ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK, İSRAİL BAĞLANTILI ULUSLARARASI DOLANDIRICILIK ŞEBEKESİNE YÖNELİK OPERASYONU DUYURDU
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT ve İstanbul Emniyeti ile Interpol’ün katılımıyla düzenlenen operasyonda, sahte forex ve kripto yatırım platformları üzerinden yabancı uyrukluları dolandıran İsrail bağlantılı şebekeye darbe vuruldu. Gözaltına alınan 201 şüpheliden 45’i yabancı uyruklu, bunların 9’u İsrail vatandaşı.
İSTANBUL – Adalet Bakanı Akın Gürlek[1], dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail[2] bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik kapsamlı bir operasyon gerçekleştirildiğini duyurdu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT[3] İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün iş birliğiyle yürütülen soruşturmada, toplam 248 şüpheli hakkında çalışma başlatıldı ve bu kişilerden 201’i gözaltına[4] alındı.
Yabancı Uyruklu Şüpheliler 20 Farklı Ülkeden
Gözaltına alınan 201 kişiden 45’inin yabancı ülke vatandaşı olduğu belirlendi. Bu şüphelilerin 20 farklı ülke vatandaşından oluştuğu tespit edildi. Yabancı uyruklular arasında 9 İsrail ve 11 Pakistan[5] vatandaşı bulunuyor. Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu ikişer kişinin yanı sıra Kazakistan, Filipinler, İran, Çin, Lübnan, Filistin, Meksika, Mısır, Mozambik, Arjantin ve Bangladeş uyruklu birer kişi de gözaltı listesinde yer alıyor.
Gözaltına alınan 9 İsrail vatandaşının isimleri Anton Bihun, Ceni Caen, Hamsa Güneyli, İlker Hason, Karolin Hason, Sami Tovim, Yako Benhabib, Jak Levi ve Amid Ygal olarak açıklandı.
İsrail Bağlantılı Şebekenin Yapısı Deşifre Oldu
Bakan Gürlek’in açıklamasına göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2026 yılı içinde yürüttüğü dört ayrı soruşturma, çağrı merkezi adı altında faaliyet gösteren şirketlerin sosyal medya ve internet üzerinden yayımladıkları forex[6] ve kripto[7] yatırım reklamlarıyla yabancı ülke vatandaşlarını yüksek kazanç vaadiyle dolandırdığını ortaya koydu. MASAK[8] analizleri, MİT ve emniyet birimlerinin tespitleri ile Interpol[9] aracılığıyla toplanan yüzlerce mağdur başvurusu sonucunda, şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğu belirlendi.
Soruşturma kapsamında, şebekenin faaliyet yapısına ilişkin çarpıcı detaylara ulaşıldı. İsrailli dolandırıcılık baronlarının farklı ülkelerde operasyondan sorumlu kişileri belirlediği, bu kişilerin şirket kurulumu, insan kaynakları ve muhasebe gibi süreçleri yönettiği tespit edildi. Hedef ülkelerin dışındaki ülkelerde paravan çağrı merkezi şirketleri kurulduğu, çok dilli çalışanların işe alındığı ve bu kişilere kod adlar verildiği belirlendi.
Yalan Makinesi ve Kod Adı Detayı
Şebekenin eleman alım yöntemleri de dikkat çekici. İşe alınacak kişilerin güvenlik güçleriyle ilişkisi olup olmadığının tespiti için yalan makinesi testine tabi tutulduğu, testte başarısız olanların işe alınmadığı öğrenildi. İşe alınanlara bir haftalık eğitim verildiği ve her birine bir kod adı atandığı, ayrıca mağdurları etkileyebilmek için Oxford gibi prestijli üniversite mezuniyeti gibi unsurlar içeren sahte hayat hikayeleri hazırlamaları talimatı verildiği belirlendi.
Ofislerde sıkı güvenlik önlemleri uygulandığı, çalışanların ofise telefon sokmasının ve İbranice konuşmasının yasaklandığı kaydedildi.
Mağdurlar Nasıl Dolandırıldı?
Şebekenin çalışma yöntemine göre, farklı dilleri konuşan müşteri temsilcileri aracılığıyla sisteme dahil edilen mağdurlar, şüphelilerin kontrolündeki yatırım platformlarına yönlendirildi. Bu platformlarda gerçeğe aykırı kazanç görüntüleri oluşturularak mağdurların daha fazla para yatırması sağlandı. Mağdurlar paralarını çekmek istediğinde ise “hesap blokesi”, “vergi” ve benzeri gerekçelerle yeniden para talep edildiği, yatırılan paraların yurt dışındaki banka hesaplarına ve kripto cüzdanlarına aktarıldığı tespit edildi.
2 Yılda 13 Milyar TL’lik İşlem Hacmi
Avrupa, Uzak Doğu ve Afrika başta olmak üzere birçok ülkeyi hedef alan yapılanmanın, iki yıl içerisinde yalnızca ofis giderleri ve maaş ödemeleri olduğu değerlendirilen işlemlerde yaklaşık 13 milyar TL’lik hacme ulaştığı belirlendi. Şebekenin mağdurlardan topladığı paranın 3 milyar doları aştığı yönünde iddialar da basına yansıdı.
Operasyonun Kapsamı ve El Konulan Varlıklar
Operasyon kapsamında İstanbul ve Muğla’da toplam 286 adreste eş zamanlı baskınlar düzenlendi. 28 şirkete ait 42 çağrı merkezi hedef alındı. Suçtan elde edildiği değerlendirilen 1,5 milyar TL değerindeki mal varlığına, 80 araca ve 12 mülke el konuldu. Şüphelilerin banka, kripto varlık ve şirket hesaplarına bloke işlemi uygulandı.
İsrail Vatandaşları Hedef Alınmadı
Soruşturmada dikkat çeken bir diğer detay, şebekenin İsrail vatandaşlarını hedef almaması oldu. İsrailli dolandırıcılık baronlarının, yönettikleri şebekelere İsrail vatandaşlarının dolandırılmaması konusunda katı talimatlar verdiği belirlendi.
Arka Plan: Şebekenin Kökeni ve MOSSAD Bağlantısı İddiaları
Adli kaynaklardan edinilen bilgilere göre, söz konusu yapılar daha önce uluslararası kamuoyunda tartışmalara neden olmuş ve İsrail’de yasaklanmıştı. Faaliyetlerini farklı ülkelere taşıyan yapıların, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Gürcistan, Ukrayna, Belarus, Bulgaristan ve Yunanistan’da faaliyet yürüttüğü, İsrail ile Türkiye arasında yaşanan gerginlik sonrasında ise faaliyetlerini Türkiye’ye kaydırma arayışında olduğu tespit edildi.
Bazı basın organlarında şebekenin MOSSAD bağlantılı olduğu yönünde iddialar yer aldı. Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, yapılanma tarzı itibarıyla istihbarat teknikleri ortaya koyuyor ve “MOSSAD izi” taşıyor. Haberde ayrıca, söz konusu dolandırıcılık faaliyetlerinin İsrailli baronlarla İsrail devleti arasında karşılıklı çıkar sağlayan bir ilişki oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.
Kaynaklar: Sabah, CGTN Türk, Milliyet, Anadolu Ajansı, Yeni Şafak, Diken, QNA, i24NEWS, The Jerusalem Post, Akşam, Vikipedi.