The Economist’in aktardığına göre, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davanın ilk duruşması yoğun bir kalabalık ve yüksek tansiyonla başladı. Duruşma salonuna giren İmamoğlu destekçilerine el salladı ancak alkışlar nedeniyle konuşması duyulmadı. Yüzlerce sanığın yer aldığı davada, yakınlarını görmek isteyen aileler sıraların üzerine çıkarak dikkat çekmeye çalıştı. Yaklaşık 400 sanığın bulunduğu dosyada bazı tutukluların 11 aydır cezaevinde olduğu belirtildi. 3 bin 700 sayfayı aşan iddianamede çok sayıda yolsuzluk suçlaması yer alırken, İmamoğlu hakkında toplamda 2 bin 532 yıla kadar hapis cezası istendiği ifade edildi. Dergi, davanın yıllarca sürebileceğini ve bunun 2028 seçimlerinde adaylığını etkileyebileceğini değerlendirdi.
The Economist, davanın siyasî etkilerine de geniş yer verdi. CHP’li hukukçu ve milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, “Bu davanın amacı onun o tarihe kadar dışarı çıkmamasını sağlamak” sözleri haberde aktarıldı. Dergiye göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yargının bağımsız olduğunu savunurken soruşturmayı yürüten savcıyı Adalet Bakanı olarak atadı. Davanın başladığı gün yaptığı açıklamada ise CHP’yi eleştirerek Türkiye’nin “ateş çemberi” içinde olduğunu söyleyip hükümete yönelik eleştirileri sorumsuzluk olarak nitelendirdi.
Haberde, Erdoğan yönetiminin dış politikayı öne çıkararak iç sorunların etkisini azaltmaya çalıştığı yorumuna yer verildi. Enflasyon ve demokratik gerileme gibi başlıkların gölgede bırakılmak istendiği, İstanbul Politika Merkezi Direktörü Senem Aydın-Düzgit’in “Bu alanda hâlâ kamuoyuna bir başarı hikâyesi sunabiliyorlar” değerlendirmesiyle desteklendi.
Dergi ayrıca ABD ile İran arasındaki savaşın Türkiye’nin jeopolitik önemini artırdığını yazdı. Türkiye’nin savaşa karşı çıktığı ancak yükselen enerji fiyatlarının enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığı belirtildi. Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi Orta Doğu’ya karşı bir tampon olarak gördüğü, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’nin göç yönetimindeki rolünü övdüğü aktarıldı. Türkiye’nin olası bir İran kaynaklı göç dalgasına karşı sınırın İran tarafında mülteci kampları kurmayı değerlendirdiği, Suriye iç savaşındaki deneyimin bu planlamada etkili olduğu ifade edildi.
Suriye’de Türkiye’nin etkisinin arttığı, yeni yönetimle birlikte PKK’ya karşı daha güçlü bir pozisyon elde edildiği ve Suriye güçlerinin örgütün uzantısını kuzeydoğudan büyük ölçüde çıkardığı bilgisi de haberde yer aldı. ABD ile ilişkilerde ise Halkbank’ın milyarlarca dolarlık cezadan kurtulmasının Ankara açısından önemli bir gelişme olduğu belirtildi. Ayrıca Donald Trump’ın Türkiye’nin telkiniyle “İran’da Kürt ayaklanması planını askıya aldığı” iddiası da aktarıldı.
SOAS Üniversitesi’nden Karabekir Akkoyunlu’nun, Batılı ülkelerin Türkiye ile ilişkileri sürdürme isteğinin arttığı ve “Türkiye’de içeride yaşananların artık daha az önemsendiği, bunun da Erdoğan’a daha fazla hareket alanı sağladığı” yönündeki değerlendirmesi haberde yer aldı.
The Economist, tüm bu gelişmelerin Türkiye’de demokrasi açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Dergiye göre İmamoğlu’nun uzun süre cezaevinde kalma ihtimali, hem siyasî dengeleri hem de muhalefetin geleceğini etkileyebilir. Analizde, “Bu durum Türkiye’nin demokrasisi ve İmamoğlu için hayra alamet değil. Erdoğan ne kadar vazgeçilmez hale gelirse, en büyük rakibinin parmaklıklar arkasında geçireceği süre de o kadar uzayacak” ifadeleri kullanıldı. Bu değerlendirme, davanın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda Türkiye’nin iç siyaseti ve uluslararası konumu açısından kritik bir dönemeç olduğunu ortaya koyuyor.
Kaynaklar: Cumhuriyet, T24