SERMAYE PİYASASI KRİZİNDE MALİYET TARTIŞMASI: “ZARARLAR KAMUYA MI YAYILIYOR?”
Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen manipülasyon soruşturması ve 131 fonun tasfiye süreci devam ederken, ekonomi çevrelerinde tartışmalar krizin makroekonomiye etkisi, yatırımcı davranışı ve en çok da kamuya maliyeti üzerinde yoğunlaştı. Emlak Katılım Bankası’nın Katılımevim ve Birevim’i satın alacak olması, zararların halkın sırtına yükleneceği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.
İSTANBUL – Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen manipülasyon[1] soruşturması ve 131 fonun tasfiye süreci devam ediyor. Ekonomi çevrelerinde tartışmalar; söz konusu krizin makroekonomiye etki edip etmeyeceği, yatırımcı davranışının nasıl şekilleneceği ve en çok da kamuya maliyeti üzerinde yoğunlaştı. Ekonomistler kamu bankalarının tasfiye sürecini yönetmesinin direkt olarak zararların kamuya devredildiği anlamına gelmediğini belirtse de “şeffaflıktan uzaklık” sorununa dikkat çekti.
Emlak Katılım’ın Alımları Eleştirileri Güçlendirdi
Emlak Katılım Bankası’nın[2] Katılımevim[3] ve Birevim’i satın alacak olması da zararların halkın sırtına yükleneceği yönündeki eleştirileri güçlendirdi. Soruşturma kapsamında son olarak MASAK’tan[4] Pusula Finans, Tera Yatırım[5], Hedef Holding ve Bulls Yatırım ile alt şirketlerinin yöneticilerinin son iki yılda yaptıkları yurtdışı kripto[6] ve para transferleri ile tüm hesap hareketlerini başsavcılığa göndermesi istendi.
353 Bin Yatırımcının Durumu Belirsiz
SPK’nın[7] müdahale ettiği 7 portföy şirketinin tasfiye edilen fonlarına direkt yatırımı bulunan 353 bin yatırımcının varlıklarının ne kadar değer kaybedeceği ve ne kadar geri ödeme alabilecekleri ise belirsizliğini korurken kamu enstrümanlarının devreye girmesiyle toplumun tümüne yayılan bir maliyet çıkacağı konuşuluyor.
Mahfi Eğilmez: “Asıl Adaletsizlik Bu”
Ekonomist Mahfi Eğilmez[8], geçtiğimiz gün blogunda yayımladığı yazıda, “Birikimi olmayan ya da parasını daha sağlam yatırım araçlarında tutanlar yüksek getiri beklentisinin sağladığı hiçbir avantajdan yararlanmadılar. Risk alanın zararı kamu kaynaklarıyla veya finansal sistem üzerinden topluma yayılırsa asıl adaletsizlik budur” dedi.
Prof. Kozanoğlu: “Stagflasyon Riski Yüksek”
Konuyu sorduğumuz uzmanlardan Prof. Hayri Kozanoğlu da hassas denge gözetilmesi gerektiğini belirtti. Emlak Katılım ve TVF’nin alımlarına ek olarak, “Bu süreçteki rezerv satışları ve bol likidite pompalanmasının da bir zarar doğurması olası” dedi.
Olayın dışarıda da güvensizlik yaratacağını ve ülkeden para çıkışını önlemenin yüksek faiz gerektireceğini belirten Kozanoğlu şu risklere dikkat çekti: “Likidite bollaşması da döviz kurunu baskı altına alır, faiz indirmeyi zorlaştırır. Buna karşın varlık fiyatlarının düşüşünün yaratacağı olumsuz ‘refah etkisi’ talebi ve ekonomik büyümeyi zayıflatır. Bu nedenle Merkez Bankası zor bir durumda. Finansal istikrar ve enflasyon kaygısıyla faizi sabit tutma kararı sonucu, enflasyon içinde durgunluk, bir stagflasyon yaşanma riskini yüksek görüyorum.”
Arda Tunca: “Özel Kazançlar Korunuyor, Özel Zararlar Toplumsallaştırılıyor”
Arda Tunca, varlıkların gerçek değerlerinin üzerinde satın alınması, şirket zararlarının kamu bankalarının bilançolarına taşınması veya bu bankalara daha sonra bütçeden sermaye aktarılması durumunda maliyetin vergi mükellefine yükleneceğini, sürecin şeffaflığının son derece önemli olduğunu vurguladı. Tunca, “Sorumluların mal varlıklarına başvurulmayıp haksız kazançlar geri alınmadan kamu kaynaklarının devreye sokulması adaletsizliktir. Tasarruf sahiplerinin piyasa riskini üstlenmesi ile usulsüzlükten veya kamu otoritesinin denetim görevini yerine getirmemesinden kaynaklı zararlara maruz kalması aynı şey değil. Özel kazançların korunduğu, özel zararların ise toplumsallaştırıldığı bir düzen asla kabul edilemez” dedi. Ayrıca sermaye piyasasına güven azalırsa döviz ve altın talebinin artacağına; kur üzerindeki baskının artması ve rezerv kaybı riskinin enflasyonu olumsuz etkileyeceğine değindi.
Dr. Dölek: “BİST Kara Listeye Girebilirdi”
Dr. Levent Dölek ise düğmeye basanın devlet değil MSCI olduğunun altını çizerek şöyle konuştu: “BİST bir tür kara listeye girebilir ve daha kuvvetli bir spekülatif atakla daha derin bir finansal çöküş tetiklenebilirdi. Bu şebeke devasa bir hacme ulaşırken zaten sistematik olarak küçük yatırımcıların dolandırılması üzerinden bir kaynak transferi gerçekleştiriyor yani topluma bir maliyet yüklüyordu. Şimdi devletin üstlendiği zararın vergilerle finanse edilmesiyle yeni bir maliyet daha ortaya çıkacak. Esasen borsa kurumu en şeffaf ve kurallı haliyle bile toplum üzerinde yük.”
Dr. Kubilay: “Geç Kalmanın Bedelini Herkes Ödeyecek”
Dr. Murat Kubilay, küçük yatırımcıların kayıplarının tüketimi bir miktar kısacağını ve yatırım yapmış ticari işletmeler açısından da sermaye kaybı oluşabileceğini belirtmekle birlikte ekonominin genelinde keskin bir etki beklemiyor. Kubilay, “Kamuoyuna çok geç yansısa da finansal piyasalarda zaten bilinen bir durum olduğu için bankalar ve diğer fonlar bu tip fonlardan uzak durmaya çalışmışlardı. Bu da yayılma etkisini azaltıyor. Bugüne kadar geç kalınmış olmasının bedelini ise hem yatırımcılar hem de piyasa ödemiş olacak” dedi.
Arka Plan: Sermaye Piyasalarındaki Dalgalanma ve Fon Tasfiyeleri
Bu tartışmalar, Türkiye sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan büyük dalgalanmanın ardından geldi. Aşırı değerlenen yatırım fonlarında başlayan yoğun geri ödeme talepleri zincirleme etki yaratarak Borsa İstanbul endeksinin bir ara yüzde 6’dan fazla değer kaybetmesine neden olmuştu. Birden fazla fon, yatırımcılara ödeme yapamayacağını açıklamış, SPK ise 131 yatırım fonunun tasfiye edileceğini duyurmuştu. SPK, tasfiye sürecinin yürütülmesi için Tera Portföy fonlarının saklayıcılığını Türkiye İş Bankası’na, diğer altı portföy şirketinin fonlarının saklayıcılığını ise Ziraat Bankası’na vermişti.
Süreç içinde Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın Marmaris’ten tekneyle yurt dışına kaçtığı iddia edilmiş, daha sonra ülkeye döndüğü ve tutuklandığı bildirilmişti. Soruşturma kapsamında ayrıca Borsa İstanbul eski Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Mustafa Turhan hakkında da sermaye piyasası araçları hakkında yatırımcılarda korku ve paniğe neden olabilecek paylaşımlar yaptığı iddiasıyla resen soruşturma başlatılmıştı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Vatandaşımızın alın terini, emeğini ve birikimini istismar edenlerden hukuk önünde hesap sorulacaktır” ifadelerini kullanmıştı. Gürlek, SPK’nın 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesi kapsamında bazı fon ve pay piyasalarında manipülatif işlemler gerçekleştirildiği iddialarına ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.
Kaynaklar: Mahfi Eğilmez’in blog yazısı, Prof. Hayri Kozanoğlu, Arda Tunca, Dr. Levent Dölek, Dr. Murat Kubilay değerlendirmeleri, Gazete Oksijen, Sözcü, Cumhuriyet, T24, Diken, Artı Gerçek, Evrensel, Kısa Dalga, Borsamatik, Bloomberg, Ekonomi Gazetesi, Vikipedi.