İMAMOĞLU’NUN MAKAM ARACI DAVASINDA İLK DURUŞMA: “BU ABSÜRT BİR DAVA”
Seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı makam aracı olarak kullanması nedeniyle açılan davada ilk duruşma, Silivri’deki cezaevinin duruşma salonunda görüldü. “Görevi kötüye kullanma” suçundan iki yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davada, İmamoğlu ile birlikte dönemin 11 belediye çalışanı da sanık sıfatıyla yargılanıyor. Mahkeme, davayı 23 Ekim saat 14.30’a erteledi.
İSTANBUL – Seçilmiş İstanbul[1] Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu[2] hakkında, Beylikdüzü[3] Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı makam aracı olarak kullanması nedeniyle açılan davada ilk duruşma, Silivri’deki[4] cezaevinin duruşma salonunda yapıldı. “Görevi kötüye kullanma” suçundan iki yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davada, İmamoğlu ile birlikte dönemin 11 belediye çalışanı da sanık sıfatıyla yargılanıyor.
Duruşma 14.40’ta Başladı
Normal şartlarda 13.30’da başlaması planlanan duruşma, Ekrem İmamoğlu’nun salona getirilmesiyle 14.40’ta başladı. Tutuksuz olarak yargılanan 11 sanıktan 8’i salonda bulunurken İmamoğlu ile beraber tutuklu yargılanan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada ilk olarak mahkeme başkanı tarafından iddianame okundu.
İmamoğlu: “6.5 Ay İçindeki 100. Duruşmama Giriyorum”
Daha sonra Ekrem İmamoğlu, savunması için kürsüye geldi. Savunmasına şu sözlerle başladı: “İlginç bir mahkemedeyiz. Çok enteresan mahkemelerde duruşmalara çıkıyorum ama bu daha da ilginç. Böyle bir mahkemeye çıkmayı ve böyle bir yargı yüküne neden olan iddia makamının talebini absürt de buluyorum. Çok yanlış bir davanın açıldığını düşünüyorum. 2026 yılının Mart ayından bugüne, 6.5 ay içerisinde, şu an itibariyle 100. duruşmama giriyorum. Bu zaman içinde 100 duruşmaya başka kim girmiştir bilmiyorum. Buraya yürüme mesafesindeki başka bir duruşma salonundan geliyorum.”
Aslında 30 Milyon Zarar Değil Fayda Üretmişim
İmamoğlu, suçlamaya tarih ve rakamlarla yanıt verdi: “Bu aracın daha iyisi bende var’ diyerek o aracı kamuya tahsis etmemle ilgili nedenden buradayım. Bugün ise yıllar önce yaptığım bu tercih, dönüp dolaşıp bir ceza davasının konusu hâline geldi. Benim için son son derece basit bir soruyla bu iş yürüdü. ‘Benim aracım varsa, milletin parasını neden makam aracına harcayayım?” diye konuştu. Söz konusu aracın o dönem KDV dâhil 7 bin 200 lira ihaleyle, 3 bin dolara tekabül eden, aylık kirası da 3 bin doları aşan bir aracın kiralanması yerine kendi arabasını kullanmayı tercih ettiğini belirten İmamoğlu, görevi süresince kamu kaynaklarında tasarrufu öncelediğini belirterek, “Makam üretmedim, kişisel mekan üretmedim, olanı kullandım, aşırılıkları azalttım. Kamu giderlerini azaltmayı, tasarrufu öncelemeyi temel bir duruş olarak koydum” dedi.
Dava konusu araç için belediyenin sisteminden yapılan yaklaşık 20 bin liralık akaryakıt ödemesine de değinen İmamoğlu, söz konusu paranın 2019 yılında belediye kasasına yatırıldığını belirtti. İmamoğlu, “Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız, o dönem fark edildi, o paramızı yatırdık. Ama burada 42 araç rakibime belediye tarafından tahsis edildi” dedi.
Otomobili Değil Zihniyeti Konuşalım
“Otomobili değil zihniyeti konuşalım” diyen İmamoğlu, İBB Başkanlığı döneminde Florya’daki başkanlık konutunu kamuya açtığını hatırlatarak, “55 bin metrekarelik alan içerisinde, 12 tane AKP’li[5] için yapıldığı söylenen villa vardı. Villaların olduğu yer CHP’li[6] belediye diye ona da villa vermemişler. Sadece 12 aile için 2019 rakamlarıyla aylık 5 milyon lira gideri olan bir yeri kamuya ait bir alana dönüştürdüm. Çünkü bizim işimiz makam değildir” diye konuştu.
Göreve geldiğinde İstanbul’da kendisine tahsis edilmiş 15 makam bulunduğunun söylendiğini aktaran İmamoğlu, “İnsan 15 makam ne yapar ki?” diyerek Saraçhane dışındaki makamları ihtiyaç duyan belediye birimlerine tahsis ettiğini söyledi.
Acaba Fon Soruşturmasındakilere de Yapılacak mı?
Söz konusu davayı değerlendirirken Türkiye gündemine oturan fon soruşturmasına da atıfta bulunan İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekrem’i didik didik edelim, saçının teline kadar bakalım, ne buluruz? Öyle bir yapalım ki yazlığının kapısını da kıralım, babasının tarlasını da kazalım, kuyularına da bakalım. Şu anda Türkiye’de bu fon işinin içinde olan insanların da acaba babalarının tarlalarını kazacaklar mı diye merak ediyorum. Veya bu fon işi içinde olan insanların şoförlerini de tutuklayıp, acaba onları konuşturacaklar mı diye merak ediyorum. Ya da fon içinde olan, 120 milyar dolara yakın, 500 binin üzerinde insanın dolandırıldığının konuşulduğu böyle bir olayla ilgili, acaba sağına soluna polisi koyup, ortasına da o insanları koyup, drone’la çekim yapıp, o insanları millete afişe edecekler mi diye merak ediyorum.”
Yalçın Küçük Korkuyu Şöyle Tanımlar
Savunmasında korku kavramı üzerine konuşan İmamoğlu, geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden Prof. Dr. Yalçın Küçük’ten alıntılar yaparak şu ifadeleri kullandı: “Yalçın Küçük korkuyu ahlakın silicisi olarak tanımlar. Makam korkusu, açlık korkusu, işsizlik korkusu, hapis korkusu, tutsak olma korkusu, güvenlik korkusu, ölüm korkusu. Korku büyüdükçe insanın doğru bildiğini söylemesi zorlaşabilir. Biz bunu bir örneğini yanda görülen mahkemede çok yaşadık. Nasıl yaşadık? Hapse atılanların nasıl iftira mekanizmasına döndüğünü ve yargının da pervasızca bundan nasıl yargılanmaya çalışıldığını gördük ve örneklerini şu anda da yaşıyoruz.”
Kılıçdaroğlu’na “Siyasi Tutsak” Tepkisi
İktidar belediyelerindeki uygulamaları eleştiren ve kayyım atanan belediyelerde yapılan çeşitli uygulamaları hatırlatan İmamoğlu, mahkeme kararıyla CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun[7] kendisi hakkındaki “İmamoğlu siyasi tutsak değil” sözüne de atıf yaparak şöyle konuştu: “Siyasi tutsaklar serbest kalsın ve yargılanacak insanlar tutuksuz yargılansın bu cennet vatanda. Bütün bu yaşadığımız her şeyin altyapısı siyasidir. Siyasi davalardır. Gerçi bazıları beni siyasi tutsak olarak görmüyormuş ama bununla övünen zihniyet, ancak ve ancak özgürlüğü Saray’a yakınlıkla ölçen zihniyettir. Hatta daha da ileri gideyim, kendini oraya tabi ve oraya tebaa olarak gören zihniyetin tezahürüdür. Bu bakımdan ben hem Allah’a şükürler olsun çok özgürüm, irademi kimseye teslim etmedim ve etmem.”
Avukatlar: “Havale Etmek Görevi Kötüye Kullanmak Değildir”
İmamoğlu’nun yaklaşık bir saat süren savunmasının ardından önce davadaki avukatlarından Kemal Polat, daha sonra ise Nusret Yılmaz savunma yaptı. Avukat Kemal Polat, iddianamede belediye başkanının encümene yaptığı havalenin cezai sorumluluk doğurmayacağını savunarak, “Bir dilekçeyi havale etmek tek başına görevi kötüye kullanmak değildir” dedi. Polat, araç için yapılan bakım ve yakıt harcamalarının kamu zararı değil, belediye açısından ekonomik fayda doğurduğunu belirtti.
Avukat Nusret Yılmaz ise davaya dayanak yapılan bilirkişi raporunun, soruşturma aşamasında alınan ve kamu zararı ile görevi ihmal tespitine rastlanmadığını belirten önceki bilirkişi raporuyla çeliştiğini savundu. Yılmaz, bilirkişi heyetinde yer alan isimlerden bazılarının AKP’de çeşitli kademelerde siyaset yaptığını öne sürerek heyetin UYAP sistemi üzerinden atanamadığını ve bu nedenle haricen görevlendirildiğini söyledi. Yılmaz, “Başka belediyelerde takdir ve övgü konusu olan uygulamalar Ekrem İmamoğlu söz konusu olduğunda davaya dönüştürülüyor” diyerek beraat talep etti.
Duruşma 23 Ekim’e Ertelendi
Avukat savunmalarının ardından duruşmaya ara verilirken yaklaşık bir saatlik aranın ardından salonda bulunan tutuksuz sanıklar ve avukatlarının savunmaları başladı. Salonda bulunan 7 tutuksuz sanık ve avukatları kısa savunmalar yaptı. Ara karar için kısa bir ara veren mahkeme, davayı 23 Ekim saat 14.30’a erteledi. Bir sonraki duruşma, Ekrem İmamoğlu ve bugün savunma yapmayan Fatih Keleş ile beraber 3 diğer tutuksuz sanık daha salonda hazır edilecek.
Ne Olmuştu?
İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nde görev yaptığı dönemde makam aracı olarak kullandığı araç için yapılan ödemeler nedeniyle kamunun toplamda 122 bin TL zarara uğratıldığı öne sürülüyor. İmamoğlu, 6 Temmuz’da görülen diploma davasında söz konusu davayı eleştirmişti. Belediye ile kendi aracını makam aracı olarak kullanmasına ilişkin resmi bir protokol yapıldığını ifade eden İmamoğlu, protokol kapsamında aracın tüm giderlerini kendisinin üstlendiğini belirtmişti.
Masraflar Karşılandı, Buna Rağmen Dava Açtılar
İmamoğlu, “Ben 12 yıl makam aracı olarak kendi aracımı kullandım. Ne Beylikdüzü’nde ne İstanbul Büyükşehir’de makam aracını kullandım. Benzinini de ben aldım, bakımını da ben yaptırdım, lastiğini de ben değiştirdim. Arada çıkan farklar da 2025 yılının hemen başında faiziyle birlikte tamamen ödendi. Buna rağmen dava açtılar” ifadelerini kullanmıştı.
Kaynaklar: Cumhuriyet (Silivri’den yerinde izleme), Gazete Oksijen, Sözcü, T24, Diken, Artı Gerçek, Evrensel, Kısa Dalga, Hürriyet, Milliyet, Vikipedi.