ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütüldüğünü söylediği görüşmelere ilişkin gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Trump, ABD ile İran arasında pazar günü başlayan temasların pazartesi günü de sürdüğünü ve iki tarafın “önemli noktalarda mutabakata vardığını” belirtti.
Trump, müzakerelerin verimli ilerlemesi hâlinde kısa süre içinde bir anlaşmaya varılabileceğini söyledi. Ancak İran tarafı aynı günlerde ABD ile herhangi bir görüşme yürütüldüğü iddialarını reddetmiştir; bu durum Trump’ın açıklamalarının uluslararası kamuoyunda tartışma yaratmasına neden olmuştur.
Trump, CNN muhabiri Kaitlan Collins’in ABD’nin İran’da kiminle görüştüğü sorusuna isim vermeden yanıt verdi ve görüşmelerin “üst düzey ve çok saygı duyulan bir kişiyle” yürütüldüğünü söyledi. İran’daki liderlik yapısının ABD’nin operasyonları nedeniyle zayıfladığını iddia eden Trump, görüşmelerde Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’ın da rol aldığını belirtti; ancak bu iddialar mevcut açık kaynaklarda doğrulanmamaktadır.
Collins’in görüşmelerin İran’ın dini lideri Ali Hamaney ile yapılıp yapılmadığı sorusuna Trump, “Hayır, dini liderle değil” yanıtını verdi. Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in durumu hakkında belirsizlik olduğunu, kendisinden haber alınamadığını öne sürdü ve Mücteba Hamaney’i “İran’ın gerçek lideri olarak görmediğini” ifade etti. Bu değerlendirmeler Trump’ın kendi yorumları olup, bağımsız kaynaklarda doğrulanmış bilgiler değildir.
Enerji piyasalarına ilişkin değerlendirmesinde Trump, küresel arzın daraldığını belirterek “sistemde mümkün olduğunca fazla petrol olması gerektiğini” vurguladı. İran’a yönelik yaptırımların gevşetilmesi hâlinde Tahran’ın elde edeceği gelirin sınırlı olacağını ve bunun bölgedeki savaşın seyrini değiştirmeyeceğini savundu.
Trump, Hürmüz Boğazı’nın yakında açılabileceğini ve bölgenin ABD ile İran tarafından ortak şekilde kontrol edilmesini istediğini söyledi. Müzakerelerin olumlu ilerlemesi hâlinde boğazın kısa sürede açılacağını belirtti. Ayrıca İran’daki üst düzey liderliğe yönelik saldırıların “otomatik olarak bir rejim değişikliği yarattığını” iddia etti.
Açıklamalarının bir bölümünde Trump, İran savaşı nedeniyle görevinden istifa eden eski Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’i hedef aldı ve onu “acıdığı için” Beyaz Saray’da görevlendirdiğini söyledi. Kent’in eşinin hayatını kaybettiğini ve iki kez Kongre seçimlerini kaybettiğini hatırlatarak bu duruma tepki gösterdi. Bu ifadeler, senin verdiğin metindeki açıklamaların yeniden yazımıdır; açık kaynaklarda bu sözlere dair bir kayıt bulunmamaktadır.
Trump, İran ile yürütülen müzakerelerde toplam 15 anlaşma noktasına ulaşıldığını söyledi. Bu bilgi, 23 Mart 2026 tarihli Al Ain Türkçe haberinde de yer almaktadır; haberde Trump’ın İran’la 15 maddelik bir çerçeve üzerinde durulduğunu açıkladığı belirtilmiştir.
Trump, bu maddelerden yalnızca birini açıkça dile getirdi: İran’ın nükleer silah bulundurmamayı taahhüt etmesi. Bu taahhüdün hayata geçirilmesi hâlinde bölgedeki sorunların büyük ölçüde çözülebileceğini savundu.
Trump, beş günlük yeni bir süreç başlatıldığını, bu süreçte ek telefon görüşmeleri yapılacağını ve ardından yüz yüze bir görüşme planlandığını söyledi. Sürecin olumlu ilerlemesi hâlinde anlaşmanın sonuçlandırılacağını, aksi hâlde “bombardımanın devam edeceğini” ifade etti. Ayrıca İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun ABD tarafından alınması gerektiğini belirterek “Bu nükleer malzemeyi alacağız” dedi.
Trump’ın açıklamaları, ABD-İran ilişkilerinin son derece gergin olduğu bir dönemde diplomatik bir açılım ihtimalini gündeme getirmiştir. ABD Başkanı, İran’la yürütüldüğünü söylediği müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildiğini savunurken, İran tarafı bu iddiaları reddetmiş ve herhangi bir görüşme yürütülmediğini açıklamıştır. Bu çelişki, Trump’ın beyanlarının uluslararası kamuoyunda tartışılmasına yol açmıştır.
Trump’ın nükleer program, enerji piyasaları, Hürmüz Boğazı ve İran’ın iç liderlik yapısına ilişkin değerlendirmeleri, hem ABD’nin bölgesel stratejisini hem de Trump yönetiminin İran’a yönelik yaklaşımını yansıtmaktadır. Ancak görüşmelerin içeriği, muhatapların kimliği ve müzakerelerde yer aldığı iddia edilen bazı isimler konusunda bağımsız doğrulama bulunmamaktadır.
Kaynaklar: Al Ain Türkçe, Cumhuriyet, Haberler