Şanlıurfa Siverek’te bir lisede silahlı saldırıda 16 kişi yaralanırken, saldırgan yaşamına son verdi. Ertesi gün Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda 8. sınıf öğrencisinin düzenlediği saldırıda 9 kişi öldü. Akademisyen-Psikolog Dr. Gamze Gezginci Çolak, şiddet eğiliminde pandemi sonrası artış olduğunu belirterek, sorunun yalnızca oyunlar veya dizilerle açıklanamayacağını, aile içi sınır eksikliği ve duygusal ihmalin temel etkenler arasında yer aldığını vurguladı.
Türkiye, 17 Nisan 2026 – Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta birer gün arayla gerçekleşen okul saldırıları, Türkiye’yi yasa boğdu. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki bir lisede silahlı saldırı düzenleyen kişi 16 kişiyi yaraladıktan sonra hayatına son verdi. Ertesi gün Kahramanmaraş’ta bir 8. sınıf öğrencisi okuluna silahlı saldırı düzenledi; 9 kişi hayatını kaybetti. Öğrenciler ve öğretmenler canlarını kurtarmak için sınıf camlarından aşağı atlamak zorunda kaldı. Türkiye iki gün yaşanan olayların şokuyla sarsılırken, çocukları şiddete yönlendiren sebepler yeniden tartışmaya açıldı.
Arka plan ve uzman değerlendirmesi
Konuya ilişkin Cumhuriyet TV’de değerlendirmelerde bulunan Akademisyen-Psikolog Dr. Gamze Gezginci Çolak, pandemi sürecinden itibaren çocuklardaki şiddet eğiliminde belirgin bir artış yaşandığını söyledi. Çolak, “Pandemi dönemiyle birlikte çocuklarda şiddet eğilimine karşı bir artış oldu. Bir kırılma yaşadık. Hiçbir şey tek başına şiddete sebep olur diyemeyiz. Burada bütünlüklü bir yapı var. Oyunlar, diziler, son yıllarda okullardaki cezai yaptırımların kalkması, serbest ebeveynlik stilleri… Bütün bu olaylar birleşerek son iki gündür yaşadığımız sonuçları önümüze seriyor. Bu iki günkü olay sonuç aslında. Biz geldiğimiz durumun sonucunu görüyoruz ama sürece bakmak lazım: Bu noktaya nasıl geldik?” ifadelerini kullandı. Çolak, şiddet eğilimi oluşmasında tek bir sebep olmadığını, birçok etkenin bir araya gelmesiyle şiddet sarmalının ortaya çıktığını vurguladı.
Ailelerin sorumluluğu
Çocukların gelişimindeki en önemli kontrol mekanizmasının aile ve ebeveyn olduğunu belirten Dr. Gamze Gezginci Çolak, şöyle devam etti: “Şöyle düşünelim, bazen deriz ki bağışıklık sistemimiz çöktü, biz bunu biriktiririz biriktiririz ve yorgun olduğumuz dönemde açığa çıkarırız. Bu psikolojik durumlara da böyle bakmamız gerekiyor. Altta bir örüntü var mı, gelişimsel bir bozukluk var mı, psikiyatrik bir durum var mı? Bunun üzerine oyunlarla, haber içerikleriyle, ailedeki iletişimsizlikle, ailenin ihmalkârlığıyla ya da okulun ihmalkârlığıyla birleşince bu durum açığa çıkıyor. Bunun zemininde bir durum var. Şiddete yönelik zaten bir hissiyat var ve davranış burada pekişiyor, açığa çıkacak bir yol buluyor.”
Ailelerde sınır ve kural problemi
Hem ebeveynin hem de yetkili kurumların dikkat etmesi gereken noktaları sıralayan Psikolog Dr. Gamze Gezginci Çolak, çocukları dijitalleşmeden tamamen uzak tutmanın mümkün olmadığını belirtti. Uzmanlara göre şiddet eğiliminin artmasında en kritik başlıklardan biri aile yapısındaki değişim. Çolak, son yıllarda ebeveynlerin çocuklara sınır koymakta zorlandığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Çocukluk döneminde bireyin dürtülerinin törpülenmesi gerekir. Bunu aile yapar. Ancak bugün ailelerde ciddi bir sınır ve kural problemi var. Çocuğa ‘dur’ denmiyor, davranışlar normalleştiriliyor.”
Sorunun temeli: duygusal ihmal
Şiddet eğiliminin arkasında çoğu zaman duygusal ihmalin bulunduğunu belirten Çolak, çocukların görülme, anlaşılma ve ilgi görme ihtiyacının karşılanmamasının ciddi riskler yarattığına dikkat çekti. Aile içinde kurulan iletişimin zayıflaması ve çocukların duygusal olarak ihmal edilmesi, psikolojik hasarı artırırken; bazı ebeveynlerin şiddet davranışlarını “hakkını arıyor” gibi ifadelerle normalleştirmesi bu eğilimi daha da pekiştiriyor. Öte yandan okullarda otoritenin zayıflaması ve riskli davranışların zamanında fark edilip müdahale edilmemesi sorunu büyütüyor. Uzmanlar bu noktada devletin daha aktif rol alması gerektiğini vurguluyor. Ailelerin işbirliği yapmadığı durumlarda sürecin zorunlu mekanizmalarla desteklenmesi gerektiği belirtilirken, yaşanan olayların tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğu, ancak temel sorumluluğun aile içi iletişim, denetim ve sınır koyma eksikliğinde düğümlendiği ifade ediliyor.
Kaynaklar: Cumhuriyet TV, Ulusal basın haberleri