Güvenlik

Kozinoğlu Soruşturmasında İki Savcı Tutuklandı

KOZİNOĞLU SORUŞTURMASINDA İKİ EMEKLİ SUBAYA EV HAPSİ, İKİ ESKİ SAVCI TUTUKLANDI

Silivri Cezaevi’nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan emekli Jandarma Albayı Hasan Atilla Uğur ve emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verildi. Dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve Cezaevi Savcısı Necip Doğan ise “suç örgütüne üye olma” suçlamasıyla tutuklandı.

İSTANBUL – Silivri[1] Cezaevi’nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT[2] görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun[3] ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında önemli gelişmeler yaşandı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan emekli Jandarma Albayı Hasan Atilla Uğur ve emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım, Silivri Adliyesi’ndeki işlemlerinin ardından ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

İki Eski Savcı Tutuklandı

Dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve Cezaevi Savcısı Necip Doğan ise “suç örgütüne üye olma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. İşgören ve Doğan, aynı suçlamayla tutuklanarak cezaevine gönderildi. İki eski savcının daha önce FETÖ[4] bağlantıları nedeniyle meslekten ihraç edildikleri öğrenildi.

Uğur: “Bu Soruşturmanın Açılmasını Çok Değerli Buluyorum”

Silivri Adliyesi’ndeki işlemlerinin ardından açıklamalarda bulunan Hasan Atilla Uğur, soruşturmanın kendisi için taşıdığı anlamı anlattı. Uğur, “Cumhuriyet Savcılığınca başlatılmış olan rahmetlik ve Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük kahramanlardan olan, benim de koğuş arkadaşım ve silah arkadaşım, birlikte terörle mücadeleyi de üsteğmen rütbesiyle birlikte yapmış olduğumuz Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında cezaevinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesi neticesinde, tekrar soruşturma başlatılması üzerine buraya geldim ve Cumhuriyet Savcılığımıza ifademi verdim. Daha sonra hakimliğe sevk edildim ve şu anda ev hapsi kararıyla serbest bırakıldım. Bu soruşturmanın en ciddi şekilde neticelenmesini gönülden arzu eden ve bu konuda da kitaplar yazan, televizyon programlarında söyleyen bir emekli Türk subayıyım. Bu soruşturmanın açılmasını çok değerli ve önemli buluyorum. En kısa zamanda bunun neticesine ulaşacağını da biliyorum” dedi.

Şüpheli Olmaktan Hicap Duyuyorum

Uğur, şüpheli sıfatıyla adliyede bulunmaktan duyduğu rahatsızlığı da dile getirerek şunları söyledi: “Elbette ki bu soruşturmada şüpheli sıfatıyla burada olmak beni hicap duymama sebep oldu. Bundan dolayı üzüntü içerisindeyim ama çok yakın bir gelecekte gerçeğin anlaşılacağı ve özellikle Fethullahçı yapılanmanın o dönemde de, bu dönemde de hala bir takım faaliyetler içerisinde olduğunu belirlenmesi açısından bu soruşturmanın neticesinin ortaya çıkmasını çok değerli buluyorum” ifadelerini kullandı.

Arka Plan: Kozinoğlu’nun Şüpheli Ölümü ve Soruşturmanın Kapsamı

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu, “Ergenekon”[5] soruşturması kapsamında tutulduğu Silivri Cezaevi’nde 12 Kasım 2011’de kalp durması sonucu hayatını kaybetmişti. Ölüm nedeni başlangıçta kalp krizi olarak açıklanmış, ancak ailesi Kozinoğlu’nun kalp rahatsızlığı bulunmadığını ve ölümünden kısa süre önce ilk kez mahkemeye çıkacağını belirterek ölüm nedenine itiraz etmişti.

Yeniden başlatılan soruşturmada dikkat çeken deliller arasında cezaevi güvenlik kamerası görüntüleri yer alıyor. Görüntülerde, Kozinoğlu’nun cezaevinde yürüyüş yaptığı sırada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur’un ortak alana girerek ışıkları kapattığı ve ortamın yaklaşık 14 dakika boyunca karanlıkta kaldığı tespit edilmişti. Ayrıca Kozinoğlu’nun rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmasının ardından Uğur’un Kozinoğlu’nun kullandığı kahve fincanını hemen yıkadığı belirlenmişti.

Soruşturmada, Kozinoğlu’nun ölümünden önce cezaevi yönetiminden Coraspin ve bir vitamin ilacı talep ettiği, ancak vitamin ilacının detaylı toksikoloji ve kimyasal incelemeden geçirilmediği ortaya çıkmıştı. Ayrıca, Kozinoğlu kalp krizi geçirdiğinde nöbetçi infaz koruma memuru Ferhat Veysi Gül’ün acil çağrı butonuna müdahale etmek yerine radyo sesini yükselterek yardım çağrılarını bastırdığı iddia edilmişti. Gül’ün FETÖ ile bağlantılı olduğu ve 2016’daki darbe girişiminin ardından yurt dışına kaçtığı belirlenmişti.

Hasan Atilla Uğur, tanınmış içerik üreticisi ve BaBaLa TV kurucusu Oğuzhan Uğur’un babasıdır. 1957’de Ankara’da doğan Uğur, emekli jandarma albayıdır. 1999’da Kenya’da Abdullah Öcalan’ın yakalanmasında görev alması ve İmralı’da sorgusunu yürütmesiyle tanınmıştır. 2008’deki “Ergenekon” soruşturmasında gözaltına alınarak Silivri Cezaevi’ne konulan Uğur, Kozinoğlu ile aynı koğuşta kalmış, 2013’te 20 yıl hapis cezasına çarptırılmış, 2019’da yeniden yargılama sonucunda beraat etmiştir.

Kaynaklar: CGTN Türk, BBC Türkçe, NTV, Sabah, Gazete Oksijen, T24, Evrensel, İstanbul Gazetesi, Yeni Asır, Anadolu Ajansı, Vikipedi.

1:Silivri, Marmara Bölgesi'nin Çatalca-Kocaeli Bölümü içinde, Çatalca (Paşaeli) Yarımadası kısmında bulunan; İstanbul iline bağlı bir ilçedir. Komşu ilçeleri, Çorlu, Marmaraereğlisi, Büyükçekmece ve Çatalca'dır. İstanbul il merkezinin 69 kilometre batısında bulunur. İlçenin yüzölçümü 858 km²dir. Yüzölçümü bakımından İstanbul'un en büyük ikinci ilçesidir.
2:Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT), Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığına bağlı resmî istihbarat örgütüdür. MİT'in mevcut merkezi, Ankara'nın Etimesgut ilçesindeki KALE yerleşkesidir.
3:Kaşif Kozinoğlu (1 Ağustos 1955, Trabzon - 13 Kasım 2011, İstanbul), Türk asker ve eski Millî İstihbarat Teşkilatı Dış Operasyonlar Dairesi Başkanı'ydı. Sanık olduğu Ergenekon davalarında ifade vermesine kısa bir süre kala cezaevinde kalp krizi geçirerek öldü.
4:Fethullahçılar, 1960'ların sonunda İzmir'de ortaya çıkan, Said Nursi temelli öğretiye dayalı İslami bir cemaat ve istihbarat örgütüdür. Örgütün kurucusu Fethullah Gülen'dir. Özünde ve hedefinde laiklik karşıtı ve şeriatçı bir yapıya, dışa dönük ise ılımlı ve zararsız görünüme sahip olan Fethullahçılar, dini faaliyetlerinin yanı sıra; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasal kurumlarında meşru ve gayrimeşru yollarla hakimiyet sağlayarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetimini kendi ideolojisine göre dizayn etmeyi hedeflemektedir.
5:Ergenekon, 2000'li yıllarda özellikle FETÖ ve AK Parti tarafından Türkiye'de var olduğu ileri sürülen gizli, silahlı, sözde örgüttür. Türk yargısı tarafından terörizm ile suçlanmış, suçlamalar ve dava 21 Nisan 2016'da Yargıtay kararı ile usul ve esas yönünden bozulmuştur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir