MARMARA’DA PEŞ PEŞE DEPREMLER: PROF. DR. BEKTAŞ’TAN “YAVAŞ KAYMA” DEĞERLENDİRMESİ – “KENDİSİ KÜÇÜK, ANLAMI BÜYÜK”
Marmara Denizi’nin Yalova açıklarında 10-11 Ekim tarihlerinde meydana gelen 3,5 ve 3,0 büyüklüğündeki depremler, İstanbul ve çevre illerde hissedildi. Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntıların Çınarcık Fayı’ndaki “yavaş kayma” (creep) davranışına işaret edebileceğini belirterek, “2016 Yalova depremi çevresinde yaklaşık 50 gün süren bu deformasyon sinyali ve 2026 mikrodeprem etkinliği, fayda yavaş kayma olasılığını güçlendirir” dedi. Bektaş, “Yalova’daki sismik hareketlilik, korkuyla değil, bilimsel verilerle izlenmeli” ifadelerini kullandı.
12 Ekim 2026, İstanbul – Marmara Denizi’nin[1] Yalova[2] açıklarında üst üste depremler meydana geliyor. İstanbul[3] ve çevre illerde de hissedilen sarsıntılar nedeniyle yurttaşlar tedirgin oldu. Özellikle İstanbul için yıllardan beri beklenen “büyük deprem” korkusu hâlâ tazeliğini korurken, 3,5 ve 3,0 büyüklüğünde meydana gelen sarsıntıların ne anlama geldiği merak edildi.
Depremlerin Kronolojisi
AFAD[4] ve Kandilli Rasathanesi verilerine göre, Marmara Denizi’nde Yalova açıklarında 10 Ekim’de saat 22.08’de 3,5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntı, Yalova’nın yanı sıra İstanbul’un Anadolu Yakası kıyılarında da hissedildi.
Bir gün sonra, 11 Ekim’de saat 18.14’te Yalova açıklarında bu kez 3,0 büyüklüğünde bir deprem daha kaydedildi. Kandilli Rasathanesi’nden gelen ilk verilere göre, deprem İstanbul’un Anadolu Yakası kıyılarından ve çevre illerden hissedildi.
Prof. Dr. Bektaş: “Kendisi Küçük, Anlamı Büyük”
Sarsıntıların ardından değerlendirmede bulunan Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda depremin Marmara’daki fay yapısı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Bektaş, 3,5 büyüklüğündeki Yalova depremini “Kendisi küçük, anlamı büyük” sözleriyle yorumladı.
Bektaş, 1999 İzmit depremi sonrası artçı dağılımına ilişkin Pınar ve arkadaşlarının 2009 tarihli araştırmasını referans göstererek iki önemli sonuca işaret etti. Bektaş’a göre, Gölcük’ten Çınarcık’a doğru artçıların sığlaşması, Marmara’da deprem üreten kabuğun daha ince olduğunu gösteriyor. Gölcük’ten Yalova’ya kırılmanın ilerleyişi ve durması ise kabuğun farklı kırılma özellikleri ve fayın sürünme (creep) davranışından kaynaklanıyor olabilir.
Bektaş, “SONUÇ: M3,5 Yalova depremi Marmara’nın zayıf kabuğu ve sürünen (creep) fayının özelliğini destekleyen bir depremdir” ifadelerini kullandı.
“Yavaş Kayma” Nedir?
Yavaş kayma (creep), fayın bazı bölümlerinde hareketin ani ve büyük bir kırılma yerine daha yavaş biçimde gerçekleşmesi anlamına geliyor. Bu tür bir davranış, fayın sürekli olarak gerilim boşaltmasına ve büyük bir deprem yerine daha küçük sarsıntılar üretmesine yol açabiliyor. Ancak mikrodeprem etkinliğinin bu tür bir hareketten kaynaklanıp kaynaklanmadığının netleştirilmesi için ayrıntılı sismolojik ve jeodezik incelemeler gerekiyor.
2016 Yalova Depremi ve Alman Araştırması
Bektaş, bir Alman araştırma ekibinin 2019 yılında yayımladığı çalışmaya dikkat çekti. Bu çalışmada, 2016’daki 4,4 büyüklüğündeki Yalova depremi öncesinde ve sonrasında gözlenen mikrodeprem aktivitesinin Çınarcık Fayı’ndaki yavaş kaymayla ilişkilendirildiğini belirtti.
25 Haziran 2016’da Marmara Denizi’nde Yalova açıklarında meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki deprem, Kandilli Rasathanesi verilerine göre yerin yaklaşık 7 kilometre derinliğinde gerçekleşmiş ve Yalova ile İstanbul’da hissedilmişti. Kandilli’nin açıklamasına göre deprem, Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Marmara Denizi’nden geçen kuzey kolu içerisinde tali bir fay parçasının kırılması sonucu meydana gelmişti.
Bektaş, 2016’daki depremin çevresinde yaklaşık 50 gün boyunca süren deformasyon sinyalinin varlığına işaret ederek, 2026’da meydana gelen sarsıntıların da Marmara’daki fayların sürünme davranışı açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Fayda Yavaş Kayma Olasılığını Güçlendiriyor
Bektaş, Yalova açıklarında 1 gün arayla meydana gelen iki depremin, fayların yavaş kayma davranışını gösterme ihtimalini vurguladı. Açıklamasında şu ifadeler yer aldı :
“Alman ekibinin 2019 çalışmasında 2016’daki Yalova 4,4 depremi öncesi ve sonrası olan mikrodeprem aktivitesi Çınarcık fayının yavaşça kayması olarak yorumlandı.
Bugünkü Yalova 3,5-2,9 depremleri de Marmara’daki fayların sürünme davranışını destekler.
2016 Yalova depremi çevresinde yaklaşık 50 gün süren bu deformasyon sinyali ve 2026 mikrodeprem etkinliği, fayda yavaş kayma (creep) olasılığını güçlendirir. Bu nedenle Yalova’daki sismik hareketlilik, korkuyla değil, bilimsel verilerle izlenmeli.”
Adalar Fayı ve 7 Büyüklüğündeki Deprem Senaryoları
Bektaş, yavaş kayma ihtimalinin yanı sıra Adalar Fayı için öngörülen 7 ve üzeri büyüklükteki deprem senaryolarını da sorguladı. Yalova açıklarında meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki depremi ve 1963’teki 6,3 büyüklüğündeki Adalar depremini yavaş kayma ihtimali kapsamında değerlendiren Bektaş, “Yavaş deformasyon ve segmentli fay davranışı dikkate alınmadan Adalar Fayı için M7+ deprem senaryosu ne ölçüde güvenilir?” sorusunu gündeme getirdi.
Bektaş, “Orta Marmara Çukuruna benzer jeolojik, jeofizik ve sismisite özellikleri gösteren Çınarcık Çukurunun da M6+ üretmesi olasıdır” ifadelerini kullandı.
Çınarcık Havzası: “İki Ateş Arasında”
Bektaş, sonraki açıklamalarında Çınarcık Havzası’nın “iki ateş arasında” olduğunu belirterek, havzanın hem doğudan hem de batıdan stres yüklendiğini öne sürdü. Bektaş’a göre, 1999 M7,4 İzmit depremi stres transferiyle Çınarcık Çukuru’na doğudan batıya yüklenirken, 2025 M6,2 Silivri[5] depremi de batıdan doğuya gerilme aktarmıştır. Bektaş, “Çınarcık Çukuru’nun iki ucunun bir mengene gibi sıkışması sonucu Çınarcık Çukuru’nu sınırlayan Adalar ve Çınarcık faylarındaki mikro kırılmalar, kilitlenme noktalarının zorlandığını ve arkadan daha büyük bir depremin gelebileceğini gösterebilir” dedi.
Uzmanlar Arasında Görüş Ayrılığı
Bektaş’ın yavaş kayma değerlendirmesine karşın, bir başka deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy farklı bir görüş ortaya koydu. Üşümezsoy, Yalova açıklarında meydana gelen depremin Kuzey Anadolu Fayı’nın ana koluna bağlı ikincil faylarda meydana geldiğini belirterek, bu bölgede büyük bir deprem beklemediğini söyledi. Üşümezsoy, “Buradan büyük deprem çıkmaz” diyerek, fay üzerinde en fazla 5 büyüklüğünde depremlerin oluşabileceğini savundu.
Bilimsel İzleme Çağrısı
Prof. Dr. Osman Bektaş, tüm bu değerlendirmelerin ışığında Yalova’daki sismik hareketliliğin korkuyla değil, bilimsel verilerle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Bektaş, “Bu nedenle Yalova’daki sismik hareketlilik, korkuyla değil, bilimsel verilerle izlenmeli” ifadelerini kullandı.
Kaynaklar: Bu haberin hazırlanmasında şu kaynaklardan derlenen bilgiler kullanılmıştır: Vikipedi, Prof. Dr. Osman Bektaş’ın sosyal medya paylaşımları, Cumhuriyet Gazetesi’nin konuya ilişkin haberi , TGRT Haber’in deprem ve Bektaş’ın açıklamalarına ilişkin haberleri , KARAR Gazetesi’nin yavaş kayma ve Üşümezsoy’un değerlendirmelerine ilişkin haberleri , Türkiye Gazetesi’nin Bektaş’ın açıklamalarına ilişkin haberleri , Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün 25 Haziran 2016 tarihli deprem raporu , Anadolu Ajansı’nın 2016 depremine ilişkin haberi , ve ulusal basın arşivleri.