kalkanıyla polis beklerken

İzmir’de LGBTİ+ operasyonu: 16 tutuklama

İZMİR’DE ‘AİLEM GÜVENDE’ OPERASYONU: 18 GÖZALTIDAN 16’SI TUTUKLANDI, AVUKATLARDAN “ÖZEL YAŞAM SUÇ DEĞİLDİR” TEPKİSİ

15 ilde düzenlenen “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında İzmir’de gözaltına alınan 18 kişiden 16’sı tutuklandı. Tutuklananların avukatlarından İHD İzmir Eş Başkanı Ahmet Rodi Polat, gözaltındakilerin telefon şifrelerinin mahkeme kararı olmadan alındığını ve özel WhatsApp yazışmalarının “müstehcenlik” suçlamasına dayanak yapıldığını öne sürdü.


Türkiye genelinde 15 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında LGBTİ+[1] dernekleri ve eğlence mekânlarına yönelik baskınlarda gözaltına alınan kişiler hakkında tutuklama kararları çıkmaya başladı. İzmir’deki operasyonlarda sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla “müstehcenlik” ile “fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek” suçlarını işledikleri iddiasıyla gözaltına alınan 18 kişiden 16’sı tutuklandı. Başsavcılık, adli kontrolle[2] serbest bırakılan 2 kişi için ise itiraz yoluna gitti.


Avukatlardan “Usulsüz Delil” İddiası: Tutuklanan kişilerin avukatlarından İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Eş Başkanı Ahmet Rodi Polat, T24’ten Can Öztürk’e yaptığı açıklamada soruşturmaya ilişkin çarpıcı iddialar ortaya attı. Polat, soruşturma kapsamında gözaltındakilerin telefon şifrelerinin mahkeme kararı olmadan alındığını ve telefon galerileri ile WhatsApp[3] yazışmalarının incelendiğini öne sürdü.

Polat’ın aktardığına göre, gözaltına alınan kişilerin özel ve cinsel içerikli WhatsApp yazışmaları “müstehcenlik” suçlamasına dayanak yapıldı. Telefon galerilerinde bulunan özel fotoğraflar seçilerek soruşturma dosyasına delil olarak eklendi. Kişilerin farklı kişilerle buluşmadan önce birbirlerine gönderdikleri mesajlar da dosyaya konuldu.

“Sanal Devriye” İddiası: Polat, dosyaya konulan sosyal medya paylaşımlarının “sanal devriye” yöntemiyle toplandığını ifade ederek şunları söyledi: “İzmir’de takip ettiğimiz dosyalarda LGBTİ+’ların sosyal medya hesaplarının adli talimat olmaksızın ‘sanal devriye’ yöntemiyle tarandığını, özel yaşamına ait paylaşımların bağlamından koparılarak ‘müstehcenlik’ ve ‘fuhuş’ suçlamalarına dayanak yapılmak istendiğini görüyoruz.”

“Rızaya Dayalı Özel Yaşam Suç Değildir”: Polat, açıklamasının devamında şu değerlendirmelerde bulundu: “Oysa yetişkinlerin rızaya dayalı özel yaşamı, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği ve sosyal medya görünürlüğü suç değildir. ‘Genel ahlak’ gibi sınırları belirsiz kavramlar, özel hayatın gizliliğini ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmanın aracı haline getirilemez.”

Polat, birbiriyle ilgisiz suçlamaların aynı soruşturmalarda bir araya getirilmesinin LGBTİ+’ların toplum nezdinde suçla özdeşleştirilmesine ve damgalanmasına yol açtığını belirterek, “Bu yaklaşım; eşitlik ve ayrımcılık yasağını, özel hayata saygı hakkını, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal etmektedir” dedi. Polat, “Devletin yükümlülüğü LGBTİ+’ları kriminalize etmek değil, onları ayrımcılıktan, nefret söyleminden ve şiddetten korumaktır” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Gözaltında Sorulan Sorular: Soruşturma kapsamında İzmir’de gözaltına alınan kişilere yöneltilen suçlamaların sosyal medya paylaşımlarına dayandığını belirten Polat, dosyada delil olarak sunulan içerikler hakkında “Bu sen misin, bu mesajı sen mi attın, birilerinden para aldın mı?” gibi sorular sorulduğunu aktardı.

Arka Plan

Türkiye genelinde 12 Eylül günü başlatılan “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında İstanbul merkezli 15 ilde eş zamanlı baskınlar düzenlenmişti. Operasyonlarda LGBTİ+ aktivistleri[4], sivil toplum faaliyetleriyle bağlantılı kişiler ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında işlem yapılan kişiler gözaltına alınmıştı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma”, “Fuhuş”, “Müstehcenlik” ve “Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurmak veya Satın Almak” suçlamalarıyla işlem yapıldığı belirtilmişti. Operasyonlar, başta Türk Tabipleri Birliği olmak üzere çeşitli kurum ve sivil toplum örgütleri tarafından insan hakları ihlali olarak nitelendirilmiş ve ayrımcı politikalara son verilmesi çağrısı yapılmıştı.

Kaynaklar: Cumhuriyet, Vikipedi

1:LGBT veya GLBT ya da LGBTQ+, 1990'larda LGB kısaltmasından sonra ortaya çıktı ve 1980'lerin ortaları ile sonlarından bu yana gey sözcüğü yerine kullanılarak LGBT topluluğunu temsil etmeye başladı. Birçok etkinci, gey topluluğu kullanımının eksik bir tanımlama olduğunu düşünerek LGBT topluluğu kullanımına geçti.
2:Adlî kontrol, ceza yargılamasında şüpheli veya sanığın tutuklanarak cezaevine konması yerine, yurt dışına çıkma yasağı gibi belirli tedbirlerle adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasıdır.
3:WhatsApp Messenger, akıllı telefonlar için geliştirilen, platformlar arası çalışma özelliğine sahip bir anlık mesajlaşma ve arama veya haberleşme uygulamasıdır. Android, BlackBerry, iPhone, Windows Phone ve Nokia telefonlarıyla uyumlu olan uygulama, 2G, 3G, 4G ya da Wi-Fi İnternet bağlantısı aracılığıyla kullanıcıların birbirlerine fotoğraf, video, ücretsiz arama, sesli ve yazılı mesaj ve belge göndermesini sağlar.
4:Aktivizm, aksiyonizm veya etkincilik, toplumsal değişme ya da politik değişiklik meydana getirmek için kasıtlı bir biçimde yapılan eylem olarak tanımlanabilir. Bu eylem çelişmeli tartışmalarda taraflardan birini desteklemek ya da muhalefet etmektir. Aktivizm kelimesi sıklıkla protesto veya muhaliflik ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır, ancak aktivizm sayısız politik yönlendirmede yer bulabilir ve geniş bir biçim yelpazesi içinde oluşabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir