yargıç tokmağı

İmamoğlu’nun Kitabına El Konuldu, AYM’den Çarpıcı Kitap Yasakları Kararı

ANKARA – Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun[1] henüz basım aşamasındayken el konulan kitabı “Milletim Şahidimdir” tartışılırken, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bugünkü Resmî Gazete’de yayımladığı karar, Türkiye’de kitap ve yayın yasaklarına ilişkin çarpıcı bir emsal oluşturdu. Yüksek Mahkeme, çok sayıda basılı materyale uygulanan toplatma, dağıtım ve satış yasaklarının “ifade özgürlüğü”[2] ile “basın hürriyeti”ni ihlal ettiğine oy çokluğuyla hükmetti.

Henüz Basılmamış Bir Kitaba El Konuldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, İmamoğlu’nun mahkemede kısıtlanan savunmalarını derlediği “Milletim Şahidimdir” adlı kitabına henüz basım aşamasındayken “kitaba el koyma”, “basımı durdurma”, “dağıtım ve satış yasağı” getirmişti. Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından basılması planlanan kitaba ilişkin karar, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3/2 ve 25/2. maddelerine dayandırıldı.

Kararın gerekçesinde, kitabın cumhurbaşkanına, hükümete, yargı organlarına ve kamu görevlilerine yönelik “aşağılayıcı ve tahkir edici” ifadeler içerdiği, toplumun farklı kesimleri arasında “kin ve düşmanlık duygularını tahrik ederek kamu düzeni ve kamu güvenliğini bozabileceği” öne sürüldü.

İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, karara İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde itiraz etti. Pekin, dilekçesinde kararın “anlamlı hiçbir gerekçe içermediğini”, kitabın hangi sayfasının veya bölümünün suç oluşturduğunun belirtilmediğini vurguladı. Avukat, Anayasa Mahkemesi[3] ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi[4] içtihatlarına atıfla, siyasi söyleme yönelik müdahalenin ancak “şiddete çağrı veya şiddeti teşvik” söz konusu olduğunda meşru sayılabileceğini, “kitapta bu anlama yaklaşan hiçbir ifadenin bulunmadığını” kaydetti.

AYM’den Emsal Karar: Yasaklar Kalıcı Yaptırıma Dönüştü

AYM’nin bugünkü Resmî Gazete’de yayımladığı karar, söz konusu tartışma kapsamında örnek bir karar yarattı. Yüksek Mahkeme; Hasan Cemal Kaya’nın “Çözüm Sürecinde Kürdistan Günlükleri” ile “Delila Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri” kitapları, Tuğçe Tatari’nin “Anneanne Ben Aslında Diyarbakır’da Değildim” kitabı, “Boyun Eğme” dergisi ve CHP tarafından basılan “21 Soruda FETÖ’nün[5] Siyasi Ayağı” isimli kitapçık gibi çok sayıda basılı materyale ilişkin çeşitli tarihlerde verilen toplatma, dağıtım ve satış yasağı kararlarına yapılan itirazları birleştirerek değerlendirdi. AYM, söz konusu uygulamaların “ifade özgürlüğü” ve “basın hürriyeti” haklarının ihlal edildiğine “oy çokluğuyla” karar verdi.

“Kalıcı Bir Yasak Hâline Getiriliyor”

Yüksek Mahkeme kararının gerekçesinde, Basın Kanunu kapsamında toplatma kararları şeklindeki müdahalelerin bir yasallık ölçütü sağlamadığını vurgulayarak, eser toplatılmasında “öngörülebilirlik ve belirlilik ölçütlerinin” sağlanmadığı belirtildi. Gerekçede ayrıca alınan kararlar yönünden “bir koruma tedbirinden çok nihai yaptırım niteliğinde kalıcı bir yasak hâline getirildiğini ortaya koyar niteliktedir” değerlendirmesine yer verildi.

Kararda, incelenen tüm toplatma kararlarının hâlen yürürlükte olduğu vurgulandı. Örneğin Hasan Cemal Kaya ve Tuğçe Tatari’nin kitaplarına ilişkin soruşturmalarda savcılık yaklaşık dokuz yıl önce takipsizlik kararı vermiş olmasına rağmen, toplatma kararlarının halen uygulanmaya devam ettiği belirtildi. “Boyun Eğme” dergisiyle ilgili soruşturmada ise savcılık beş yıl önce “suç oluşturmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti; ancak toplatma kararı yine kaldırılmamıştı.

“Yasalara Açıkça Aykırılık” Vurgusu

Yüksek Mahkeme gerekçesinde, başvuru kapsamındaki tüm toplama kararlarında Basın Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu yönünden öngörülen özel geçerliliklere açıkça aykırılık yapıldığı, ceza yargılamasından bağımsız birer yasak şekline dönüştüğü ve nihai yaptırım şeklini aldığını belirtti.

AYM ayrıca, tüm toplatma kararlarının gerekçelerinin ilgililere tebliğ edilmediğini tespit etti. Kararda, yazarların, yayıncıların ve matbaacıların bu tür ağır tedbirlere etkili biçimde itiraz edebilmeleri için gerekçelerin kendilerine zamanında bildirilmesinin hayati önem taşıdığı vurgulandı. Mahkeme, arama işlemlerinde yayınların “toplu” şekilde mühürlenmesini de eleştirdi; her bir yayın için ayrı ve somut gerekçe sunulması gerektiğini, aksi hâlde etkili itiraz hakkının ve yargısal denetimin zayıflayacağını belirtti.

Yasal Dayanağın Niteliği Sorgulandı

AYM kararında, el koyma işlemlerinin yasal dayanağına ilişkin temel bir soruna da dikkat çekildi. Mahkeme, Basın Kanunu’nun 25/3. maddesinin aslında “Türkiye dışında basılan yayınların Türkiye içinde dağıtım ve satışını” düzenlediğini, oysa başvuru kapsamındaki tüm yayınların Türkiye’de basıldığını açıkça tespit etti. Bu nedenle söz konusu hükmün, Türkiye’de basılan yayınların toplatılması için yasal dayanak oluşturamayacağı belirtildi. Mahkeme, temel hakları sınırlayan düzenlemelerin yalnızca “şeklen var olmasının” yeterli olmadığını; aynı zamanda “erişilebilirlik, öngörülebilirlik ve belirlilik” niteliklerini taşıması, bireylerin hangi davranışlarının hangi hukuki sonuçları doğuracağını ve kamu makamlarının hangi koşullarda müdahale edebileceğini önceden görebilmesi gerektiği ifade edildi.

Siyasi Tepkiler ve Daha Geniş Bağlam

İmamoğlu’nun kitabına el konulması, Türkiye’de ve uluslararası alanda geniş yankı uyandırdı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada yasağı eleştirerek, “Türkiye’nin otoriter bir devlet olduğunu söylediğimde tam olarak bunu kastediyorum: Sadece İmamoğlu’nun mahkemedeki savunma hakkını kısıtlamakla kalmıyorlar (140 suçlamayla karşı karşıya), aynı zamanda henüz yayımlanmamış bir kitabını da yasaklıyorlar. Mahkeme kararı ışık hızında çıktı; bu, Kavala davasından tamamen farklı” ifadelerini kullandı.

AYM’nin birleştirerek değerlendirdiği başvurular arasında, CHP’nin[6] 2020 yılında bastırdığı “21 Soruda FETÖ’nün Siyasi Ayağı” isimli kitapçık da bulunuyordu. Dönemin CHP Sözcüsü Faik Öztrak, kitapçığa ilişkin yasağı, “Bu kitapçık, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun 11 Şubat 2020’deki Meclis konuşmasının görsel hâlidir. Bu kitapçıkta halkı kin ve düşmanlığa tahrik nerede var? Bu, ana muhalefet partisinin siyasi faaliyetlerine yönelik ağır bir yargı müdahalesidir” sözleriyle eleştirmişti.

AYM’nin son kararı, bu tür eleştirilerin hukuki dayanağını oluşturur nitelikte olup, bundan sonraki benzer davalar için önemli bir içtihat oluşturuyor. Karar, Türkiye’de yayın özgürlüğü alanındaki tartışmaların seyrini değiştirebilecek nitelikte.

Kaynaklar: Cumhuriyet, Vikipedi

1:Ekrem İmamoğlu (d. 3 Haziran 1971, Trabzon), 2019'dan 2025'te görevden uzaklaştırılmasına kadar 72. İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanı olarak görev yapan Türk siyasetçi ve iş insanı. İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisinin 23 Mart 2025'te düzenlediği ön seçim sonrasında partinin bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimindeki cumhurbaşkanı adayı olarak belirlendi. Daha sonra ise CHP'den istifa etmiş ve Yeni Parti'nin cumhurbaşkanı adayı olmuştur. 23 Mart 2025'ten beri Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunmaktadır.
2:İfade hürriyeti, ifade özgürlüğü (ya da konuşma özgürlüğü), Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde ilan edilen, birçok ülke tarafından kabul edilen, bireylerin veya toplulukların fikir ve görüşlerini sansür, yasal yaptırım veya tehdit korkusu olmaksızın ifade etme hakkıdır. Birçok devlet ifade özgürlüğünü anayasal koruma altına almıştır.
3:Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye'de anayasal denetimi yürüten yüksek yargı organlarından biridir. Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.
4:Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) veya İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi'ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin ve diğer devletlerin, belirli usul ve kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir.
5:Fethullahçılar, 1960'ların sonunda İzmir'de ortaya çıkan, Said Nursi temelli öğretiye dayalı İslami bir cemaat ve istihbarat örgütüdür. Örgütün kurucusu Fethullah Gülen'dir. Özünde ve hedefinde laiklik karşıtı ve şeriatçı bir yapıya, dışa dönük ise ılımlı ve zararsız görünüme sahip olan Fethullahçılar, dini faaliyetlerinin yanı sıra; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasal kurumlarında meşru ve gayrimeşru yollarla hakimiyet sağlayarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetimini kendi ideolojisine göre dizayn etmeyi hedeflemektedir.
6:Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'de faaliyet gösteren sosyal demokrat bir siyasi partidir. Parti tüzüğüne göre resmî kısaltması "CHP" şeklindedir. Partinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, genel sekreteri Rıfat Turuntay Nalbantoğlu'dur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan parti, Türkiye'nin en eski siyasi partisidir. Logosu, Kemalizm'in temel ilkelerini temsil eden Altı Ok'tan oluşmaktadır: cumhuriyetçilik, devrimcilik, laiklik, halkçılık, milliyetçilik ve devletçilik. Şu anda 44 milletvekili ile Türkiye Büyük Millet Meclisindeki en büyük beşinci partidir. Parti, İlerici İttifak ve Sosyalist Enternasyonal'in tam üyesidir ve Avrupa Sosyalistler Partisinin ilişkili üyesidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir