ABD, 9 Nisan 2026 – İran ile ABD arasında iki haftalık bir ateşkes anlaşmasına varılmasının ardından taraflar arasında diplomatik gerilim sürüyor. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ateşkes öncesinde kabul edilen 10 maddelik planın üç maddesinin ihlâl edildiğini öne sürerek anlaşmanın geçerliliğini sorguladı. Beyaz Saray ise İran’ın başlangıçtaki taleplerinin kabul edilemez olduğunu, ancak daha sonra sunulan “daha makul” bir plan doğrultusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 7 Nisan akşamı İran ile iki haftalık bir ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurmasının hemen ardından, taraflar arasında anlaşmanın kapsamına ilişkin ciddi görüş ayrılıkları su yüzüne çıktı.
İran Meclis Başkanı ve Tahran’ın müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Galibaf, yaptığı yazılı açıklamada, İran’ın sunduğu 10 maddelik ateşkes planının üç temel maddesinin, müzakereler başlamadan önce ihlâl edildiğini öne sürdü.
Galibaf’ın ihlâl olarak nitelendirdiği maddeler şöyle sıralanıyor:
İlk olarak, Lübnan’da ateşkesin sağlanması. Galibaf, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in daha önce ateşkesin “Lübnan dahil her yerde” geçerli olacağını açıkladığını hatırlatarak, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını bu maddenin ihlâli olarak değerlendirdi. İkincisi, İran hava sahasının ihlâl edilmemesi. Galibaf’a göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu, Fars Eyaleti’nin Lar kenti yakınlarında bir insansız hava aracını tespit edip imha etti. Üçüncüsü ise İran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınması şartıydı; bu hakkın ABD tarafından reddedildiğini belirtti.
Galibaf açıklamasında, “ABD’ye duyduğumuz derin tarihsel güvensizlik, onun her türlü taahhüdü defalarca ihlâl etmesinden kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki bu örüntü bir kez daha tekrarlanmıştır” ifadelerini kullandı. İran Meclis Başkanı, bu ihlâller nedeniyle “ikili ateşkes veya müzakerelerin makul olmadığını” da sözlerine ekledi.
Öte yandan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaptığı ayrı bir açıklamada daha sert bir üslup kullanarak, “Top artık ABD’nin sahasında. Dünya, Washington’ın taahhütlerine uyup uymayacağını izliyor” dedi. Arakçi, İran ile ABD arasındaki ateşkes şartlarının “açık ve net” olduğunu vurgulayarak, “Washington ya ateşkesi seçecek ya da İsrail üzerinden savaşın sürmesini. İkisine birden sahip olamaz” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray’dan Yanıt: ‘İran Daha Makul Bir Plan Sundu’
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 8 Nisan’da düzenlediği basın toplantısında İran’ın iddialarını yanıtladı. Leavitt, İran’ın başlangıçta sunduğu 10 maddelik teklifin ABD tarafından “temelinden ciddiyetsiz” bulunduğunu ve Trump tarafından “tamamen çöpe atıldığını” söyledi.
Leavitt, Trump’ın verdiği sürenin dolmasına saatler kala İran’ın “çok daha makul ve tamamen farklı” bir plan sunduğunu öne sürdü. Sözcü, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını teslim etmeye hazır olduğunu da iddia etti.
Ancak aynı basın toplantısında Leavitt, İran’ın nükleer programından vazgeçmesinin Başkan Trump için bir “kırmızı çizgi” olduğunu da yineledi. Leavitt, “İran’ın nükleer silah yapmasını engellemek, başkan ve müzakere ekibi için önceliklerin başında geliyor” dedi.
Beyaz Saray’dan isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir yetkili ise Fransız Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, İran tarafından yayımlanan 10 maddelik ateşkes planının ABD’nin üzerinde mutabık kaldığı şartları yansıtmadığını söyledi. Yetkili, “Medyada dolaşan belge gerçek müzakere çerçevesi değil” ifadesini kullandı.
Trump’tan Kapsamlı Açıklama: ‘Tek Bir Liste Var’
ABD Başkanı Donald Trump, konuya ilişkin olarak Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, ABD tarafından kabul edilen tek bir “maddeler listesi” bulunduğunu ve bunun kapalı oturumlarda ele alınacağını belirtti.
Trump, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “ABD-İran müzakereleriyle ilgisi olmayan kişiler tarafından çok sayıda anlaşma, liste ve mesaj dolaşıma sokuluyor. Çoğu dolandırıcı ve sahtekâr. Federal soruşturmamız tamamlandığında hepsi ortaya çıkacak. ABD’nin kabul ettiği tek bir önemli maddeler listesi var ve ateşkesi kabul ederken dayandığımız esaslar bunlardır.”
Arka Plan ve Kronoloji
ABD-İran gerilimi, 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyon başlatmasıyla sıcak çatışmaya dönüşmüştü. Çatışmaların tırmandığı süreçte İran, stratejik Hürmüz Boğazı’nı trafiğe kapatmış, bu durum küresel enerji fiyatlarında keskin yükselişlere yol açmıştı.
Trump, 7 Nisan’da İran’a bir ültimatom vererek Hürmüz Boğazı’nı açmaması halinde “bütün bir medeniyetin bu gece öleceği” tehdidinde bulunmuştu. Ancak Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in arabuluculuğunda yürütülen diplomatik trafik sonucunda, Trump’ın verdiği sürenin dolmasına iki saat kala iki haftalık bir ateşkes anlaşmasına varıldı.
Anlaşmanın temel şartları arasında İran’ın Hürmüz Boğazı’nı derhal ve koşulsuz olarak açması, İran’ın savunma operasyonlarını durdurması ve ABD’nin İran’ı bombalamayı askıya alması yer alıyordu. Taraflar arasındaki doğrudan görüşmelerin, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da 11 Nisan 2026 Cumartesi günü başlaması planlanıyor.
Anlaşmanın en çetrefilli konularından biri ise Lübnan’daki ateşkesin kapsamı. Pakistan Başbakanı Şerif ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını açıklarken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bu yorumu reddederek operasyonların Hizbullah’a karşı süreceğini duyurdu. Netanyahu, “Geçici ateşkesin Hizbullah’ı kapsamadığı konusunda ısrar ettim. Onlara vurmaya devam ediyoruz” açıklamasını yaptı.
İsrail’in 8 Nisan’da Lübnan’a düzenlediği saldırılarda, Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre 182 kişi hayatını kaybetti; bu rakam, İsrail-Hizbullah savaşının başladığı 28 Şubat’tan bu yana tek bir günde kaydedilen en yüksek can kaybı oldu.
Kaynaklar: Cumhuriyet, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın yazılı açıklaması, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in basın toplantısı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Truth Social paylaşımı