Donald Trump

Trump: İran’la Anlaşmayı Seçimden Sonra Yapacağım

TRUMP BM GENEL KURULU’NDA KONUŞTU: “İRAN’LA ANLAŞMAYI SEÇİMDEN SONRA YAPACAĞIMIZA İNANIYORUM”

ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada iç politikadan İran savaşına kadar birçok başlıkta mesajlar verdi. İran’la bir anlaşmaya varılabileceğini söyleyen Trump, kasım ayındaki ABD ara seçimlerini işaret ederek, “Seçimden hemen sonra bir anlaşma yapacağımıza inanıyorum, çünkü onların anlaşma yapmamasının hiçbir anlamı yok” dedi. Trump, İran’ın nükleer silah edinmesine “asla izin vermeyeceğini” yinelerken, Küba’ya yönelik açıklamaları sırasında Küba heyeti salonu terk etti.

NEW YORK – ABD[1] Başkanı Donald Trump[2], Birleşmiş Milletler[3] Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada iç politikadan İran[4] savaşına kadar birçok başlıkta mesajlar verdi. Konuşmasına ikinci başkanlık dönemindeki icraatlarını anlatarak başlayan Trump, önceki yönetimden “karanlık bir Amerika” devraldığını savundu ve kendi döneminde ülkeyi “Amerika’nın altın çağına” taşıdığını ileri sürdü. Trump, ekonomi, göç politikaları ve suçla mücadele alanındaki uygulamalarını yönetiminin başlıca başarıları arasında gösterdi.

Seçimden Hemen Sonra Bir Anlaşma Yapacağımıza İnanıyorum

Trump’ın konuşmasındaki önemli başlıklardan biri İran’la devam eden savaş oldu. İran’la bir anlaşmaya varılabileceğini söyleyen Trump, kasım ayındaki ABD ara seçimlerini işaret ederek, “Seçimden hemen sonra bir anlaşma yapacağımıza inanıyorum, çünkü onların anlaşma yapmamasının hiçbir anlamı yok” dedi.

İran Tam Ekonomik İzolasyona Alınmalı

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesine “asla izin vermeyeceğini” bir kez daha söyledi. Konuşmanın bu bölümünde salondan kısa süreli alkış geldi. Trump, İran yönetimini hedef alarak, “Orta Doğu’nun zorbasıydılar, artık değiller” ifadelerini kullandı. Trump, konuşmasında diğer ülkelere de İran’a karşı ekonomik baskıyı artırma çağrısı yaptı. ABD Başkanı, ülkeleri İran’a yönelik “tam ekonomik izolasyonu” uygulamaya davet ederek, bu baskının İran’ın ticari deniz taşımacılığına yönelik saldırılarını durdurmasına, nükleer hedeflerinden vazgeçmesine ve Washington’ın “teröre destek” olarak nitelendirdiği faaliyetleri sonlandırmasına kadar sürmesi gerektiğini savundu. ABD yönetimi ağustos ayında da İran’a yönelik küresel finansal ve ticari bağlantıları hedefleyen daha kapsamlı bir ekonomik izolasyon kampanyası başlatmıştı.

Büyük Bir Karar Vermem Gerekiyor

İran konusunda önünde iki seçenek bulunduğunu söyleyen Trump, bunlardan birinin Tahran’la anlaşmaya varılması, diğerinin ise askerî operasyonların çok daha ağır biçimde sürdürülmesi olduğunu ifade etti. Trump, İran’ın geleceğine ilişkin kararın kendi önünde bulunduğunu savunarak, Tahran’la yapılacak bir anlaşmanın ülkenin yeniden yapılanmasına olanak sağlayabileceğini söyledi. ABD Başkanı, diğer seçeneği ise İran’ın askerî güç kullanılarak ortadan kaldırılması şeklinde tarif etti: “Yoksa İslam Cumhuriyeti’ni yok mu edeyim ve bunu çabucak yapayım, onlara bir daha insanları ve ülkeleri öldürme ve yok etme şansı vermeden? Onları, hayatta kalma şansı ve gelecekte büyüklüğe ya da nesillere dair hiçbir umut kalmayacak şekilde cehenneme mi sürükleyeyim?”

Rusya-Ukrayna Savaşına da Değindi

Trump, İran başlığının ardından Rusya-Ukrayna savaşına[5] geçti. Washington’ın Moskova ve Kiev yönetimleriyle yakın temas halinde olduğunu belirten Trump, savaşın sona erdirilebileceğini savundu. “Rusya ve Ukrayna liderleriyle çok yakın çalışıyoruz” diyen Trump, savaşın “insanların düşündüğünden daha hızlı” sona erebileceğini ileri sürdü.

Küba Heyeti Salonu Terk Etti

Trump, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında İran ve Rusya-Ukrayna savaşının ardından Küba’ya[6] ilişkin mesajlar verdi. Trump, ABD yönetiminin Küba’daki mevcut siyasi ve ekonomik tabloda “temel bir değişim” görmek istediğini belirtti. Küba’yı “başarısız bir devlet” olarak nitelendiren Trump, ülkenin mevcut durumunun sürdürülemez olduğunu savundu ve “Daha önce hiç olmadığı kadar başarısız oluyor ve çökecek” dedi. Trump, konuşmasında Küba’nın ABD’nin güvenliği açısından stratejik konumuna da vurgu yaptı. ABD Başkanı, Washington’ın ülkenin hemen yakınında yabancı rakiplerin ABD’ye yönelik tehdit oluşturabileceği bir alan meydana gelmesine izin vermeyeceğini söyledi. Trump, “Yabancı rakiplerin Amerika’yı hemen kapımızın dibinden tehdit edebileceği güvenli bir alan oluşmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Trump’ın Küba’ya yönelik açıklamaları sırasında Küba heyeti BM Genel Kurulu salonundan ayrıldı.

Batı Yarımküre’de Tehditlere İzin Vermeyeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Venezuela’ya[7] ilişkin politikalarını savundu. Trump, yönetiminin Venezuela’da attığı adımları bir “başarı” olarak nitelendirirken, bu sürecin bölgedeki diğer ülkelere de mesaj niteliği taşıdığını söyledi. Trump, Venezuela’daki gelişmelerin ABD’nin Batı Yarımküre’ye yönelik güvenlik yaklaşımını ortaya koyduğunu savundu. ABD Başkanı, Washington’ın kendi ulusal güvenliğine yönelik tehditlerin bölgede kalıcı hale gelmesine izin vermeyeceğini belirterek, gerekli görülmesi halinde Amerikan ordusunun kullanılabileceğini söyledi. Trump, ABD’nin “hayati ulusal çıkarlarını” korumak için askerî kapasitesini devreye sokmaktan kaçınmayacağı mesajını verdi: “Venezuela’daki adımlarımız, Amerika Birleşik Devletleri’nin artık Amerika’ya yönelik tehditlerin Batı Yarımküre’nin herhangi bir yerinde yer edinmesine izin vermeyeceğinin kanıtıdır; gerekirse, Amerika Birleşik Devletleri’nin hayati ulusal çıkarlarını korumak için eşsiz askerî gücümüzü kullanacağız.”

BM Dışında İran Yönetimi Karşıtı Gösteri

Trump’ın konuşması sırasında BM Genel Merkezi dışında da İran yönetimi karşıtı bir grup gösteri düzenledi. Göstericilerden bazıları özgürlük ve demokrasi çağrısı yapan pankartlar taşırken, İran’daki yönetim sistemini eleştiren sloganlar kullandı. Trump ise BM kürsüsünden yaptığı açıklamalarda İran’a yönelik ekonomik ve diplomatik baskının artırılması gerektiğini savunarak, nükleer program, ticari deniz taşımacılığı ve bölgesel faaliyetler konusunda Tahran’ın geri adım atmasını istedi.

Trump’ın Onay Oranı Yüzde 32’ye Geriledi

Trump’ın açıklamaları, kamuoyu desteğine ilişkin göstergelerin gerilediği bir dönemde geldi. 21 Eylül’de yayımlanan Reuters/Ipsos araştırmasına göre Trump’ın görev onayı yüzde 32 ile siyasi kariyerindeki en düşük seviyeye geriledi. Bir önceki ankette bu oran yüzde 35 olarak ölçülmüştü. Araştırmada Cumhuriyetçi seçmenler arasında Trump’ın görev performansını onaylayanların oranı da bir hafta içinde yüzde 82’den yüzde 73’e düştü. Katılımcıların yalnızca yüzde 17’si Trump’ın yaşam maliyetini yönetme biçimini onaylarken, İran’a yönelik saldırıları destekleyenlerin oranı yüzde 34 olarak kaydedildi.

Kasımda Kongre’nin Dengesi Belirlenecek

ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlerde Temsilciler Meclisinin tamamı ile Senatonun bir bölümü için sandığa gidilecek. Seçimler, Cumhuriyetçilerin Kongredeki çoğunluklarını koruyup koruyamayacağı açısından önem taşıyor. Reuters/Ipsos araştırmasında kayıtlı seçmenlerin yüzde 43’ü Kongre seçimlerinde Demokratları, yüzde 35’i ise Cumhuriyetçileri tercih edeceğini belirtti. Bu ulusal anket, tek tek eyalet ve seçim bölgelerinin sonucuna ilişkin bir tahmin niteliği taşımıyor. Trump ise konuşmasında ikinci dönemindeki ekonomik ve siyasi performansını savunurken, İran savaşının sona erdirilmesi için ara seçimlerin sonrasını işaret etti.

Arka Plan: Trump’ın BM Konuşması ve ABD’nin Dış Politikası

Trump’ın BM Genel Kurulu konuşması, ABD’nin İran, Rusya-Ukrayna savaşı, Küba ve Venezuela politikalarına ilişkin önemli mesajlar içeriyor. Trump’ın İran’la anlaşma için ara seçimleri işaret etmesi, İran savaşının ABD iç siyasetiyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Trump’ın onay oranlarındaki düşüş ve Cumhuriyetçi seçmenler arasındaki destek kaybı, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yönetimin karşı karşıya olduğu zorlukları ortaya koyuyor. Trump’ın Küba ve Venezuela’ya yönelik sert söylemi ve askerî güç kullanma tehdidi, ABD’nin Batı Yarımküre’deki güvenlik politikasının sertleşebileceğine işaret ediyor. İran’a yönelik “tam ekonomik izolasyon” çağrısı ise Washington’ın Tahran’a yönelik baskıyı uluslararası alanda artırma çabasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Kaynaklar: Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu, Beyaz Saray açıklamaları, Reuters/Ipsos araştırması, Anadolu Ajansı, Reuters, AFP, BBC, NTV, Sözcü, Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Gazete Oksijen, T24, Diken, Artı Gerçek, Evrensel, Vikipedi.

1:Amerika Birleşik Devletleri (ABD), daha yaygın kullanılan adıyla Amerika veya Birleşik Devletler, Kuzey Amerika kıtasında Kanada ve Meksika arasında bulunan bir ülkedir. 50 eyaletin birleşiminden meydana gelen federal anayasal bir cumhuriyet ile yönetilir. Bir federal bölgeye sahiptir ve 9,8 milyon km2 (3,8 milyon sq mi) yüz ölçümü ile dünyanın karasal alan bakımından dördüncü, toplam alan bakımındansa üçüncü en büyük ülkesi ve 334 milyonu aşan nüfusu ile de en kalabalık üçüncü ülkesidir.
2:Donald John Trump (d. 14 Haziran 1946), Amerika Birleşik Devletleri'nin 47. başkanı olarak görev yapan Amerikalı siyasetçi, medya kişiliği ve iş adamıdır. Cumhuriyetçi Parti üyesi olan Trump, daha önce 2017'den 2021'e kadar 45. başkan olarak da görev yapmıştı.
3:Birleşmiş Milletler (İngilizce: United Nations), resmî kısaltmasıyla BM (İngilizce: UN), 26 Haziran 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın imzalanmasıyla kurulan, uluslararası barış ve güvenliği korumak, devletler arasında dostane ilişkiler geliştirmek, uluslararası işbirliğini teşvik etmek ve bu hedeflere ulaşmak için devletlerin eylemlerini uyumlaştırma merkezi olarak hizmet etmek amacıyla kurulmuş küresel bir uluslararası kuruluştur.
4:İran (Farsça: ایران), resmî adıyla İran İslam Cumhuriyeti (Farsça: جمهوری اسلامی ایران), Batı Asya'da yer alan bir ülkedir. Kuzeybatıda Türkiye ve batıda Irak, kuzeyde Azerbaycan, Ermenistan, Hazar Denizi ve Türkmenistan, doğuda Afganistan, güneydoğuda Pakistan, güneyde Umman Körfezi ve Basra Körfezi ile komşudur. İran, 1.648.195 km2 (636.372 mil2) alanda yaklaşık 92 milyonluk çok etnikli nüfusuyla hem coğrafi büyüklük hem de nüfus bakımından dünyada 17. sırada yer almaktadır. Asya'nın en büyük altıncı ülkesidir ve dünyanın en dağlık ülkelerinden biridir.
5:Rusya-Ukrayna Savaşı, bir yanda Rusya, Beyaz Rusya ve Rus yanlısı güçlerin, diğer yanda Ukrayna'nın dahil olduğu, sürmekte olan bir savaştır. Yevromaydan'ın ardından görevden alınan Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in Kırım'daki gerginlik nedeniyle Rusya'dan bölgeye asker göndermesini istemesinin ardından 2014 yılında başlayan ve Şubat 2022'de büyüyen askerî hareketliliktir. Bu savaşa Rusya'nın Kırım'ı ilhakı (2014), Donbass Savaşı (2014-günümüz), siber savaş ve siyasi gerilimler de dahildir.
6:Küba, resmî adıyla Küba Cumhuriyeti, Karayipler'de bir ada ülkesidir. Adını taşıyan ana adanın yanı sıra 4.195 ada, adacık ve mercan adasından oluşmaktadır. Karayip Denizi, Meksika Körfezi ve Atlantik Okyanusu'nun birleştiği noktada yer alan Küba, Yucatán Yarımadası'nın doğusunda, Florida ve Bahamalar'ın güneyinde, Hispanyola'nın batısında ve Jamaika ile Cayman Adaları'nın kuzeyinde yer almaktadır. Havana en büyük şehir ve başkenttir.
7:Venezuela, resmî adıyla Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti, Güney Amerika'nın kuzey kıyısında yer alan, kıtasal bir kara kütlesi ve Karayip Denizi'ndeki çeşitli adalar ve adacıklardan oluşan, fiilen Amerika Birleşik Devletleri'nin kukla devleti olan bir ülkedir. 912.050km² (352.140 sq mi) alana sahip olup, 2025 yılında tahmini nüfusu 31,8 milyondur. Başkenti ve en büyük kentsel yerleşim yeri Caracas'tır. Kıtasal topraklar kuzeyde Karayip Denizi ve Atlantik Okyanusu, batıda Kolombiya, güneyde Brezilya, kuzeydoğuda Trinidad ve Tobago ve doğuda Guyana ile çevrilidir. Venezuela, 23 eyalet, Başkent Bölgesi ve Venezuela'nın açık deniz adalarını kapsayan federal bağımlılıklardan oluşmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir