İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik geniş kapsamlı yolsuzluk soruşturması çerçevesinde görülen ve kamuoyunda “İBB Davası” olarak bilinen yargılama, 18 Mart 2026 tarihinde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. Bu tarih, davanın yedinci celsesine denk geliyor ve özellikle tahliye taleplerinin yeniden gündeme gelmesine rağmen herhangi bir tahliye kararının çıkmamasıyla dikkat çekti.
Duruşma Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde yapıldı. Aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve aynı zamanda CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu, 107’si tutuklu toplam 407 sanık yargılanıyor. Mahkeme salonu çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı; önceki günlerde yaşanan salon tartışmaları ve giriş kısıtlamaları, bu celsede de siyasi isimlerin ve ailelerin salona alınması konusunda tartışmalara yol açtı. Mahkeme başkanı, siyasilere yönelik bir kısıtlama uygulanmadığını belirtti.
Celse sırasında İmamoğlu söz alarak tutuklu sanıklar için tahliye çağrısını yineledi. “Öyle bir çıkış yaparsınız ki insanları eve gönderirsiniz, tarih değişir” sözleriyle mahkeme heyetine seslenen İmamoğlu’nun bu çıkışı, duruşmanın en dikkat çeken anlarından biri oldu. Buna rağmen mahkeme, gün sonunda herhangi bir tahliye kararı vermedi ve duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Böylece tutuklu sanıkların Ramazan Bayramı’nı cezaevinde geçireceği kesinleşmiş oldu.
Davanın bu aşamasında savunmalar alınmaya devam ediyor. 18 Mart’taki oturumda Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas’ın özel kalem müdürü Murat Or’un savunmasının yapılması bekleniyordu; ancak İmamoğlu’nun konuşma talebi nedeniyle duruşmanın akışı değişti. Sanıklar parça parça salona getirilirken, gün içinde toplam beş kişinin savunması tamamlandı.
Davanın genel seyrine bakıldığında, iddianamede 143 eylem ve 17 ayrı suçlamanın yer aldığı, toplam 402 ila 407 sanığın farklı statülerde yargılandığı görülüyor. İlk duruşmadan bu yana hem siyasi hem hukuki açıdan yoğun tartışmalar yaşanıyor. Gizli tanık ifadelerinin çelişkileri, duruşma salonuna giriş kısıtlamaları ve savunmaların uzunluğu, davayı Türkiye gündeminin merkezinde tutmaya devam ediyor.
Bu gelişmeler ışığında 18 Mart 2026 tarihli celse, özellikle tahliye taleplerinin reddi ve davanın ertelenmesi nedeniyle kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Davanın bir sonraki aşamasında mahkemenin tutukluluk incelemelerine nasıl yaklaşacağı, hem siyasi hem hukuki açıdan yakından izleniyor.
Kaynaklar: Bianet, Cumhuriyet, Halk TV, Sözcü Gazetesi, Sözcü18, T24