meclis

TBMM Kitabında Başkanlık Sisteminin Riskleri

TBMM ARAŞTIRMA KİTABINDA BAŞKANLIK SİSTEMİNİN RİSKLERİ: “MEŞRUİYETİ TARTIŞMALI OLSA DA DEĞİŞEMİYOR”

TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı’nın 2015 yılında hazırladığı ve 2017’de ikinci baskısını yapan “Karşılaştırmalı Hükûmet Sistemleri: Başkanlık Sistemi” başlıklı kitapta, başkanlık sisteminin olumsuz yanları arasında “meşruiyeti tartışmalı hale gelse de başkanın sabit süresi dolmadan değiştirilemeyeceği”, “seçmen taleplerine duyarsız hale gelebileceği” ve “kutuplaşmayı teşvik edebileceği” tespitleri yer aldı.

ANKARA – Türkiye Büyük Millet Meclisi[1] Araştırma Hizmetleri Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne[2] geçilen 2017 referandumu öncesinde, 2015 yılında sistem değişikliği tartışmalarına katkı sağlamak amacıyla hazırlanan “Karşılaştırmalı Hükûmet Sistemleri: Başkanlık Sistemi” başlıklı kitap, başkanlık sisteminin olumlu ve olumsuz yanlarını karşılaştırmalı olarak ele aldı. 2017’nin Şubat ayında ikinci baskısını yapan çalışmada, sistemin olumsuz yanlarının sıralandığı bölümdeki tespitler dikkat çekti.

Meşruiyeti Tartışılsa da Değişemiyor

Kitapta başkanlık sisteminin ilk olumsuz yönü olarak sistemin “katı” bir yapıya sahip olduğu belirtildi. Çalışmada, “Yasama organı başkanın varlığını sona erdiremediğinden yürütme gücünün süresi sabittir. Bu durumda bir başkan ne kadar yeteneksiz olursa olsun görev süresini doldurmadan görevinden alınamayacaktır. Halk desteği veya meşruiyeti tartışmalı hale gelse de başkan, sabit süresi dolmadan değiştirilemeyecektir. Buna karşılık çok başarılı bir başkan, yeniden seçilme yasağı olan ülkelerde tekrar seçilememektedir” denildi.

Seçmen Taleplerine Duyarsız Olabilir

Cumhurbaşkanlığı seçiminin “sıfır toplamlı bir oyun” olarak değerlendirildiği kitapta, “Kazananın her şeyi aldığı, kaybedenin her şeyi kaybettiği bir sıfır toplamlı oyunda uzlaşmaya değil kutuplaşmaya teşvik eden faktörler ön plana çıkmaktadır. Gelecek başkanlık seçimine kadar iktidarını koruyacağından emin olan başkan, gerek muhalefetin gerekse seçmen kitlesinin taleplerine karşı duyarsız hale gelebilir” tespiti yapıldı.

Ayrıca başkanın halk oylamasıyla seçilmesinin etkilerinin de değerlendirildiği çalışmada, “Yetkilerinin temelinde plebisitçi (çoğunlukçu) unsurlar bulunan başkan, tüm halkın temsilcisi olduğu inancına kapılabilir. Kendi politikalarını halk iradesinin yansıması olarak görürken, muhaliflerin politikalarını dar çıkarların bencil planları olarak tanımlayabilir” ifadelerine yer verildi.

Sistemin Olumlu Yanları da Sıralandı

Çalışmada başkanlık sisteminin olumlu yanları da sıralandı. Sistemin “istikrarlı bir yönetim” getirdiği belirtilen çalışmada, parlamenter sistemle kıyaslama yapılarak şu görüş paylaşıldı: “Başkan hızlı karar alabilir ve etkin bir yönetim sağlayabilir. Parlamenter rejim uygulamalarında çoğunlukla hükûmet, bir taraftan yetkilerini cumhurbaşkanıyla paylaşıp diğer taraftan parlamentonun baskısı altında kaldığından, yürütmenin gücü azalmakta ve yönetimde zafiyet meydana gelmektedir.”

Bu sistemin “daha fazla demokrasi” getirebileceği de belirtilen çalışmada, sistemin getirebileceği diğer olumlu yanlar şöyle sıralandı: “Seçmenler muhtemel hükûmet seçeneklerini baştan görerek oy verir. Halkın hesap sorma imkânı daha fazladır. Sorumlunun teşhisi daha kolay hale gelmekte, halkın yeni seçimde bu teşhis ışığında isabetli karar verme şansı artmaktadır. Yürütme organı, yasama organını feshetme yetkisine sahip olmadığından milletvekilleri daha özgür ve vicdani hareket etme imkânına kavuşurlar. Güçler ayrılığı ve sınırlı iktidar, bireysel özgürlüklerin de garantisi olmaktadır.”

Arka Plan: 2017 Anayasa Değişikliği ve Başkanlık Sistemi Tartışmaları

Türkiye, 16 Nisan 2017’de yapılan referandumla parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçiş kararı almıştı. TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı’nın 2015 yılında hazırladığı bu kitap, o dönemde sistem değişikliği tartışmalarına katkı sağlamak amacıyla kaleme alınmıştı. Çalışmanın 2017’nin Şubat ayında, yani referandumdan yaklaşık iki ay önce ikinci baskısını yapması, dönemin tartışma ortamını yansıtması açısından dikkat çekiyor.

Kitapta yer alan tespitler, başkanlık sisteminin bilinen risklerini akademik bir çerçevede ortaya koyarken, aynı zamanda sistemin savunucuları tarafından dile getirilen olumlu yönlere de yer veriyor. Çalışmanın, Türkiye’de 2017 sonrası yaşanan siyasi ve kurumsal gelişmeler ışığında yeniden gündeme gelmesi, başkanlık sisteminin uzun vadeli etkilerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Kaynaklar: TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı, “Karşılaştırmalı Hükûmet Sistemleri: Başkanlık Sistemi” (2015, ikinci baskı Şubat 2017), Sözcü, Cumhuriyet, T24, Gazete Oksijen, Diken, Artı Gerçek, Vikipedi.

1:Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama organıdır. 23 Nisan 1920'de Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'nce işgaline ve Meclis-i Mebûsan'ın İstanbul'un işgalinin ardından kapatılmasına direniş göstermek üzere, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının öncülüğünde Ankara'da kurulmuştur. Asli görevi yürütmeyi denetlemektir ve yasama erkini kullanır.
2:Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, Türkiye'de 16 Nisan 2017 Referandumu'yla kabul edilen ve 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan kuvvetler ayrılığına dayalı başkanlık tipi bir hükûmet sistemidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın sekizinci maddesine göre, yürütme yetkisi ve görevi, cumhurbaşkanı tarafından, anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir