kürsü

MHP’li Yıldız: Gizli Tanık Tek Başına Hükme Esas Alınamaz

MHP’Lİ FETİ YILDIZ’DAN GİZLİ TANIK AÇIKLAMASI: “TEK BAŞINA HÜKME ESAS ALINAMAMASI BÜYÜK KAZANIMDIR”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabından gizli tanık beyanlarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yıldız, “Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamaması hukukumuz için büyük bir kazanımdır. Bu yola mecbur kalınmadıkça başvurulmamalı, başvurulması halinde savunma hakkına saygı gösterilmeli ve sanığın gizli tanığa sözlü soru sorma hakkı mutlaka tanınmalıdır” dedi. Açıklama, gizli tanıkların kullanıldığı İBB davasının seyrettiği bir dönemde geldi.

ANKARA – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)[1] Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız[2], sosyal medya hesabından ceza muhakemesi ve gizli tanık[3] beyanlarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Yıldız, paylaşımında vicdani ispat ilkelerinden delil serbestîsine, gizli tanık beyanlarının hukuki değerinden sanığın savunma hakkına kadar birçok konuya değindi.

Gizli Tanık Beyanı Tek Başına Hükme Esas Alınamaz

Yıldız, açıklamasında gizli tanık beyanlarının hukuki niteliğine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamaması hukukumuz için büyük bir kazanımdır. Bu yola mecbur kalınmadıkça başvurulmamalı, başvurulması halinde savunma hakkına saygı gösterilmeli ve sanığın gizli tanığa sözlü soru sorma hakkı mutlaka tanınmalıdır.”

Yıldız, “Her suç insan tarafından işlenir ve insan davranışları matematik kesinliğe indirgenemeyecek kadar karmaşıktır. Bilimsel deliller ile klasik deliller arasında bir rekabet olduğunu varsaymak yerine ikisini dayanışma içerisinde tasavvur etmek amaca daha uygun olmaktadır” ifadelerini kullandı.

Şüpheli ve Sanığın Beyanları Hem Savunma Hem Delildir

Yıldız, şüpheli ve sanık beyanlarının hukuki niteliğine de değinerek, “Şüpheli ve sanığın beyanları hem bir savunma hem de ispat vasıtası yani delil mahiyetindedir” dedi.

Vicdani İspat ve Delil Değerlendirmesi

Yıldız, açıklamasında ceza muhakemesinin temel ilkelerini de detaylı biçimde ele aldı: “Ceza muhakemesi bir suçun işlendiğine dair şüpheyle başlamaktadır. Bu şüphenin bertaraf edilmesi yani şüphenin yenilip belirsizliğin ortadan kaldırılması ve maddi gerçeğin araştırılması için vicdani ispat ilkeleri getirilmiştir. Hâkim kolektif delillere, tarafların aktif olarak katılıp tartıştığı hukuka uygun delillere dayanarak bir karara varmak zorundadır.”

Yıldız, “Vicdani kanaat, hâkimin dava konusu olay hakkında duruşmada ortaya konulup tartışılmış delillere dayanarak, muhakeme ilkelerinin, akıl ve bilimin yol göstericiliğinde, hukukla mukayyet ve şüpheden arî olarak teessüs eden kanaatini ifade eder. Hâkim önce delilleri tek tek değerlendirilmeli, daha sonra kül halinde değerlendirme yaparak gerektiğinde tecrübe kuralarından faydalanmak suretiyle vicdani kanaatini oluşturmalıdır” ifadelerini kullandı.

Karineler İstisnai Olmalı ve Savunmayı Etkisiz Bırakmamalı

Yıldız, kanuni karineler ve fiili karinelere ilişkin de şu uyarılarda bulundu: “Kanunî karinelerin kanunî delil olmadığı, fiili karinelerin ise aksinin her zaman ispat edilebileceği hatırda tutulmalıdır. Karineler istisnai olmalı ve savunmayı etkisiz bırakacak şekilde uygulanmamalıdır.”

Emarelerin Tek Başına İspat Gücü Sınırlıdır

Yıldız, emare delillerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, “Emarelerin tek başına ispat gücü sınırlıdır. Ancak illiyet bağına ve tesadüfle açıklanamayacak ölçüde anlamlı bir sonuca işaret eden emarelerin hükme esas alınmasında mahzur görülmemelidir. Bu durum delil serbestisinin ve deliller arasında hiyerarşi bulunmamasının bir sonucudur” dedi.

Dijital verilerin de emare kategorisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldız, “Dijital verilerin yapısı dikkate alındığında bunların da emare kategorisinde değerlendirilmesi ve hâkimle veri arasına bilirkişi incelemesinin girmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Savcı Davayı Kazanma Motivasyonuyla Duruşmaya Çıkmaz

Yıldız, Cumhuriyet savcısının rolüne ilişkin de önemli bir tespitte bulundu: “Cumhuriyet savcısı duruşmaya davayı kazanma motivasyonuyla çıkmaz. Mutlak bir şekilde sanığın aleyhine delil toplamaz. Davanın nihayetinde beraat mütalaası verebilir. Hatta kendi açtığı dava mahkûmiyet ile sonuçlandıktan sonra beraat talebiyle kanun yoluna da başvurabilir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır

Yıldız, şüpheden sanık lehine yorumlanması ilkesinin önemine de dikkat çekerek, “İspat ilkeleri içinde şüphenin sanık lehine yorumlanmasının ayrı bir önemi vardır. Bu ilke aynı zamanda suçsuzluk karinesinin de sonucudur. Sanığın bir soruyu cevapsız bırakması durumunda sükûta değil diğer delillerin gücüne itibar edilmelidir” dedi.

İspatın En Büyük Handikabı

Yıldız, son olarak ispat sürecinin yapısal bir sorununa işaret ederek şunları söyledi: “İspatın en büyük handikabı delillerin hâkim tarafından ikame edilmesidir. C. savcısı iddianame ile birlikte soruşturma dosyasını mahkemeye teslim etmektedir. Bu aşamadan sonra hâkim, soruşturma dosyasından bir kanaat edinmeden iddianame anlatımını test etmek gibi ahlaki bir yükümlülük altına alınmaktadır.”

Gözler İBB Davasına Çevrildi

Gizli tanıklar, özellikle cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yargılandığı İBB davasında ortaya çıkmış, “Çınar, Ladin, Meşe” gibi kod isimlerle adını duyurmuştu. Devam eden yargılamada gizli tanıkların sanık önüne çıkarılmadığı biliniyor. MHP kanadından gelen bu açıklama ile gözler yeniden İBB davasına çevrildi.

Arka Plan: Gizli Tanık Uygulaması ve Tartışmalar

Türkiye’de gizli tanık uygulaması, özellikle 2010’lu yıllarda yürütülen Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda yoğun olarak kullanılmış, bu davalarda gizli tanık beyanlarının hükme esas alınması hem hukuk çevrelerinde hem de kamuoyunda uzun süre tartışılmıştı. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gizli tanık beyanlarına dayalı mahkûmiyet kararlarında savunma hakkının ihlal edildiğine yönelik çok sayıda karar vermişti. Feti Yıldız’ın açıklamaları, bu tartışmaların yeniden alevlendiği bir dönemde geldi.

Kaynaklar: Feti Yıldız’ın X hesabı (@YildizFeti), Gazete Oksijen, Sözcü, Cumhuriyet, T24, Diken, Artı Gerçek, Evrensel, Kısa Dalga, Hürriyet, Milliyet, Vikipedi.

1:Milliyetçi Hareket Partisi, 9 Şubat 1969 tarihinde Alparslan Türkeş liderliğinde kurulan ve Türkiye'de etkinlik gösteren bir siyasi partidir. Parti tüzüğüne göre resmî kısaltması "MHP" şeklindedir. Simgesi üç hilaldir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından kurulan 67. Hükûmeti destekleyen 46 milletvekiliyle bir grubu bulunur. Genel başkanı Devlet Bahçeli olan parti ideoloji olarak; aşırı sağcı, aşırı milliyetçi ve Avrupa şüphecisidir.
2:Feti Yıldız, (d. 25 Mayıs 1953, Devecipınar, Yozgat), Türk siyasetçi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 12 Eylül Darbesinden önce Ülkü Ocakları İstanbul il başkanlığı yaptı. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başdanışmanı olarak görev yaptı. 18 Mart 2018 tarihi itibarıyla MHP hukuk ve seçim işlerinden sorumlu genel başkan yardımcısıdır.
3:Gizli tanık, 5271 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 58/2. maddesinde belirtildiği üzere, muhakemesinde dinlenen tanığın kim olduğunun sanık tarafından öğrenilmesinin tanık veya yakınları açısından "ağır ve ciddi bir tehlike" teşkil ettiği durumlarda, adı adlî makam tarafından açıklanmayan tanıklardır. Bu durumlarda, tanığın kendisinin bunu onayladığı veya gerçekleştirdiği durumlar dışında kimliği sanığa ve kamuoyuna açıklanmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir