Osman Kavala

AİHM’de Osman Kavala’nın İkinci Başvurusu Görüşüldü

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Osman Kavala’nın ikinci başvurusunu değerlendirmek üzere dün Büyük Daire’de toplandı. Böylece ne olduğuna dair temel bilgi, yani AİHM’in yeni bir başvuruyu ele aldığı süreç, duruşmanın yapılmasıyla somutlaştı. Mahkemenin temyiz organı niteliğindeki 17 yargıçlı Büyük Daire, başvuruyu ele almak için bir duruşma gerçekleştirdi. Oturum Strazburg’daki AİHM Büyük Daire salonunda yapıldı.

Duruşmanın ardından Gezi davası hükümlüsü iş insanı Osman Kavala yazılı bir açıklama yayımladı. Kavala, 25 Mart’ta yapılan oturumda hem kendi avukatlarının hem de Türkiye hükümeti temsilcilerinin sözlü görüşlerini sunduğunu belirtti. Bu açıklama, sürecin nasıl yürüdüğünü de ortaya koyuyor: Taraflar sözlü beyanlarını iletti, mahkeme ise değerlendirmeye geçti.

AİHM’in kararının ne zaman açıklanacağına dair net bir tarih verilmedi; ancak mahkemenin kararını “önümüzdeki aylarda” duyurması bekleniyor. Bu ifade, sürecin zamanlamasına ilişkin belirsizliği ama aynı zamanda yakın gelecekte sonuçlanacağını gösteriyor.

Kavala açıklamasında, başvurunun neden kritik olduğunu ayrıntılarıyla anlattı. AİHM’in 2019 tarihli kararında, suç işlendiğini gösteren delil olmadan tutuklanmasının hak ihlali sayıldığını ve serbest bırakılması gerektiğinin hükme bağlandığını hatırlattı. 2022’de verilen ikinci kararda ise Türkiye’nin bu ilk karara uymadığı tespit edilmiş, aynı delillerle farklı suçlamalar yöneltilerek tutukluluğun devam ettirilmesi “hukukun etrafında dolanmak” olarak nitelendirilmişti. Kavala, yeni kararın yalnızca tutukluluk sürecini değil, verilen hükmü ve hükmün onanması süreçlerini de kapsayacağına inandığını ifade etti.

Açıklamasının devamında Kavala, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Bu vurgu, hem hukuki çerçeveyi hem de devletin yükümlülüklerini hatırlatıyor. Kavala’ya göre daha da önemlisi, bu kararlarda ifade edilen temel hukuk ilkelerinin benimsenmesi ve bunlara mutlak şekilde uyulmasıdır. Suç işlendiğini gösteren güvenilir nitelikte deliller olmadan özgürlük hakkının kısıtlanamayacağını belirterek, hukukun evrensel standartlarına işaret etti.

Sonuç olarak, AİHM’in Kavala dosyasını öncelikli olarak ele aldığı ve kararın Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri açısından bağlayıcı nitelik taşıdığı belirtiliyor. Mahkemenin vereceği karar, Türkiye’nin önceki AİHM hükümlerine uyup uymadığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyacak. Bu nedenle, önümüzdeki aylarda açıklanacak kararın hem hukuki hem siyasi açıdan önemli sonuçlar doğurması bekleniyor.

Kaynaklar: Bianet, Cumhuriyet, DW Türkçe, Halk TV, Independent Türkçe

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir