ORHAN MİROĞLU’NDAN AKP’YE SERT ELEŞTİRİ: “PARTİ, TÜRKİYE’NİN BİRİNCİ PARTİSİ OLMA VASFINI KAYBETTİ”
AKP’li eski milletvekili ve partinin eski MKYK üyesi Orhan Miroğlu, iktidarın liyakatsizlik örneklerini ve “fon” vurgunuyla ilgili tutumunu sosyal medya hesabından sert sözlerle eleştirdi. Miroğlu, “Bu insanların AK Parti’ye sızdığı, siyasi ve bürokratik kurumlarda ittifaklar kurduğu tarih, AK Parti’nin irtifa kaybetmesinin başladığı tarihtir” dedi. Miroğlu, “Parti, Türkiye’nin birinci partisi olma, Cumhuriyet Tarihinde Kürtler’in birinci partisi olma vasfını kaybetti” ifadelerini kullandı.
13 Ekim 2026, Ankara – AKP’li[1] eski milletvekili ve partinin eski MKYK[2] üyesi Orhan Miroğlu[3], iktidarın liyakatsizlik örneklerini ve “fon” vurgunuyla ilgili tutumunu sert sözlerle eleştirdi. Sosyal medya platformu X’teki hesabından gazeteci Güler Kömürcü’nün konuyla ilgili verdiği çarpıcı bir örneği alıntılayan Miroğlu, dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
AK Parti’nin İrtifa Kaybetmesinin Başladığı Tarih
Miroğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Bu insanların AK Parti’ye sızdığı, siyasi ve bürokratik kurumlarda ittifaklar kurduğu tarih, AK Parti’nin irtifa kaybetmesinin başladığı tarihtir. AK Partiyi AK Parti yapan siyasi kadroların birer birer tasfiyesi, bunlar partiye musallat olduktan sonra başladı. Parti, Türkiye’nin birinci partisi olma, Cumhuriyet Tarihinde Kürtler’in birinci partisi olma vasfını kaybetti.”
Sözlerinin devamında isim vermeden AKP’deki kimi çevrelere işaret eden Miroğlu, “Cumhurbaşkanına ve devletin kurumlarına uzanan bilgi kanallarını dezenformasyona uğratmakla başladılar işe. Aslında hem kör hem sağırdılar, ama bir araya gelip birbirlerini ağırladılar!” ifadelerini kullandı.
Kriminal Suçlarla Örülü CV’lere Kimse Bakmamış
Miroğlu, liyakatsizlik konusundaki çarpıcı örneği şöyle aktardı: “Bir başçavuş alımında insan vücudunun iskelet yapısını meydana getiren bir kemikte doğuştan milim fazlalığı veya eksikliği olsa, bir hostes alımında genç bir kızın yüzünde bir ben olsa, işe alım gerçekleşmez – bir milletvekili olarak işe alınmayı haketmiş ama bu iki engele takılmış, bana başvuran iki vatandaşa maalesef yardımcı olamadım – ama milletvekilliği dahil bu kadar kıymetli, değerli mevkilere hiç bir emek vermeden tırmanabilen insanların kriminal suçlarla örülü CV’lerine[4] belli ki kimseler bakmamış ya da o CV’ler hasır altı edilmiş.”
Türkiye’nin En Örgütlü İhanetiyle Karşı Karşıya
Miroğlu, sermaye piyasasında yaşanan büyük “fon” vurgununa ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu: “Sadece AK Parti değil, Türkiye, servetine servet katmaktan başka bir amacı olmayan, ve bunun için her yolu her yöntemi mubah gören, servetini kaybettiğinde ondan geride hiç bir şey kalmayacak olan bir takım adamların taamüden ve hemen hiç bir engelle karşı karşıya kalmadan uyuladıkları bir kötülükle ve kendi tarihinin en örgütlü en kollektif ihanetiyle karşı karşıya kaldı. Beka sorunu diye bir şey varsa o da bu ihanet ve bu kötülüğün ta kendisidir.”
Bu Kötülükle Mücadele Ulusal Vazifedir
Miroğlu, “Bu kötülükle mücadele önce AK Parti’nin sonra da bütün bir ülkenin ulusal vazifesidir. Doğrusu kurdukları her cümlede on tane millî ve yerli, yüzyıl hedefi, millî uyanış gibi kelimeler geçen kimselerin lafı evirmeden çevirmeden bir tutum almalarını bekleriz” çağrısında bulundu.
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa Bu Kararlılığa Bağlı
Miroğlu, konuyla “süreç” arasında da bağlantı kurarak şunları söyledi: “Ortadaki ekonomik enkaz kalkar bir gün; ama ahlakî çöküntü, siyasi ve bürokratik kurumları esir alan liyakattan ve hak edilmiş temsilden uzak vasatlık, 20’li, 30’lu gençlerden profesyonel dolandırıcı üreten sistemin enkazı kolay kolay kalkmaz. AK Partinin geleceği bu gerçeğe uyanması ve tavizsiz, kararlı bir mücadeleyi göze almasına bağlıdır. Çözüm süreci ve yeni anayasanın geleceği dahi bu kararlıkla ölçülecektir ve bu kararlılığa bağlıdır. Ortada bir talan varken, kimseden çözüm sürecine, yeni bir anayasaya inanmasını bekleyemezsiniz. Evet büyük bir soygun var, bir enkaz var, ama AK Partinin ve Türkiye’nin barsaklarını boşaltması için bu, aynı zamanda tarihî bir fırsat…”
Arka Plan: Fon Soruşturması ve AKP İçindeki Tartışmalar
Orhan Miroğlu’nun açıklamaları, Türkiye’nin gündemindeki fon soruşturmasının AKP içindeki yansımaları bağlamında geldi. Fon krizi, eylül ortasında bazı yatırım fonlarının yatırımcıların para çekme taleplerini karşılamakta zorlanmasıyla patlak vermişti. Sermaye Piyasası Kurulu’nun[5] 17 Eylül’de 131 fonun tasfiyesine karar vermesinin ardından başlatılan soruşturma, 455 binden fazla yatırımcıyı etkiledi. Soruşturma kapsamında aralarında AKP’ye yakın isimlerin de bulunduğu iddiaları gündeme geldi. Fatma Betül Sayan Kaya’nın[6] 26 Eylül’de istifa etmesi ve eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin ortağı olduğu dört şirketin parasının Tera’nın TP2 fonunda kaldığını açıklaması, soruşturmanın siyasi boyutunu genişletti.
Miroğlu’nun açıklamaları, AKP içinde fon soruşturmasına ve parti yönetimine yönelik eleştirilerin arttığını gösteriyor.
Kaynaklar: Bu haberin hazırlanmasında şu kaynaklardan derlenen bilgiler kullanılmıştır: Vikipedi, Orhan Miroğlu’nun sosyal medya paylaşımı (@OrhanMiroglu, 12 Ekim 2026), Gazeteci Güler Kömürcü’nün konuya ilişkin paylaşımı, Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Cumhuriyet, Sözcü, BirGün, Gazete Oksijen, T24, BBC Türkçe ve ulusal basın arşivleri.