Tayyip Erdoğan dinlerken

ABD-İsrail Saldırıları Sonrası Türkiye’de Mezhep Tartışması: Erdoğan Uyardı, İktidara Yakın Medyada Polemik Büyüdü

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlaması, yalnızca bölgesel gerilimi artırmakla kalmadı; Türkiye’de bazı dini çevrelerde mezhep temelli tartışmaların yeniden alevlenmesine de yol açtı. İran üzerinden Şiiliği hedef alan söylemler kamuoyunda görünür hale gelirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu tartışmalara karşı 11 Mart’ta yaptığı grup konuşmasında açık bir uyarıda bulundu. Erdoğan, Türkiye’nin hiçbir topluluğa mezhebi veya etnik kimliği üzerinden yaklaşmadığını vurgulayarak Sünnilik-Şiilik ayrımının siyasal ve toplumsal zeminde derinleşmesine karşı çıktı.

Erdoğan’ın bu çağrısına rağmen tartışmalar özellikle iktidara yakın medya organlarında devam etti. Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, hafta başında kaleme aldığı yazısında Şiiliği hedef alarak Şiiliğin “sonradan ortaya çıkmış bir oluşum” olduğunu savundu ve Ehl-i Sünnet’i “İslam’ın özü” olarak tanımladı. Kaplan, Batılı güçlerin Şiilik üzerinden İslam dünyasını zayıflatmaya çalıştığını iddia ederek Türkiye ve Mısır’ın Sünniliğin iki kalesi olduğunu öne sürdü. Ayrıca Türkiye’nin laiklikle “mankurtlaştırıldığını” savunan ifadeleriyle tartışmayı daha da sertleştirdi.

Kaplan’ın bu sözleri, yine iktidara yakın bir medya grubunda yer alan Sabah gazetesi yazarı Salih Tuna’nın tepkisini çekti. Tuna, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Kaplan’ın uzmanı olmadığı bir alanda iddialı açıklamalar yaptığını belirterek bu söylemlerin hem Kaplan’ın itibarına hem de Ehl-i Sünnet anlayışına zarar verdiğini ifade etti. Tuna’nın eleştirisi, mezhep tartışmasının yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda iktidara yakın medya içinde de bir ayrışma yarattığını gösterdi.

Yusuf Kaplan’ın mezhep konusundaki çıkışları yeni değil. Daha önce, İran ile İsrail arasındaki çatışmalar sırasında da Kaplan, yaşananların “danışıklı dövüş” olduğunu iddia etmiş ve Batı’nın İslam dünyasında mezhep çatışmalarını körüklemek için İran’ın önünü açtığını savunmuştu. Bu değerlendirmesinde Gazze’ye yönelik küresel duyarlılığın dağıtılmak istendiğini öne sürmüştü.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının tetiklediği bu tartışma, Türkiye’de mezhep meselesinin ne kadar hassas bir başlık olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birlik ve bütünlük çağrısına rağmen, iktidara yakın medya organlarında devam eden sert söylemler, hem iç politikada hem de toplumsal düzeyde yeni gerilim alanları yaratıyor. Tartışmanın sürmesi, Türkiye’nin bölgesel politikaları, İran ile ilişkileri ve toplum içi birlik söylemleri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir sürece işaret ediyor.

Kaynaklar: Cumhuriyet, Hürriyet, soL, www.odatv.com.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir