YENİ PARTİ’DEN SERMAYE PİYASASI KRİZİ AÇIKLAMASI: “BU DOSYA TASFİYE İLE KAPATILAMAZ”
Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, partisinin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi adına Zeytinburnu İlçe Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında sermaye piyasalarında yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. Özlale, “Bu dosyanın üzeri tasfiye ile kapatılamaz” diyerek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e, SPK’ya, BDDK’ya ve MASAK’a çağrıda bulundu.
İSTANBUL – Yeni Parti[1] İzmir Milletvekili Ümit Özlale[2], partisinin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi adına partisinin Zeytinburnu İlçe Başkanlığı’nda sermaye piyasalarında yaşanan son gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Özlale, toplantıda kapsamlı açıklamalarda bulunarak hükûmete ve ilgili kurumlara çağrılar yaptı.
Yaşananlar Yalnızca Sermaye Piyasası Krizi Değil
Özlale, konuşmasına sermaye piyasalarında yaşananların geniş toplumsal etkilerine dikkat çekerek başladı. Özlale, “Toplumun her alanında etkisini gördüğümüz ahlaki çöküntünün ve denetlenmeyen bürokratik gücün son mağduru maalesef tasarrufu eriyen küçük yatırımcı olmuştur. Son dönemin belki de en çalkantılı haftasını geride bıraktığımız bugünlerde yaşananlar yalnızca bir sermaye piyasası krizi değildir. Bu, geçim krizinin ortasında ayakta kalmaya çalışan milyonlarca insanın umududur. Çaresizliğinin ve kıt kanaat biriktirdiği parasının istismar edilmesidir. Maaşıyla ay sonunu getiremeyen emeklinin, ücreti kirasına ve mutfağa yetmeyen çalışanın, ailesinden aldığı sınırlı harçlıkla geçinmeye çalışan gencin, çocuğuna biraz daha fazla harçlık vermek için çalışan anne ve babanın hayatta kalma çabasının istismar edilmesidir” dedi.
Sermaye piyasalarında yaşananların yalnızca finansal bir kayıp değil, dar ve orta gelirli insanlar açısından ağır bir servet kaybı ve büyük bir toplumsal şok olduğunu söyleyen Özlale, insanların sadece parasının değil, geleceğe tutunma ümidi ile kamu kurumlarına duyulan güvenin de zarar gördüğünü ifade etti.
Özlale, şöyle konuştu: “Bu düzen vatandaşın zengin olma arzusunu değil, daha fazla yoksullaşmama çabasını sömürmüştür. Bunun sorumlusu, geçim sıkıntısını kazanca çevirenler ile bütün bunlar yaşanırken görevini yapmayan ya da yapmak istemeyen kamu otoritesidir. Bildiğiniz gibi Sermaye Piyasası Kurulu[3] geçtiğimiz günlerde 7 portföy yönetimi şirketine ait 131 tane yatırım fonunun tasfiyesini yürütmek üzere Türkiye İş Bankası ile Ziraat Bankası’nı görevlendirdi. Tasfiyenin hızla tamamlanması elbette önemlidir. Ancak asıl mesele, bu yapının nasıl bir büyüklüğe ulaştığını, kimlerin zamanında buna müdahale etmediğini ve hangi kamu kurumlarının bu düzenin büyümesine imkân verdiğini ortaya çıkarmaktır. Suç duyuruları, işlem yasakları ve tasfiye kararları sorularımızı ortadan kaldırmamış, tam tersine gecikmenin ve denetimsizliğin sorumlularının açıklanmasını daha da zorunlu hale getirmiştir.”
Talimatları Kim Verdi, Menfaati Kim Sağladı?
Özlale, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e[4] doğrudan sorular yönelterek şunları söyledi: “Şimdi burada Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’e sormak isteriz. Kasım 2025’te dönemin SPK Başkanı ile birlikte fonlarda manipülasyon[5] olduğunu ve buna izin vermeyeceğinizi söylediniz. Buna rağmen kapsamlı müdahale için yaklaşık 10 ay beklendi. Bu sürede şüphe konusu yapılar ve fonlar 4-5 kat büyüdü. Yüz binlerce yeni ve küçük yatırımcı sisteme girdi. 10 ay önce önlem alsaydınız eğer çok daha küçük olacak olan bu mali enkaz, bugün devasa bir boyuta ulaştı. Sayın Şimşek, konuyu yeterince ciddiye mi almadınız? Kurumlar mı görevinizi mi yapmadı? Aşamadığınız siyasi ya da bürokratik engeller mi vardı? Yoksa bu fonlarda yüksek miktarda birikimleri olduğu konusunda kamuoyunda ciddi şüpheler olan siyasetçi ve bürokratların biraz daha kazandıktan sonra sistemden güvenli bir şekilde çıkmasını mı beklediniz? Burada SPK’nın yayınladığı düzenleme takvimi de gecikmeyi açıklamamaktadır. Yani bu 10 aylık gecikmeyi SPK’nın düzenleme takvimi hiçbir şekilde açıklamamaktadır. Sermaye piyasası paydaşları açısından bağlayıcı kurallar ancak 28 Ağustos’ta yayınlanmıştır. Daha önce getirilen nitelikli yabancı sınırı gibi ileriye dönük düzenlemeler mevcut fonlarda biriken riskleri ortadan kaldırmamıştır. Sonuç olarak, madem bugün 131 tane fon tasfiye ediliyor, o halde zamanında alınmayan önlemlerin de hesabı mutlaka kamu otoriteleri tarafından verilmelidir. Üstelik suç duyurusunun yetmeyeceği, denetim zincirinin tamamının da soruşturulması gerektiği açıktır. Sermaye Piyasası Kanunu piyasa dolandırıcılığını suç olarak düzenlemektedir. Yalnızca işlemleri yapan fon yöneticilerinin adını sıralamak, onları gözaltına almak yetmez. Talimatları kim verdi? Menfaati kim sağladı? Bu mekanizmayı kim kurdu, kim korudu, kim görmezden geldi?”
Önceki ve Mevcut SPK Kararları Geriye Dönük İncelenmeli
Özlale, soruşturmanın kapsamının genişletilmesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti: “Soruşturma gözaltı ve yurt dışı yasağı ile sınırlı kalırsa eğer eksik kalacaktır. Patronlardan siyasi destekçilere kadar bütün talimat ve menfaat zinciri de ciddiyetle soruşturulmalıdır. Onlarca hissede şüpheli işlemler yapılırken ve bunları taşıyan fonlar bu ölçekte büyürken gözetim mekanizmasının neden çalışmadığı hala kocaman bir soru işaretidir. Yedi şirkete ait 131 tane fon söz konusu. SPK içindeki olası ihmal ve kusurlar da bağımsız bir şekilde araştırılmalıdır. Hangi tarihte, hangi bulguya ulaşıldığı ve müdahalenin neden geciktiği belge ve tarih açıklanmalıdır. Bu düzen kendiliğinden kurulmadı. Bu fonların TEFAS’ta işlem görmesine imkan veren kararlardan halka arz işlemlerine, değerleme raporlarının kabulünden şirketlerin unvan ve faaliyetlerinin değişikliklerine, ortaklık yapılarının finansal yeterlilik değerlendirmelerine kadar her aşamada kamu otoritelerinin imzası vardır. Önceki ve mevcut SPK yönetimleri döneminde verilen bütün bu kararlar geriye dönük incelenmelidir.”
Sistemden Daha Önce Kimler Para Çıkararak Çıktı?
Özlale, BDDK[6] ve MASAK’a[7] da önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayarak şu soruları yöneltti: “Finansal ve kurumsal yeterliliği tartışmalı yapılara hangi gerekçeyle izin verildiği açıklanmalıdır. Olası çıkar birliktelikleri araştırılmalıdır. Kamu adına imza atan hiç kimse denetim dışında kalmamalıdır. Burada BDDK ve MASAK’a da önemli sorular ve sorumluluklar düşmektedir. Bu yapının çevresindeki bazı finans kuruluşları sahiplerinin aynı zamanda bankalarda ortak veya yönetici olması meseleyi sermaye piyasasının dışına çıkarmaktadır. Bu bankalara ilişkin kuruluş, pay devri ve ortaklık izinleri hangi tarihlerde, hangi değerlendirmeler sonucunda verildi? Ortakların geçmişleri ve haklarında iddialar yeterince araştırıldı mı? O yüzden BDDK Başkanı ve kurul üyelerinin sorumlulukları da ortaya çıkartılmalıdır. MASAK’a da burada önemli bir iş düşmektedir. Şüpheli işlemlerle bağlantılı kişilerin mal varlıkları ve banka hesapları üzerinde bloke, dondurma veya başka koruyucu tedbirler uygulandı mı? Sistemden daha önce kimler, hangi tarihlerde ve hangi tutarlarda para çıkararak çıktı? Ayrıcalıklı bilgiye erişenlerin kazançları zamanında güvenceye alınmış mıdır? Fonlar nitelikli yatırımcılara açılmadan önce içeride kimlerin bulunduğu, daha önce kimlerin kazanç elde ettiği siyasi etkiden uzak bir şekilde incelenmelidir. Fonların TEFAS’a kapalı olduğu dönemde olağan dışı büyümenin kaynağı ve bu fonlara giren paranın niteliği de araştırılmalıdır. Şüphe altındaki insanların hala görevine devam ettiği garip bir dönemi yaşıyoruz. Soruşturma ve tasfiye sürecinin merkezindeki yapılarda bazı sahip ve yöneticiler bugün de finansal kuruluşların yönetimindedir. Bu kuruluşları yönetmeye devam etmektedir. SPK, BDDK ve ilgili kurumlar bu kişilerin görevlerini sürdürmesine neden izin vermektedir?”
Bu Dosyanın Üzeri Tasfiye ile Kapatılamaz
Özlale, sözlerini Yeni Parti olarak sürecin takipçisi olacaklarını belirterek tamamladı: “SPK, 131 fonun tasfiyesine giden sürecin eksiksiz kronolojisini ve müdahaledeki gecikmenin nedenlerini açıklamalıdır. Şüpheli işlemlere ilişkin soruşturma bütün talimat ve menfaat zincirine uzanmalı. SPK içindeki olası ihmal ve kusurlar bağımsız biçimde araştırılmalıdır. Geçmiş SPK yönetimlerinin fon, TEFAS, halka arz ve diğer izinleriyle BDDK’nın banka izinleri geriye dönük incelenmelidir. MASAK’ın mal varlıkları ve hesaplar hakkında aldığı tedbirler açıklanmalı, yatırımcıların alacaklarını koruyacak önlemler gecikmeden alınmalıdır. Kamu eliyle yapılacak hiçbir satın almada geçmiş zararlar milletimize ödenmemelidir. Bizim Yeni Parti olarak son sözümüz şudur. Türkiye bu filmi AK Parti iktidarında daha önce de görmüştür. Kombassan’da, Yimpaş’ta, Çiftlik Bank’ta ve daha bir sürü skandalda, SPK skandalında isimler değişmiş, araçlar değişmiş, hikayeler değişmiş fakat küçük tasarruf sahibinin güvenini istismar eden düzen değişmemiştir. Biz burada mağduru, küçük yatırımcıyı, parasını bu çetelere kaptıranları sorgulamayacağız. Parasını, emeğini ve geleceğini korumaya çalışan vatandaşı suçlamayacağız. Düzeni kuranları, o düzenden kazananları ve o düzene göz yumanları sorgulayacağız. Kamu otoritesinin görevi özel zararları kamulaştırmak değildir. Görevi küçük yatırımcının hakkını korumak, sorumlulukları ortaya çıkarmak ve kamu adına atılan her imzanın hesabını sormaktır. Bu dosyanın üzeri tasfiye ile kapatılamaz. Sorumlular hesap verene, küçük yatırımcının hakkı korunana ve bütün karar zinciri ortaya çıkarılana kadar Yeni Parti olarak bu meselenin takipçisi olacağız.”
Arka Plan: Sermaye Piyasalarındaki Kriz ve Fon Tasfiyeleri
Türkiye sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan büyük dalgalanma, aşırı değerlenen yatırım fonlarında başlayan yoğun geri ödeme talepleriyle zincirleme etki yaratmış ve Borsa İstanbul endeksinin bir ara yüzde 6’dan fazla değer kaybetmesine neden olmuştu. Birden fazla fon, yatırımcılara ödeme yapamayacağını açıklamış, SPK ise 131 yatırım fonunun tasfiye edileceğini duyurmuştu. SPK, tasfiye sürecinin yürütülmesi için Tera Portföy fonlarının saklayıcılığını Türkiye İş Bankası’na, diğer altı portföy şirketinin fonlarının saklayıcılığını ise Ziraat Bankası’na vermişti.
Bu süreçte Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın 15 Eylül’de tutuklanmış, Tera Portföy’ün de aralarında bulunduğu çok sayıda portföy yönetim şirketinin üst düzey yöneticisi hakkında gözaltı ve tutuklama kararları verilmişti. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sermaye piyasalarını manipüle etmeye yönelik soruşturmalar kapsamında fon yönetim kurulu başkan ve üyelerinin de aralarında bulunduğu 4 şüphelinin tutuklandığını, 51 kişi hakkında yurtdışına çıkış yasağı verildiğini ve 246 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini açıklamıştı.
Özlale’nin açıklamaları, bu süreçteki gecikme ve denetim eksikliğine ilişkin en kapsamlı muhalefet eleştirilerinden biri olarak öne çıkıyor. Yeni Parti’nin konuyu takip edeceğini açıklaması, sermaye piyasalarındaki krizin önümüzdeki günlerde de siyasetin gündeminde kalacağına işaret ediyor.
Kaynaklar: Yeni Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi basın toplantısı, Gazete Oksijen, Sözcü, Cumhuriyet, Artı Gerçek, Diken, T24, Evrensel, Kısa Dalga, Borsamatik, Bloomberg, Ekonomi Gazetesi, Vikipedi.