübre kullanımını sınırladı. Bu durum, önümüzdeki hasat döneminde arz daralması riskini artırıyor.

Ocak 2020 ile Ocak 2026 arasında temel gıda ürünlerinde olağanüstü fiyat artışları kaydedildi. Dana etinin kilogram fiyatı 31,20 TL’den 921,38 TL’ye yükselerek yüzde 2.853 oranında arttı. Kuzu etinde artış yüzde 1.784 oldu. 1-25 Mart 2026 döneminde aylık gıda enflasyonu TEPAV verilerine göre yüzde 2,90 olurken, yıllık artış yüzde 33,4 seviyesinde gerçekleşti.

Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon Şubat 2026 itibarıyla yüzde 1,9 düzeyinde kalırken, gıda, alkol ve tütün grubundaki artış yüzde 2,6 oldu. Eurostat verilerine göre Türkiye’de gıda enflasyonu Avrupa ortalamasının yaklaşık 12 katı seviyesinde seyrediyor. 2019-2025 döneminde Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 790 artarken, OECD ortalaması yüzde 45,8’de kaldı.

Asgari ücret karşılaştırmaları da satın alma gücündeki farkı ortaya koyuyor. Almanya’da saatlik asgari ücret 13,90 Euro seviyesinde bulunurken, brüt aylık gelir yaklaşık 2.405 Euro’ya karşılık geliyor. Net gelir eyalet ve bireysel koşullara göre 1.500-1.700 Euro bandında değişiyor. Türkiye’de ise 2026 yılı için asgari ücret 28.075 TL olarak belirlenmişti. TÜRK-İŞ’in Aralık 2025 verilerine göre açlık sınırı 30.143 TL olduğundan, asgari ücret daha yıl başlamadan açlık sınırının altında kaldı.

Türkiye’de çalışanların yaklaşık yüzde 40-50’si asgari ücret seviyesinde gelir elde ederken, Almanya’da bu oran yüzde 4-8 bandında bulunuyor. Bu nedenle Türkiye’de asgari ücret taban ücret olmaktan çıkarak ortalama ücret seviyesine yakınsıyor. Temel gıda maddelerinde satın alma gücü karşılaştırıldığında Türkiye’de 28.075 TL ile yaklaşık 350 kg ekmek alınabilirken, Almanya’da ortalama 1.600 Euro ile yaklaşık 500 kg ekmek alınabiliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enerji fiyatlarındaki artışın Eşel Mobil sistemiyle dengelendiğini, sistem devrede olmasaydı mazotun 83 TL, benzinin ise 71 TL seviyesine çıkabileceğini açıklamıştı. 30 Mart 2026 itibarıyla motorin 75,46 TL, benzin ise 63,03 TL seviyesinde bulunuyor. Brent petrolün varil fiyatı 115,03 dolar seviyesinde olup, krizin sürmesi halinde yüzde 10 artış riski bulunuyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 15-21 aralığına yükseltti. Gıda enflasyonu tahmini yüzde 18’den yüzde 19’a çıkarılırken, Mart ayı itibarıyla ana eğilimde yavaşlama beklendiğini ifade etti. Ancak mevcut küresel riskler, Türkiye’de dezenflasyon sürecinin daha da yavaşlayabileceğine işaret ediyor.

Türkiye ekonomisi her iki şok döneminde de gıda fiyatları açısından kırılgan bir görünüm sergiledi. Kasım 2022’de yüzde 102,55 ile zirve yapan gıda enflasyonu, Şubat 2026 itibarıyla yüzde 33,4 seviyesinde bulunuyor ve altı yılı aşkın süredir çift haneli düzeyini koruyor. Batı Asya’daki savaşın derinleşmesiyle petrol ve gübre maliyetlerinde yaşanan artış, yeni bir yükseliş dalgası ihtimalini gündemde tutuyor.

ARKA PLAN

Türkiye’de gıda fiyatları uzun süredir yapısal kırılganlıklar nedeniyle küresel şoklara karşı hassas bir seyir izliyor. Pandemi döneminde başlayan arz zinciri bozulmaları, 2021 sonrasında kur şokları ve küresel emtia fiyatlarındaki artışla birleşerek gıda fiyatlarını hızla yukarı çekti. 2025 sonunda Batı Asya’da başlayan savaş, petrol ve gübre maliyetlerini sert biçimde artırarak yeni bir risk dalgası yarattı. Türkiye’nin gübre hammaddesinde yüzde 90 dışa bağımlı olması, bu şokun etkisini daha da derinleştirdi. Bu nedenle 2026 yılı, hem enflasyon hem tarımsal üretim açısından kritik bir döneme işaret ediyor.

Kaynaklar: beIN SPORTS, Cumhuriyet, Flashscore.com, Sporx, Eurostat, OECD, TÜRK-İŞ, TEPAV, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, TCMB, Hazine ve Maliye Bakanlığı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir